Tarık şahman

Tarık şahman
@tarik82
Mesleğinin ve görevinin verdiği sorumlulukların bilincinde olan, aynı anda okumaya ve yazmaya çalışan, iki kitabı yayımlanmış, halen üçüncü kitap çalışması üzerine kafa yoran kitapsever.
uzman jandarma
üniversite
Hakkari
Nevşehir
34 okur puanı
Ocak 2022 tarihinde katıldı
Gerileme harekâtı sırasında yakasını bırakmamış olan böbrek sancıları, Halep'e varışından az sonra Mustafa Kemal'i yine yatağa düşürdü. Ermeni Hastanesi'ne yattı. Hastabakıcıların oturma odasında yerli idareciler ve generallerle toplantılar yapıyor ve hastalığa karşı gösterdiği dayanıklılık doktorları şaşırtıyordu. Bu arada İngilizlerin zırhlı araçlardan kurulu bir ileri birliği Türk artçılarıyla küçük bir çarpışmadan sonra şehre yaklaşmış ve Türklere teslim olmaları için haber göndermişti. Türkler teslimi kabul etmediler. İngilizler, takviye birlikleri gelinceye kadar iki gün beklediler ve bu arada şehrin savunma tesislerini keşfe çalıştılar. Bir ara Araplar şehrin kalesiyle hükümet konağını ellerine geçirdiler. Mustafa Kemal şimdi Baron Otel'de kalıyordu. Sancıları geçmemişti. Odasında yatarken sokaktan ateş sesleri duydu ve balkona çıkıp baktı. Aşağıda büyük bir kargaşalık vardı. Bir sürü Arap, paniğe kapılmış olan Türk askerlerini yarıp geçerek, onu ve subaylarını ele geçirmek için otele girmeye çalışıyorlardı. Mustafa Kemal aşağı indi ve kamçısını sallayarak Arapları dışarı kovdu. Bu sırada garnizon komutanı, korkusundan okuyamadığı bir raporu onun eline tutuşturdu. Mustafa Kemal sükûnetle okudu. Rapor, şehrin düşman hücumuna uğradığını bildiriyordu.
Sayfa 188·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Şam'ı askerliğinin ilk günlerinden tanıdığı için yerli halkın Türklere karşı takındığı soğuk, düşmanca tavrı sezmekte gecikmedi. Pencerelerde Faysal'ın bayrağı asılıydı. Silahlı Arap çeteleri heyecandan sarhoş bir halde sokaklarda dolaşıyor ve havaya ateş edip binicilik gösterileri yaparak eğleniyorlardı. Şehrin elden gittiği belliydi. Kisve'ye dönünce von Sanders'in bir emrini buldu. Birliklerini 4. Ordu komutanına teslim ederek Rayak'a gitmesini ve cephenin çeşitli yerlerinden kurtulmuş birlikleri toparlayıp komutasıaltına almasını bildiriyordu. Von Sanders aslında Şam'ı savunmayı tasarlamış, ama askerlerin yorgunluğu ve düzensizliği, bağlantı yokluğu ve düşmanın görülmedik hızı karşısında planından vazgeçmek zorunda kalmıştı. Şimdi artık geri çekilen birlikleri daha kuzeydeki Humus'ta yeniden toparlamak, Barada Vadisi'nden Rayak Ovası'na uzanan bir savunma hattı kurmak umudundaydı. Bu hat aynı zamanda Beyrut'u da koruyabilirdi. Böylece Emir Faysal zafer şenlikleri içinde Şam'a girdi. Ondan bir iki gün önce de Albay Lawrence gelmişti. Şamlı kadınlar, onun şerefine peçelerini yırtıp atmışlar ve kafeslerden sarkıp çığlık çığlığa kahkahalar savurarak, sokaklarda üstü açık Rolls-Royce'uyla dolaşan Lawrence'in üzerine hamam taslarıyla esanslar serpmişlerdi. Arap askerleri Şam'a girerken Mustafa Kemal Rayak yolundaydı. Liman von Sanders'i Alman Asya Kuvvetleri Karargâhı'nda buldu. Karargâha komuta eden Alman albayı onlara birer bardak buzlu bira sundu. Biralar içilirken albay, yeni komutanına her şeye rağmen mükemmel kuvvetlerinin mükemmel durumunu harita üzerinde canlandırmaya çalışıyordu. Albay sözlerini bitirince, Mustafa Kemal, von Sanders'e sordu: "Bu subay benim emrimde midir?" "Evet." "Öyleyse, albayım, bana birliklerinizin bulundukları yerleri,
Sayfa 185·Kitabı okudu
Tren, Trakya ovaları arasından geçerken Vahdettin, Mustafa Kemal'i kompartimana çağırttı. Bu sefer onu, gözleri açık olarak karşılamıştı. Kısa bir nutuk çekerek, onun kim olduğunu ancak yeni öğrenmiş olduğundan dolayı özür diledi. Kendisini Gelibolu'daki başarılarından dolayı iyi tanıdığını, yol arkadaşlığından onur ve kıvanç duyduğunu da ekledi. “Sizin en büyük hayranlarınızdan biriyim," dedi.
