Enise

Joad gözlerini kapayıp açmış ve şöyle demiş, "Karanlıktan başka hiçbir şey yok." Arkadaşı gülerek, "Şu an gülünecek zaman değil çünkü neredeyse ölmek üzeresin. Ama doğru zamanda geldim."demiş. "İçeride yalnızca karanlığı gördüğünü söyledin, öyle değil mi?" Joad, "Elbette." diye yanıt vermiş. Bunun üzerine adam, "Böyle büyük bir filozof olduğun ve o kadar güzel kitaplar yazdığın halde yine de bunu göremiyor musun? Aslında iki şey var; sen ve karanlık. Yoksa karanlığı kim görecekti?
Enise
Arkadaşı devam etmiş, "Tüm çabamız bu 'Ben'i, yani gözlemciyi daha güçlü, daha kristalize bir hale getirip, karanlığı aydınlığa çevirmektir. Bu iki şey zaten eş zamanlı olarak gerçekleşecektir. Gözlemci giderek kendi içindeki merkezi buldukça, karanlık da biraz daha azalacaktır. Gözlemci tamamen çiçeklendiğinde, yani bilincin nilüfer çiçeği açtığında, tüm karanlık yokolacaktır." Karanlıkta yaşamak en asgari düzeyde yaşamaktır. Işıkla dolu olmaksa azami yaşamdır.
Reklam
Jung, iç çöküntülü tutumlarının nedenini bulmuştu. Toplumda bir duruma ulaşmak için gerekli ilgi alanlarına yatırılmış olan enerji, amaçları gerçekleşmiş olduğundan bu ilgi alanlarından çekilmişti. Değer kaybı kişilikte bir boşluk yaratıyordu. Tedavisi nerdedir? Bunun açık yanıtı eskimiş değerlerin yerini alacak ve boşluğu dolduracak yeni değerlerin meydana çıkmasıdır. Ancak herhangi bir ilgi alanı değildir söz konusu olan. Kişinin ufuklarını sırf maddeci kaygıların ötesine genişletecek değerler olmalıdır. Bu ufuklar manevi ve kültüreldir. Etkinlikten çok tefekkür ve temaşa yoluyla kişinin kendi kendinin bilincine varmasıdır.
Sayfa 99·Kitabı okudu
Samet Ö. isimli okura yanıt verildi
Enise
Öyle de denebilir. Artı olarak yukarıda yazan iç çöküntülü durumu yaşayanların orta yaştaki kişilerin olduğunu söylemiş kitapta. Yani Jung’a göre yaşamın aşamalarının dördünden biri sadece. Bir süreç olarak da ifade edebiliriz.