“Ne devlete ne de cemiyete güveni kalmamıştı. Tersanede müdür, fabrikada patron onun emeğini çalıyor, fakat kimse gelip yakalarına yapışmıyordu. Halbuki kendisi bir ekmek çaldığı için beş sene kürek cezasına mahkum edilmişti. İçi kin dolu olarak oradan ayrıldı.” (Hugo, 2006: 39)
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Dostlar selam
Yakın zamanda başlangıç seviyesinde felsefe okumaları yapmayı düşünüyorum. Eğer benimle birlikte bir maraton halinde okumak isterseniz özelden mesaj atabilirsiniz.
Geçenlerde fotoğraf çekimi için bir fotoğrafçıya girdik. Sahibi altmışlı yaşlarındadır herhalde. O işi ile uğraşırken benim gözüm masasındaki kitaba takıldı. Normalde Ahmet Ümit'in bir kitabına inceleme yazmayı düşünmezdim. Ama bu kitabı o yaşlı adamın masasında görünce içimden bir inceleme yazma isteği geldi.
Edebiyat gerçekten birleştirici bir unsur. Hangi yaşta olursanız olun, mesleğiniz ne olursa olsun, ırkınız, cinsiniz, renginiz ne olursa olsun, edebiyat hepimiz için. Türkiye gibi okuma oranının yerlerde olduğu bir ülkede, çok ücra bir yerde küçücük bir dükkanın içinde yaşı belki altmışı geçkin bir amcanın okuduğu kitap bana umut verdi. Gerçekten Atatürk'ün dediği gibi gelecek gençlerin elinde. Ve biz şimdinin gençliğiyiz. Ve bizim görevimiz, bir sonraki gençliğe daha bilinçli ve daha güzel bir gelecek bırakmak.
bu hedefi sadece çalışarak gerçekleştirebiliriz. daha fazla okuyarak daha fazla düşünerek ve daha fazla isteyerek.
Evet belki bu kitap sadece bir polisiye kitabı olabilir. Ama bana büyük şeyleri hatırlattı.
Bazen ütopyalar gerçeğin ta kendisidir. Hani derler ya şimdinin bilimkurgusu yarının gerçeğidir diye, hah işte ütopyalar için de aynı şey geçerli. Bizim halkımızın belli bir kesimi polisleri el üstünde tutar. Sanki onların yaptığı her iş doğruymuş gibi savunurlar onları. Burada şu soruyu sormamız gerekir. Polisler sadece düzeni mi sağlar? kanımca hayır. Polisin görevi mevcut iktidarı korumaktır. Bu devrim zamanlarında da böyle değil midir? Halk, "yozlaşmış seçileni" indirmek istediğinde ilk engel polislerdir. Çünkü onlar bu görev için yetiştirilmişlerdir. Kimi iyi kimin kötü, kimin yozlaşmış kimin yozlaşmamış olduğunu sorgulamazlar. Amirlerinin onlara yap dediklerini tıpkı "robotlar" gibi sorgulamadan uygularlar. Halka acımazlar. örneklerini kendi ülkemizde de görmedik mi? . Darbe zamanında sırf komutanları emretti diye hiç düşünmeden halka mermi sıkmadılar mı? ya da daha bilindik bir örnek vereyim. Fransız devriminde "kralın askerleri" halkı acımasızca katletmedi mi? Bu verdiğim örneklerin dışında sizlere binlerce örnek verebilirim. Tabi ki genelleme yapmak istemem. Belki gerçekten saf düşüncelerle polis olmayı seçen ve gerçekten iyilik yapmaya çalışan polislerimiz ve polisler vardır. Ama unutmamak gerekir ki iyi niyetli olsalar bile onlar emir kulları.
Bu kitabı bana, onun beni tanımadığı ama benim onu tanıyıp çok sevdiğim Oğuz Aktürk önermişti. iyi ki de önermiş.
şimdi ise bu kitabı ben size önermiş olayım. ufkunuzu açacak ender kitaplardan biri.
son olarak kitaptan bir alıntı yazmak istiyorum.
"Biliyor musun, hedefi olan her gruplaşma, hiçbir şeyden haberi olmayan maşalara gerek duyar. Bu maşalar, kahraman olarak adlandırılsa da ve bazıları için -hep yalnız az sayıdakiler için- belki gezinti yollarında anıtlar dikilse de, yine de birer