1980 yılında, şair Ahmet Muhip Dranas, vefatından birkaç ay önce, Yenişehir'de, bir ayaküstü sohbetimizde bana dert yanmıştı. Demişti ki:
"Bir Fransız yazarının bizim hakkımızdaki hükmü şöyle: Türkler İsviçre Medeni Hukuku'na göre doğarlar, büyürler, nişanlanır evlenirler, ayrılırlar, miras sahibi olurlar. Türkler, bir suç işledikleri zaman İtalyan Ceza Hukuku'na göre hüküm giyerler veya beraat ederler. Ticarete atıldıklarında, Fransız ticaret Hukuku'ndan faydalanırlar.
Öldükleri zaman da İslam Hukuku'na göre defnedilirler."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Moskova, hakimiyeti altındaki Türklere dedi ki, " Siz, Türk değilsiniz; Türkmen'siniz, Kazak'sınız, Kırgız'sınız, Azerbaycalısınız vs. Sizin diliniz bundan böyle Rusça olacaktır."
Ve ben hala yalnızlığın pençesindeyim. Kıyamete kadarda öyle olacak sanırım. Suyun ortasında kalan küçücük bir yapıyım. Kendimi bazen dizilerin, filmlerin oyuncağı gibi hissediyorum. Tüm aşkların başlangıcında ben, bitişlerinde de ben...
Çünkü ben Kız Kulesi'yim...