Günlük yaşantımı yazmaya karar vermiştim. Daha doğrusu, defterime yazmaktan hoşlandığımı görünce, anlatmaya değer büyük, önemli olaylar bekleyeceğime (böyle büyük olayları yaşamak olasılığı yok ya), günlük yaşantımın önemsiz ayrıntılarıyla oyalanmaya, üstelik onları hiç de küçümsememeye karar vermiştim. Bu küçük ayrıntıların gerçekten de bir varlıkları olmalı. Belki ben, belli bir titreşimin üstündeki sesleri duyamadığım gibi (bu kulak yapımızın bir özelliğiymiş, bir zamanlar okumuştum), ayrıntıları sezinlemekten de uzağım. Şunu demek istiyorum: Ayrıntılar değişince yokluklarını anlıyor, tedirgin oluyorum. Oysa onlarla haşır neşir yaşayıp giderken de varlıklarını bilmem gerekir. Bunun için kendimi bakmaya ve görmeye alıştırmalıyım.