The Luzhin Defence (2000)
Kadın onunla tanışmak, Rusça konuşmak istedi -kaba sabalığı, sıkıntılı hali ve nedense onu bir müzisyene benzeten alçak, dışarı kıvrılmış yakasıyla kadına o kadar çekici gelmişti ki- ayrıca onu fark etmemesi, oteldeki bütün diğer bekar erkekler gibi onunla konuşmak için bir bahane bulmaya çalışmaması hoşuna gitmişti. Kadın pek güzel sayılmazdı, küçük, düzgün yüz hatlarında bir şeyler eksik gibiydi -sanki yüz hatlarını oldukları gibi bıraktığı halde onlara tarif edilmesi güç bir anlam bahşedecek olan, onu güzel kılacak olan son kesin vuruşu yapmamış gibiydi doğa. Fakat yirmi beş yaşındaydı, modaya uygun olarak küt kesilmiş saçları derli toplu ve hoştu, ve olası bir uyumun, son dakikada yerine getirilmemiş bir gerçek güzellik vaadinin ipucunu taşıyan bir baş çevirisi vardı. Sanki birazcık onların yumuşak tazeliklerini sergilemek istiyormuş gibi, kollarını ve boynunu açıkta bırakan son derece sade ve iyi dikilmiş elbiseler giyiyordu. Lujin Savunması Vladimir Nabokov Sayfa: 77 (İletişim yayınları)
1000Kitap
Dünyadaki tüm güzel kelimeleri yan yana getirsem, yine de içimdeki seni tarif etmeye yetmez. Aşkın bir sureti olsaydı, tamamen senin yüzün olurdu.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Hayır! Seni görmediğim zaman hasta oldum. Göğsüm ortadan ikiye yırtıldı sanki. Derdimi kimseye anlatamadım çünkü içimdeki boşluğu nasıl tarif edeceğimi bilmiyordum,” dedi Harika. Uzanıp Selçuk’un elini tuttu. “Sadece senin yanındayken o boşluk doluyor.”
Biraz önce bir film izledim. İsmi Atlıkarınca. Biz ne kadar şükretsek az. Ne güzel; evde, aile içinde, güvenle büyüdük. Ama bunu yaşayan binlerce çocuk var. “Doğru baba seçmek çok önemli” diye düşünürken eski bir anı gözümde bütün gürültüsüyle canlandı. Sanırım 2020 civarıydı, Covid döneminde hastaneden taburcu olmuştuk. sevgilimle 1 ay pencereden görüşmüşüz çok özlemişiz. 2 yaşında bir kız yeğenim var. Sevgilimi çok seviyordu. “Bulağ, Bulağ” diye peşinden koşuyor, onu görmek için can atıyordu. Bu arada ailelerimiz yoğun bakım sürecinden önce tanışmıştı zaten biz ailece o geceden sonra pozitif olmuştuk. Sevgilim, müstakbel eşim Bulağ taburculuktan sonra ilk fırsatta bir akşam beni görmeye geldi. Hava erken kararıyordu. Yeğenim de onu görmek için ağladığından onu da aşağı indirdim. Arabada geçti hadise.. Kucağına aldı, biraz sevdi. Sonra birlikte markete gittiler. Kaju çok sevdiği için onu sık sık markete götürürdü. “Kaju nerede kızım?” der, benim küçük bebeğim de tarif ederdi. Gidip alırlardı. Neyse, marketten geldiler. Hem kaju yiyorlar hem oynuyorlardı. Bir ara sevgilim beni koklamaya arada yanağımı boynumu öpmeye başladı. Fakat yüzü çok ısındı, dudakları belirgin şekilde sıcacık oldu. Bu sırada bebek de onun kucağında, küçük ayaklarıyla üzerinde geziniyor, zıplıyordu. Sevgilimin, çocuk kucağındayken artan vücut ısısı ve gözlerini kısması beni şüpheye düşürdü. Elimle sertleşip sertleşmediğini kontrol etmek istedim. Aniden elimi tuttu ve itti. Telefonun ışığını açtım. “Bakacağım” dedim. “Ne demek istiyorsun?” diye agresifleşti. Ama ne kadar karşı çıkabilirdi? Işığı açmıştım. Yüzü alı al, moru mor olmuştu. Parmağımın ucuyla dokundum; taş gibiydi. Bebeği apar topar kucağından aldım. Panikle, “Saçmalama, ben öyle biri miyim? Seni özledim, kokunu alınca oldu”
Tarif bile edemediğimiz kederlerin giderilmesini beklemek saflığı avutuyor bizi.
Alıntı
Herkes aşkı farklı tarif eder ama acıyı aynı yaşar..
1000Kitap