Fransız düşünür Michel Foucault, felsefe alanındaki çalışmalarında siyaset, tarih, psikoloji, sosyoloji ile ilgili önemli çalışmalar yapmıştır. Kendisinin politik bir direnişe sahip olduğu doğası bireyselliğinde de kendini hissettirmektedir. Foucault’ u tanımlamak kolay değildir. Evet bir filozof olarak kabul ederiz. Lakin sistemi incelendiğinde bir dilbilimci, sosyolog, psikolog, tarihçi gibi sıfatların kendisine oldukça uygun düştüğü söylenebilir. Özellikle delilik, cinsellik, hapishaneler üzerine yaptığı tarihsel incelemelerin onun felsefesinin omurgasını oluşturduğunu görmekteyiz. Ona göre akılsızlık kişilikte bir davranış bozukluğu, aile, din ve burjuva toplum değerlerine kendini uyarlayamayış alanını gösterir. Foucault deliliği tarihsel boylamda irdelerken aslında onun kaderinin bir taslağını çıkarmıştır. Bu çabası onun psikolojiye kaymasına neden olmuş ve “psikolojinin ortaya çıkışını mümkün kılan şeyin tarihini” yazmıştır. O deliliği nihayetinde insan hakikatinin açığa çıkarıcısı olarak görmüştür. Foucault’ a göre bilim, batı insanının kendi ortadan kalkışının açılımı içinde kendini kendi gözünde bilim nesnesi oluşturmaya katkı sunmuştur. Bunu dil ile yakalamış, böylece psikoloji, insan bilimleri ve tıp doğmuştur. Foucault’ nun terminolojisine hakim olmadan yapılacak bir okuma okuyucuyu hızlı bir şekilde metinlerden uzaklaştırıp metinleri anlaşılmaz ve sıkıcı olarak nitelendirmesine sebep olabilir. Yani diyebilirim ki felsefede postmodern dönem kavramların zenginleştiği ve üretildiği bir dönemdir. Diğer postmodern düşünürler gibi Foucault u anlamanın sınırlarında gezmek istiyorsanız onun kavramlarıyla selâmlaşmanız gerekiyor.