“(…)ne kötülükleri ortadan kaldırmak mümkündür Theodoros -çünkü iyinin karşısında daima bir şey olması zorunludur- ne de onların tanrılarda bulunması. Kötü şeyler, bir zorunluluk olarak, ölümlü doğayı ve bu dünyayı çevrelemiştir. İşte bu nedenle, buradan oraya elden geldiğince çabuk kaçmak gerek. Bu kaçıştan kasıt, tanrılarla olabildiğince benzeşmektir. Onlarla benzeşmekse, aklıbaşındalıkla birlikte adil ve dindar olmaktır. Fakat doğrusu, ey iyilerin iyisi, çoğu kimsenin söylediğine bakılırsa, erdemi gözetmenin ve erdemsizlikten kaçmanın, birinin yapılırken ötekinin yapılmamasının asıl amacı, kötü değil de iyi bilinmekmiş; insanları böyle olmadığına inandırmaksa hiç kolay değil. Oysa bana göre bunlar, hani derler ya, kocakarı lakırdısı olmaktan öteye gitmiyor. Hakikati şu şekilde söyleyelim:
Tanrı hiçbir yerde ve hiçbir şekilde adaletsiz değildir, aksine o en adaletlidir ve hiçbirimiz de bu en adaletli olmak konusunda onun benzeri olamayız. Kişinin gerçek ustalığı, değersizliği ya da korkaklığı burada ortaya çıkar. Çünkü insanın bilmesi bilgelik ve gerçek erdem, bilmemesi ise bilgisizlik ve apaçık kötülüktür. Ustalık ve bilgelik olduğu düşünülen diğer her şey, devlet egemenliğinde bayağılık, sanatlarda ise yapaylık olarak kendini gösterir. Bu nedenle, sözleri ve eylemlerinde adaletsiz ve dine aykırı olan birine yapabilecek
en iyi şey, ona hiçbir zaman düzenbazlıkta usta olduğunu söylememektir. Çünkü bu türden bir kınama onu onurlandırır. Bunu duyunca işe yaramaz biri olmadığı zannına kapılır; toprağın taşıdığı bir yük değil de, devleti kurtarması için ihtiyaç duyulan biri olduğunu düşünmeye başlar. Bu nedenle onlara hakikati, yani hiç de düşündükleri gibi değil, bunun tam tersi olduklarını söylemek gerekir; çünkü her şeyden önce bilmeleri gereken şeyi, adaletsizliğin