Banka memuru olan kahramanımız Ankara'da Ayaşlı İbrahim denilen bir zattan oda kiralar... Apartmanın Ayaşlı'ya ait diğer 8 odasında Ayaşlı'nın ailesi ve diğer kiracılar kalmaktadır.
Mikro bir toplum niteliği taşıyan apartmanda Ayaşlı İbrahim, üvey kızı Faika, kocası şoför Fuat, emekli konsolos Şefik, fabrikatör İskender, kahramanın hemşerisi ve aile dostu Hasan, hizmetçi kız Halide, Türkmen Abdülkerim ve karısı İffet, kumar ve eğlenceyi seven Turan ve kocası Haki yaşamaktadır.
Birbirinden çok farklı hayatları olan apartman sakinlerinin bir apartmanın odalarında ilişkileri, etkileşimleri anlatılmaktadır.
Cumhuriyetin ilk yıllarında milletvekilliği, büyükelçilik görevlerinde bulunan, İkinci Cihan Harbi esnasında Cumhuriyet Halk Partisi genel sekreterliği görevi emanet edilen Memduh Şevket Esendal'ın yazdığı bir eser...
Eser sanayileşme, şehirleşme ve apartman düzenine geçiş ile birlikte sosyal hayatta ve aile hayatında yaşan değişim ve dönüşümün eleştirisini yapmaktadır.
Türkiyeli yazar Ahmet Ümit’in Türkiyeli okurlar için polisiyeyi mitoloji ve arkeoloji sosuna bandırarak kaleme almış olduğu Kayıp Tanrılar Ülkesi adlı kitap ile karşınızdayım. Son dönem Türkiye edebiyatının en çok satılan :) en çok okunan :) en çok raflarda kendine yer bulan :) kitaplardan birisi olma şerefine de nail olmuş durumda. ‘’Kayıp Tanrılar Ülkesi, Zeus Altarı ve Pergamon Tapınağı’nın gölgesinde mitlere günümüzde yeniden hayat verirken, suçun çağlar ve kültürler boyu değişmeyen doğasını bir tokat gibi yüzümüze çarpıyor.’’ diyor arka kapakta.
Birçok okur bu kitabı övgülerle yere göğe sığdıramazken benim kendisiyle ilişkim pek de beklediğim gibi gelişmedi. Ön yargılarımı yıkıp bir şans verdim fakat olmadı. Açıkçası bunun sebeplerini de uzun uzun analiz yaparak paylaşma niyetim yok.
İlkin her şey güzel giderken -ya da ben öyle sanarken- aniden bir WOKE atmosferi sardı dört bir yanı. Mizojinist, homofobik ve zenofobik tutumlar sergileyen bir karakterin olaya dahil olmasıyla birlikte, bazı şeyler gözüme gözüme sokulmaya başlandı. Her üç cümlede bir kadın, eşcinsel ve yabancı düşmanlığına atıfta bulunduğu için yazarın samimiyetine olan güvenim azaldı. Sosyal mesaj verme kaygısı edebiyatın önüne ket vurmuş oldu. 1-0
TÜRKİYELİ sorunsalı ve üstü kapalı soykırım kabulü.
Ümit Bey, bir İngiliz’e İngiltereli, bir Fransız’a Fransız veya bir Alman’a Almanyalı demeyi tercih etmiyor. Fakat konu Türk vatandaşına gelince bir anda Türkiyeli oluveriyor. Bunun neden tercih edildiğini sanırım az çok tahmin ediyoruz. Ve, ve, ve… Sayfa 154’te Nazizm ve soykırım muhabbeti esnasında Almanlar hakkında: "Her şeye rağmen yapılan kötülükle yüzleşiyorlar. Aynı şeyi ülkemiz (Türkiye) için söylemeyi çok isterdim" gibi bir cümle sarf ediliyor. Yazarımız objektif gibi görünmeye çalışsa da o
Mü-kem-mel bir kitap. Evet iddialı bir girizgah yaptım fakat ben tarihi unsurların kurgu bir eserin içine böyle güzel kaynaştırılmasına bayılıyorum. Kalemine sağlık İhsan hocam..