Tarık şahman

Tarık şahman
@tarik82
Mesleğinin ve görevinin verdiği sorumlulukların bilincinde olan, aynı anda okumaya ve yazmaya çalışan, iki kitabı yayımlanmış, halen üçüncü kitap çalışması üzerine kafa yoran kitapsever.
uzman jandarma
üniversite
Hakkari
Nevşehir
34 okur puanı
Ocak 2022 tarihinde katıldı
"Veda edebilir miyim?" dediğim zaman Mustafa Kemal Paşa, arkasındaki otomobilin kapısını açtı. Kendisi geri çekildi. Fikriye Hanım, kürklere sarılmış oturuyordu. Ellerimi yakaladı. Kürkünün içinde çok zayıf görünüyordu. Değişmişti. Hasta olduğu anlaşılı- yordu. Gülümsemek için güçlük çekiyordu. Bu yüz bir Istirap maskesiydi. 'Ben Avrupa'da bir sanatoryuma gideceğim. Doktorlar iyi olursun diyorlar.' İnşallah Fikriye Hanım. Keşke bu kadar uzatmasaydınız.' 'Ben gitmek istemedim. Fakat, paşa ısrar etti. Bir iki gün İstanbul'da kalacağım.' 'Ondan sonra sanatoryuma değil mi?' 'Birkaç gün de Paris'te kalıp, daha önce kendime giye- cek birkaç şey yaptırmak istiyorum.' Zavallı, nasıl bir endişeyle yüzümü inceliyor, Paris modeli giyeceklerle tekrar göze gireceğini umuyordu. O kadar acıdım ki, gözyaşlarımı zor tutabildim. Boynuna sarıldım. İyi olacaksınız,' dediğim zaman, 'İnşallah,' diye o da boynuma sarıldı, yanaklarımdan öptü. Ben de veda ederek ayrıldım."
Sayfa 495 - Halide Edip Adıvar·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Sessizce inerek yolun kenarında bir sandalyeye oturdu; üstleri başları paramparça ,kan toz içinde gelen Yunan esirlerine bakmaya başladı. Savaşın vahşiliğine ne kadar alışık olursa olsun, bu yıkıntı sahnesi onu sarsmıştı. Yanında bulunan bir emir subayına, bundan ne kadar tiksindiğini açıkladı. Bütün insan topluluklarının -özellikle Yunanlıların- aksak yönleri üzerinde düşünce yürüttü. Sonra yerde bir Yunan bayrağı görerek, oradan kaldırılmasını ve bir Yunan tüfeğine sarılmasını emretti.
Sayfa 453·Kitabı okudu
Yıllar sonra bir ressam, Mustafa Kemal'e Sakarya Savaşı'nı resmeden bir tablo hediye etti. Kendisi, ön planda, yağız bir savaş atına binmiş olarak görünüyordu. Ressam, tebrik beklerken, birdenbire Mustafa Kemal'in, "Bu tabloyu kimseye göstermeyin," demesi üzerine şaşırıp kaldı. Kimse ne söyleyeceğini bilemiyordu. Mustafa Kemal açıkladı: "Savaşa katılmış olan herkes bilir ki, hayvanlarımız bir deri bir kemikten ibaretti, bizim de onlardan geri kalır yerimiz yoktu. Hepimiz iskelet halindeydik. Atları da, savaşçıları da böyle güçlü kuvvetli göstermekle Sakarya'nın değerini küçültmüş oluyorsunuz dostum."
Sayfa 409·Kitabı okudu
Mustafa Kemal de, Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa ile birlikte cepheye hareket etti. Karargâhını Ankara'nın seksen kilometre kadar güneybatısında, demiryolu üzerindeki Polatlı'da kurmuştu. Buraya varınca, atıyla, çevreye hâkim bir tepe olan Karadağ'a çıktı; attan inerek düşmanın izlemesi muhtemel olan hücum yönünü görmek istedi. Tekrar atına binerken bir sigara yaktı. Hayvan, kibritin alevinden ürkerek geri tepince, Mustafa Kemal şiddetle yere düştü. Kaburga kemiklerinden biri kırılmıştı; bir an için, ciğerlerini sıkıştırarak, nefes almasına ve konuşmasına engel oldu. Yanındaki doktor, kendisini ciddi şekilde uyardı: "Devam ederseniz hayatınız tehlikeye girer." Mustafa Kemal, "Savaş bitsin, o zaman iyileşirim," diye yanıt verdi. Tedavi için Ankara'ya döndü. Fakat yirmi dört saat sonra yine cephedeydi. Yarası ona acı veriyordu. güçlükle yürüyebiliyor, çok kez bir masaya dayanarak dinlenmek zorunda kalıyordu.
Sayfa 395·Kitabı okudu
Bunu izleyen bir sürü artçı harekâtı sırasında Mustafa Kemal'in ordusu üst üste hücuma uğradığı halde hiçbir zaman yenilmeden şehrin arkasındaki tepelere kadar çekildi. İngilizler Şam'dan takviye getirtmek zorunda kaldılar. Türkler şimdi ilk kez olarak Arap topraklarını değil, kendi vatanlarının toprağını savunuyorlardı, çünkü burası Türkiye'nin doğal sınırıydı. Ama, Mustafa Kemal, her şeyin sona ermek üzere olduğunu çok iyi biliyordu. Osmanlı İmparatorluğu imparatorluk olmaktan çıkmıştı artık. Balkan Savaşları, imparatorluğu Avrupa'daki topraklarından etmiş, Dünya Savaşı da bütün Arap eyaletlerini elinden almıştı. Bu yenilgi kendisine acı gelmekle beraber, Mustafa Kemal bu toprakların kaybına o kadar üzülmüyordu; bir bakıma bunun böyle olacağını öteden beri görmüştü. Bu onun, kanserli dış organlarını kesip atmış, atalarının bereketli toprağında yoğun ve bir beden halinde tekrar hayata kavuşmuş yeni bir Türkiye hayalini daha da elle tutulur hale getirmişti. Yabancı toprağı olan Suriye elden gitmişti. Ama Türk anayurdu Anadolu henüz yaşıyordu, yaşaması da gerekliydi. Ülkenin geçmişi ve geleceği, işte burada, şu sıradağların ardında yatıyordu. sağlam
Sayfa 190·Kitabı okudu