Hayırlı Cumalar
Hazer kıl kırma kalbin kimsenin canını incitme Esir-i gurbet-i nâlân olan insanı incitme Tarik-i ışkda bi-çareyi hicranı incitme Sabır kıl her beläya häne-yi Rahman'ı incitme Alvarlı Muhammed Lütfi Efendi
Reklam
Tahir Tarık Balıkçı yazdı: Cumali’ye Mektup edebifikir.com/mektup/cumaliye... "Nasılsın kardeşim? İyi misin? İyi olmanı yüce Allah’tan dilerim. Annen baban da iyidir inşallah. Çok selam söyle, ellerinden öperim."
Edebiyat
Part 3 - İslam Fetihleri ve Sonrası
Tüm bu kargaşa ve merkezi otoritenin çöküşü sırasında, Halid b. Velid komutasındaki İslam ordusu, adeta direnç gösterilemeyen bir sel gibi ilerliyordu. 634’te Şam, 638’de Kudüs ve Filistin, 642’de ise Mısır düştü. Ancak asıl kırılma noktası 636 yılında Yermük’te yaşandı. Roma, elindeki her türlü etnik kökenden (Ermeni, Arap, Süryani) topladığı 60-80 bin kişilik yorgun, maaşı ödenmemiş ve ruhunu kaybetmiş karma ordusuyla; güçlü bir dini-kabilevi asabiyeye sahip, taze, genç ve yüksek motivasyonlu İslam ordusunun karşısına çıktı. Yermük, sadece bir askeri yenilgi değil, antik dünyanın o koca imparatorluğunun tek darbede devrildiği bir sistem çöküşüydü. Rivayet odur ki Herakleios, Suriye’yi ardında bırakıp geri çekilirken, kadim topraklara dönüp şöyle dedi: "Elveda Suriye, artık bir daha asla görüşmeyeceğimiz bir veda... Düşmanın elleri için ne güzel bir toprak olacaksın, esen kal Suriye!" ​Yermük ile beraber Roma’nın beli kırılmıştı. Elinde artık bu yeni fatihlere karşı duracak bir garnizonu bile kalmamıştı. Müslüman fatihler ise pragmatik bir strateji izlediler. Yerel halkı katliamdan geçirmek yerine, onları Roma’nın ağır vergi yükünden ve dini mezhep baskısından kurtaran bir kurtarıcı figürüne büründüler. Kiliselere ve mezheplere dokunmadılar, daha adil bir vergilendirme sundular. Sistemin işleyişine hiç ellemediler, sadece vergilerini alıp çıktılar. Halife Abdulmelik dönemine kadar da resmi yazışmalar Arapça değil, Greekçe ve Farsça yapıldı. Halk bu yeni düzeni bir işgal olarak değil, Konstantinopolis’in baskıcı otoritesine karşı bir alternatif olarak gördüler. Yeni İslam devleti de gayirmüslimlerin sırtında zenginleşti. Ancak bu pragmatizm, ilerleyen dönemlerde Emevi elitlerinin Arap-Mevali sınıflaşmasıyla lekelendi. Müslüman olan ancak Arap olmayan yerel halktan
Din
Karanlığın en koyu olduğu yerde bile kıblesini kaybetmeyenler, vahyin nuruna tutunan Allah aşıklarıdır.. “Şüphesiz Kur'ân, hak ile bâtılı ayıran bir sözdür.” (Târık, 13) ___ /Güven Taşdemir
Tarık Tufan'ın çocuğu yok zannedip çocuğu olduğunu öğrenmem gibi bir gün...
Hayata Dair
Reklam
Reklam