Tanrıyla yalnızlığı konuşacağım
Dünyayı gösterip gözyaşlarımın içinden
Yoksulluk sana hiç acı vermiyor mu, diyeceğim
Kadınlar, diyeceğim sonra, nasıl bu kadar güzel oluyor.
Bir gün ışıksız rüzgârsız bir sessizlik geldi. Gideceğim, dedi. Burada üşüyorum. Dünya ağır. İnsan korkunç. İnanacak gücüm kalmadı. Her şeye bulantıyla bakıyorum. Güzellik yıkıcı. Hiçbir inceliğe inanmıyorum. Bir sonsuz kum içinde bir yıldız rüyasıyım. Seni sevecektim. Söyleyemedim. Gidince mi? Yalnızlık benden önce gidecek, biliyorum. Belki filizlenen bir taş... bir yerlerde.
Hepsi bu...
Her insan hayatı boyunca mutlaka birilerine veda eder: Hayata, çocuklarına, sevdiklerine, şehirlere, zamanlara ve mekânlara. Çok uzatılmak istenmeyen, insanın kendine zor tuttuğu bu zamanlar bir kavuşma ümidini yaşattığı için ümitli, içinde de bir ayrılık taşıttığı içinse ümitsizdir. Kısa bir süre birbirine kavuşup ayrılan bedenler, çözülen eller, hemen akıveren gözyaşı...