Sayfa 170·Kitabı okudu
Mustafa Kemal şimdi İstanbul'a dönmek için tren parası bile olmadığını görmüştü. Yaverine, kendi malı olan bir düzine atı satmasını söyledi. Ordu el koyar korkusuyla atları kimse almak istemiyordu. En sonra, atların cins olduklarını bilen Cemal Paşa bunları satın aldı. Mustafa Kemal de İstanbul trenine binebildi. Yine de, kendisiyle birlikte istifa etmediği için Cemal'e kırgındı. Onları sonunda barıştıran Rauf oldu. Cemal'in İstanbul'a bir gelişi sırasında ikisini de Pera Palas'ta yemeğe çağırdı. Cemal'in bir başka hareketi, Mustafa Kemal'i daha da yumuşatmaya yaradı. Cemal ona gönderdiği bir haberle atları aldığı fiyatın iki katına satmış olduğunu söylüyor ve aradaki farkı nereye yatırabileceğini soruyordu. Oysa, atları kesin olarak satın aldığı için böyle bir fiyat farkı ödemek zorunda değildi. Mustafa Kemal bu jest karşısında memnunluğunu gizlemedi.
Sayfa 166·Kitabı okudu
Kendi kolordusuyla 2. Ordu'nun sağ yanında dövüşen Mustafa Kemal, çarpışmanın en hareketli yerindeydi. Bir ara, askerleriyle beraber, çevrelerini neredeyse büsbütün kuşatan bir “süngü ormanı” arasında, büyük bir piyade kuvvetiyle göğüs göğüse dövüşmek zorunda kaldı. Ancak, soğukkanlılığı ve kendi süngüsünü bütün gücüyle kullanması sayesinde, bu çarpışmadan sıyrıldı ve böylelikle muhtemel bir ölümden ya da esirlikten kurtulmuş oldu. Sonra sorumluluğu üzerine alarak genel bir çekilme emri verdi. Rusların, arkadan gelmeyeceklerine güveniyordu. Gerçekten de öyle oldu. Emir dışı hareketiyle tehlikeye atmış olduğu meslek hayatı, böylece kurtuldu. Geri çekiliş sırasında yanı başında bir erin, "Şu bizim komutanlar da amma korkak yahu! Rusları öldürüp duruyor- dum. Bizi ne diye geri çekerler?” diye söylendiğini duydu. "Pekâlâ," diye cevap verdi. "Ama savaş bir tek senin Rusları öldürmenle kazanılmaz. Kocaman bir ordu bù. Geri çekilmesinin belki de, senin anlayamadığın bir nedeni vardır." "Sen kim oluyorsun ki?" "Ben senin komutanınım." Askerin yüzünde bir şaşkınlık belirdi. Sonra yumuşa- yarak, "O zaman başka," dedi. Subaylarının, her zamanki gibi, en önden kaçtığını sanmıştı.
Sayfa 155·Kitabı okudu