Talha Dökmez

1830 devrimi
"Bu elli adam altmış bin askeri bekliyordu"
Sayfa 442·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Edebiyat, hatırlamamız gerekeni bizlere hatırlatır.
8/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2020 41. kitabı
Geçenlerde fotoğraf çekimi için bir fotoğrafçıya girdik. Sahibi altmışlı yaşlarındadır herhalde. O işi ile uğraşırken benim gözüm masasındaki kitaba takıldı. Normalde Ahmet Ümit'in bir kitabına inceleme yazmayı düşünmezdim. Ama bu kitabı o yaşlı adamın masasında görünce içimden bir inceleme yazma isteği geldi. Edebiyat gerçekten birleştirici bir unsur. Hangi yaşta olursanız olun, mesleğiniz ne olursa olsun, ırkınız, cinsiniz, renginiz ne olursa olsun, edebiyat hepimiz için. Türkiye gibi okuma oranının yerlerde olduğu bir ülkede, çok ücra bir yerde küçücük bir dükkanın içinde yaşı belki altmışı geçkin bir amcanın okuduğu kitap bana umut verdi. Gerçekten Atatürk'ün dediği gibi gelecek gençlerin elinde. Ve biz şimdinin gençliğiyiz. Ve bizim görevimiz, bir sonraki gençliğe daha bilinçli ve daha güzel bir gelecek bırakmak. bu hedefi sadece çalışarak gerçekleştirebiliriz. daha fazla okuyarak daha fazla düşünerek ve daha fazla isteyerek. Evet belki bu kitap sadece bir polisiye kitabı olabilir. Ama bana büyük şeyleri hatırlattı.
Aşkımız Eski Bir RomanAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202331,4bin okunma
Ütopyalar bazen gerçeğin ta kendisidir!
7/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2020 57. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2020 20:33
Bazen ütopyalar gerçeğin ta kendisidir. Hani derler ya şimdinin bilimkurgusu yarının gerçeğidir diye, hah işte ütopyalar için de aynı şey geçerli. Bizim halkımızın belli bir kesimi polisleri el üstünde tutar. Sanki onların yaptığı her iş doğruymuş gibi savunurlar onları. Burada şu soruyu sormamız gerekir. Polisler sadece düzeni mi sağlar? kanımca hayır. Polisin görevi mevcut iktidarı korumaktır. Bu devrim zamanlarında da böyle değil midir? Halk, "yozlaşmış seçileni" indirmek istediğinde ilk engel polislerdir. Çünkü onlar bu görev için yetiştirilmişlerdir. Kimi iyi kimin kötü, kimin yozlaşmış kimin yozlaşmamış olduğunu sorgulamazlar. Amirlerinin onlara yap dediklerini tıpkı "robotlar" gibi sorgulamadan uygularlar. Halka acımazlar. örneklerini kendi ülkemizde de görmedik mi? . Darbe zamanında sırf komutanları emretti diye hiç düşünmeden halka mermi sıkmadılar mı? ya da daha bilindik bir örnek vereyim. Fransız devriminde "kralın askerleri" halkı acımasızca katletmedi mi? Bu verdiğim örneklerin dışında sizlere binlerce örnek verebilirim. Tabi ki genelleme yapmak istemem. Belki gerçekten saf düşüncelerle polis olmayı seçen ve gerçekten iyilik yapmaya çalışan polislerimiz ve polisler vardır. Ama unutmamak gerekir ki iyi niyetli olsalar bile onlar emir kulları. Bu kitabı bana, onun beni tanımadığı ama benim onu tanıyıp çok sevdiğim Oğuz Aktürk önermişti. iyi ki de önermiş. şimdi ise bu kitabı ben size önermiş olayım. ufkunuzu açacak ender kitaplardan biri. son olarak kitaptan bir alıntı yazmak istiyorum. "Biliyor musun, hedefi olan her gruplaşma, hiçbir şeyden haberi olmayan maşalara gerek duyar. Bu maşalar, kahraman olarak adlandırılsa da ve bazıları için -hep yalnız az sayıdakiler için- belki gezinti yollarında anıtlar dikilse de, yine de birer
Polisiye Bir ÖyküImre Kertesz · Can Yayınları · 2019331 okunma
Sizce tanrının varlığını ya da yokluğunu "kanıtlayabilir" miyiz? Fikrinizi yorum olarak belirtin ki birbirimize katkımız olsun. Son günlerde aklımda dolaşan bir soru. Acaba gerçekten tanrının varlığından yüzde yüz, ya da yokluğundan yüzde yüz emin olabilirmiyiz? Yoksa sadece inanabileceğimiz ama kanıtlayamayacağız iki zıt teori mi?
6/10
·121 syf.··
Beğendi
·
2020 68. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2020 15:40
Merhabalar Bu kitabı okurken, en çok yazarı dikkatimi çekti. Eric Hoffer hayatında hiç eğitim almayan bir insandı. Hani bizim "üniversite" dediğimiz kurum var ya, bu yazar oraya hiç gitmedi. Ama Berkeley üniversitesine danışman olarak alındı. ve bu noktalara tam anlamıyla sadece kitap okuyarak gelebildi. Bu kitabı ve yazdığı onlarca kitabını profesyonel bir psikoloji eğitiminin ardından değil, sadece okuyarak yazdı. çok saygı duyulası bir kişilik. Kitabın temel aldığı soru şu; insanlar nasıl oluyor da bu denli "benliği" yok eden kitlelere katılıyor? Ve bu sorunun cevabını psikolojik bir alt yapıyla biz okurlara sunuyor. Yazar daha kitabın başında bu bir tartışma kitabıdır diyor. Yani tartışılabilecek konulardan bahsediyor. Bir kitle hareketinin nasıl başladığını ve bu kitle hareketlerinin nasıl sürdürüldüğünden bahsediyor. Sonuçta kitle hareketleri birer soba gibi, devamlı yakıta ihtiyaçları var. Eğer ihtiyacını karşılayamazlarsa sönmeye mahkum olurlar. Kitle hareketleri, insanların benliğini yok eder. Çünkü bir kitle hareketinde "Ben" im önemim yoktur, "Biz" im önemimiz vardır. Bu her kitle hareketinde böyledir. Ülkemizde de bolca örneği var. Ama birey hiç düşünmez. içinde benim olmadığım bir şeyin ne önemi olabilir ki? Benden önemli ne olabilir bu dünyada? Ben yoksam bu dünyanın ne anlamı var? Ben, benliğimi öldürürsem geriye ne kalır ki? Aslında bu soruları her birey kendine sormalı. Ama ne var ki, insanlar tarih boyunca bu soruyu kendilerine çok az sormuş olacaklar ki, kitle hareketlerine devamı yakıt olmuşlar ve hala olmaya devam ediyorlar. Kanımca insan önce benliğini tanımalı, sonra ne isterse onu yapmalı. Çok basit bir soruyla bu meseleyi kendinize anlatabilirsiniz. Ben olmasaydım bu dünyanın benim için ne anlamı olurdu ki? Yazıyı çok uzattım biliyorum
Benlik
Kesin İnançlılarEric Hoffer · Tur Yayınları · 19803,725 okunma