Talha Dökmez

Bir Müslümanım ve YouTube'daki Yunan mitolojisi videoma gelen yorum şöyle. İleti bu kadar. i.ibb.co/N9jpMvn/aha.jpg
Edebiyat
Reklam
Gılgamış ve Ölümsüzlük
9/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2020 62. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2020 06:31
Gılgamış destanı, aslında insanın ortak yazgısını (ölümü), ölümsüzlüğe çevirmeye çalışması ama bu çabanın hüsranla sonuçlanması anlatılır. Büyük uruk kralı Gılgamış, kendisi gibi heybetli, güçlü dostu Enkidu ile farklı maceralar yaşar ve bu maceralarda bazı karakterlerin tamamen kendi istekleri doğrultusunda ölümlerine sebebiyet verirler. Bu olayların sonunda tanrıları kızdırırlar. Aslında saldırmalarının bir anlamı yoktur. Humbaba'yı öldürmeseler de olurdu. Aslında destanda ölümsüzlüğün yanında, insandan yani bizden imgeler de var. tanrıların kızması sonucunda Enkidu hastalanır ve Gılgamışın yanında ölür. Bu kendi gibi heybetli adamın çamur olmasını gözleriyle izleyen Gılgamış şöyle düşünür. Eğer Enkidu gibi bana benzeyen bir adam ölüp çamur olabiliyorsa, ben neden olmayayım? ve bu soru üzerine kral Gılgamışı ölüm korkusu sarar ve bu korku sonucunda ölümsüzlüğü aramak için yollara düşer. Bu uzun yolun sonunda Ut-Napiştim'in (Nuh peygamber) yanına varır. Ut Napiştim kral Gılgamışa ırmağın altında olan bir ottan bahseder. Bu ot, insan oğluna ölümsüzlük vermez ama sürekli gençlik Vaadeder. Bunu üzrine kral Gılgamış hemen nehrin dibine iner ve o otu bulup yer yüzüne çıkarır. Ama işin ilginç tarafı, ottan kendisi ısırık almaz onu heybesine koyup Uruka götürmeye çalışır. Aslında burda Prometheusvari bir yaklaşım görüyoruz. yani Gıgamış kendini ve halkını (insanlığı) düşünmüştür. kral Gılgamış heybesiyle birlikte Uruka giderken konakladığı bir mağrada gençlik otunu bir yılana kaptırır ve yılan bu otu yer. Ve bu yılan kanımca şuan da tıbbın simgesi olan yılana evrilir. yazının başında Gılgamışın ölümsüzlüğü bulamamasına bir hüsran dedim ama bu bizim kabullenmemiz gereken bir ortak yazgı. hepimiz insanız ve atamızda insan. bizde bir gün öleceğiz. belki canice bir ölüm olacak
Felsefe
Gılgamış DestanıAnonim · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20237bin okunma
"Her yarış bir davadır. O davanın adamı olmak gerekir."
9/10
·172 syf.··
Beğendi
·
2020 65. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2020 16:45
İnanmak, belkide insanlara verilmiş en önemli özelliktir. İnanma ve düşünmek, bizi insan yapan özelliklerdir. Ülküsüz bir insan yaşamının, hayvan yaşamından ne farkı olabilir ki? Ülkü yaşamdır. Ülkü hayattır. Su, yemek ve hava canlılar için ne derece gerekliyse, ülküde o derecede insana gereklidir. İnanç, sadece tanrı inancı değildir. Tanrıya inanmamamakta bir inançtır. Ya da hiçliğe inanmakta bir inançtır. Hiçliğe inanmak bile inançsa o zaman inançsız bir insan olmamalıdır bu dünyada. Ama ne yazık ki var. İşte tam burada ikinci faktör devreye giriyor. Düşünmek inanmaktan da önce gelir. Düşünen insan inancına kavuşur ve onu yaşamı yapar. O, inancı temel ihtiyaçlarının üstüne koyar. Ama düşünmeyen insan sadece zevk ve arzuları için, tıpkı bir 'hayvan' gibi yaşar. Hayvanın düşündüğü tek şey yaşama isteğidir. Avlanır, su içer, soyunu devam ettirir ve ölür. Ülküsüz bir insanın, düşünceden aciz bir hayvandan farkı nedir? her insan sorgulamalı. Halk da sorgulamalı filozoflar da. Toplumlar halkları cahil olarak görürler. hayır, cahillik bilgi bilmeme değildir. Asıl cahillik ülkü sahipsizliğidir. Yaşamın kökü düşünce ve inançtır. Atalarımız, binyıllar önce bize inanmayı öğütlemişlerdir. Bugünün Materyalist kafası, atalarımızı hiçe sayarak, yaşamın temel kaynağı olan düşünce ve ülküyü hiçe sayar. Bu ise, insan ile hayvan arasındaki taş köprünün kilit taşlarını hiçe saymaktır. İşte bu köprü yıkılırsa o yıllardır beklenen kıyamet sonunda gelmiş olur. Hiçlik bile bir inançsa neden materyalizm bir inanç olmasın? Materyalizm bir inanç değilidir. İnsan benliğini, insanı insan yapan yapıtaşlarını hiçe saymak, bir ülkü olamaz, olmamalıdır. Ülkü, insana can veriri ve zamanı gelince geri ister. Gerçek ülkü sahibi insan, gözünü kırpmadan ülküsüne sarılan insandır. İnsan ülküsüzken
Felsefe
Türk ÜlküsüHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 20234,922 okunma
Swedenborg ve Pascal gibi büyük filozofların çıldırma pahasına ulaşmaya çalıştıkları bu yüce düşüncelerden korkardı. Kuşkusuz bu güçlü düşlerin, ahlaki yararları vardır ve ideal mükemmeliyete bu sarp yollardan ulaşılır. O, kestirme yolu, yani İncil'i tercih ediyordu.
Sayfa 68·Kitabı okudu
Aşağılanma saygıya susamıştır.
Sayfa 91·Kitabı okudu
Reklam