Günümüz insanının gerek teknolojik gelişmeler gerekse kapitalizmin yaygınlaşmasından ötürü kendi doğasından uzaklaşması sonucu oluşan olumsuzlukları fark edip, eski kadim bilgiye dönüş yolculuğunu ve bunun bir din olarak değil de hayatın içinden ruhumuza ve kendimize bir ışık tutucu olan wiccayı ve wiccanın altında yatan paganizm inancını ele alıyor kitap.
İlk olarak bir yanlışı düzeltmek gerekirse büyünün bir başkasının iradesini etkileyecek bir şey olmadığını kişinin yani cadı dediğimiz wiccanın kendi gelişimi için yaptığı bir ritüel olduğunu bilmek lazım.
İlk bölümde, eski uygarlıklarda ezoterik topluluğa seçilen kişilerin geçirdiği üç aşamadan bahsediyor. Pagan eğitimi, ezoterik eğitim ve okült eğitim. Kısaca bahsetmek gerekirse pagan eğitimi kişinin ergenlikten erginliğe geçişi ve bunun için yapılan ritüelleri kapsıyor. Ezoterik eğitim ise yaratıcı gücün tanınması ve kadim üstadlar hakkında bilgi almayı kapsıyor. Son olarak da okült eğitim ise tanrıyı inkar ederek tanrısal gücün kendi benliğine geçmesi ve majinin kullanılması.
Gelelim wiccanın nereden çıktığına daha doğrusu kim tarafından sistemli hâle getirildiğine; Gerald Gardner’in 1930’larda bir cadı topluluğu ile karışılaşması ve zaten meraklı olduğu bu konuda çalışmaları ilerleterek 1954’de Witchcraft Today isimli kitabı yayımlaması ve zaman içinde yayılarak bir topluluk haline gelmesi ile oluşmuştur.
Bundan sonraki bölümlerde ise wicca ile ilgili detaylı bilgiler, bayramlar ve ritüellerden bahsetmekte.
Benim için tanımların ötesine geçen bir kitbelirtincelemebitiyorum