İnsan toplumumun dünyası kesinlikle insanların elinden çıkmıştır ve dolayısıyla bu dünyanın ilkeleri, kendi insani zihnimizin geçirdiği değişimler içinde aranmalıdır.
Bütün varlıklar arasında, yalnızca insan, gereksinmelerini karşılamak için gereksindiği şeylerin üretimine, hemen hemen mutlak bir biçimde egemen olabilmiştir. İnsanlığın gelişmesindeki bütün büyük dönemler, tamamen denebilecek bir biçimde, beslenme kaynaklarındaki genişleme dönemleriyle düşümdeştirler.
Bachofen bu iddiaların kanıtlarını, çok büyük çabalarla bir araya getirdiği antikçağ klasik edebiyatının eşsiz örnekleri içinde bulunuyordu. Ona göre hetairizmden tek-eşli evliliğe ve analık hukukundan babalık hukukuna geçiş, özelllikle Yunanlılarda, dinsel fikirlerin geçirmiş olduğu evrimle; yeni anlayışı temsil eden eski tanrılar yanında ortaya çıkıp tutunması ve bunları giderek geri plana atmalarıyla gerçekleşmiştir. O halde, Bachofen'e göre, erkekle kadının karşılıklı toplumsal konumlarındaki tarihi değişmeler, ğnsanların gerçek yaşam koşullarındaki gelişmenin değil, bu yaşam koşullarının aynı insanların beyinlerinde yankı bulan dinsel yansımasının ürünüdür.