İnsanlar yargılamayı çok seven varlıklardır. En ufak hatada birbirlerinin kanını emebilirler. Ama ilginç bir şekilde insanda insaf duygusu da vardır. Karşısındaki suçlu insanla empati kurabilecek potansiyele sahiptir. Ama o çoğu zaman infazı tercih eder. İnsafı bir noksanlık olarak görür. İşte tam da bu yüzden gücü elde eden insan, doğadaki en tehlikeli varlıktır. Güç , insanı zehirler. Asılsız güç insanı ruhsuz kılar. İşte bu eserinde Victor Hugo bu iki insani duygu ve durum üzerinde durmuştur. Fakat onun eserinde sadece papaz insaflıdır. O da cehennemden korktuğu için insafı yeğlemiştir. Dünyada çok az kişi sefillerin unutulmaz karakteri Jean Valjean gibidir. Kimse birbirine acımaz. Yere düşene bir tekme daha atmak her zaman daha doyurucu ve daha güçlü gelir insana. Açlıktan karnı sırtına yapışmış insanı ancak bir infazın vuku bulması doyurabilir. Asılsız güç duygulara pranga vurur. Sonrada bu gücün eseri infaz vuku bulur… Quesimodo gibiler hep aynı Greve meydanında yargılanır. Onlara yardım edecek, en azından bir bardak su götürebilecek Esmeraldalar çok az bu dünyada. Veya açlıktan ölmek üzere olan Jean Valjeanlara kapısını açacak mösyö Myrieller yok artık buralarda. O insaf edenler, infaz edilerek toprağa gömüldüler. İşte o zamandan beri, mezarda insani duygular…
Çünkü çoğumuz ortalama düzeyde fiziksel çekiciliğe sahibiz. Uç noktalarda çekici ve gösterişli insanların yalnız kalma ihtimalleri de bu nedenle daha fazladır. Korku ve tereddüt oluştururlar. İnsanlar böyle alımlı kişilerle tanışmaya ve birlikte olmaya çekinirler. En temel sebebi rekabettir ve üreme işi hele ki bir bebek söz konusu olacaksa, rekabete olabildiğince kapalı olmalıdır. Aile kurumu da zaten bu nedenle mevcuttur.