Türk toplumunun özlemi içinde bulunduğu kalkınma hızına kavuşması ve planın aksamadan uygulanması öncelikle beslenme şartlarının düzeltilmesine bağlı bulunuyor. Bu yapılmayacak olursa ve insan gücü ile sağlığının kaynağını oluşturan besin ve beslenme işleri arka plana itilecek olursa vatandaşlar, arzu etseler de kalkınmamız mümkün değildir. Aç karnına işe giden insan, deposunda benzin olmadan sefere hazırlanan bir otomobile çok benzer. Kaldı ki insanın gereği gibi doyurulması ve bunun geri kalmış bir ülkede bütün toplumu kapsayacak biçimde uygulanması, otomobilin deposuna benzin doldurmaktan çok daha karışık ve üretim, tüketim, ithal ve ihraç konularında hassas ve bilinçli davranmamızı gerektiren bir iştir. Bu hizmetler bu biçimlere göre yönetilmeyecek olursa imkanlar içinde yüzen geniş topraklar üzerinde başkalarının yardımına muhtaç aç insanlar topluluğu halinde mutsuz bir ömür sürmeye mecbur kalacağız.