taskindeniz

taskindeniz
@taskindeniz
“Kitap okumak hususi bir sanattır.” K.Atatürk Kendini onaylamak için değil, kendini yıkmak için, kendini aşmak için oku...
Her toplum, devlet ve yurttaşların ortaklaşa belirleyip uyguladığı bir dizi ekonomik ve siyasal kuralla işleyişini sürdürür. Ekonomik kurumlar eğitim görmek, tasarruf edip yatırım yapmak, yeni teknolojiler geliştirmek ve hayata geçirmek vb. için gerekli ekonomik teşvikleri düzenler. İnsanların yaşamlarını hangi ekonomik kurumlarla sürdüreceğini belirleyen siyasal süreçtir. Bu sürecin nasıl işleyeceğini belirleyen ise siyasal kurumlardır.
Sayfa 122·Kitabı okudu
1000Kitap
Reklam
Eşitsiz bir dünyada yaşıyoruz. Ülkeler arasındaki farklılıklar Nogales’in iki yanı arasında görülenler gibi; yalnızca daha büyük bir ölçekte. Zengin ülkelerde bireyler daha sağlıklı, daha uzun ömürlü ve çok daha iyi eğitimli. Tatillerden, kariyer seçeneklerine kadar, yoksul ülkelerin insanlarının ancak hayalini kurabileceği çeşitlilikteki imkânlara ve seçeneklere sahipler. Ayrıca zengin ülkelerin insanları çukurların olmadığı yollarda araç kullanır, evlerinde tuvalet, elektrik ve musluk suyuna sahip olmanın keyfini sürerler. Genellikle onları keyfi bir biçimde tutuklamayan ya da taciz etmeyen hükümetleri vardır; hatta tam tersine, bu hükümetler onlara eğitim, sağlık, yol, asayiş ve başka hizmetler verir. Yurttaşların seçimlerde oy kullanması ve ülkelerinin siyasal geleceğinde söz sahibi olmaları da dikkate değer bir olgudur. Dünya eşitsizliğinin yarattığı büyük farklılıklar herkes için, hatta çoğunun televizyonu ya da internet erişimi olmayan yoksul ülkelerin insanları için bile aşikârdır. İnsanları zengin ülkelerin yaşam standartlarına ve fırsatlarına kavuşma şansı bulmak için yasadışı yollarla Rio Grande’yi ya da Akdeniz’i geçmeye iten, bu farklılıkların farkında olmalarıdır. Eşitsizlik yalnızca yoksul ülkelerde yaşayan halkların yaşamlarını etkileyen sonuçlar doğurmakla kalmaz; ayrıca yakınmalara ve infiale yol açar ki, bu hem Birleşik Devletler’de hem de başka ülkelerde muazzam siyasal sonuçlar doğurmuştur. Bu farklılıkların niçin var olduğunu ve onlara neyin sebep olduğunu anlamak bu kitaptaki asıl hedefimizdir. Böyle bir anlayış geliştirmek yalnızca kendi başına bir amaç değildir, ayrıca hâlâ yoksulluk içinde yaşayan milyarlarca insanın yaşam standartlarını nasıl yükseltebileceğimize dair daha iyi fikirler üretmeye yönelik bir ilk adımdır.
Sayfa 116·Kitabı okudu
1000Kitap
İyi bir fikriniz var ve fakirseniz, bir paten almak –ki o kadar da pahalı değildir– başka şeydir, onu para kazanmak için kullanmak başka şey. Bunun bir yolu, elbette, onu başka birine satmaktır. Biraz sermaye bulmak için başlarda Edison’un yaptığı da buydu: Çift yönlü telgrafını Western Union’a 10 bin dolara satmıştı. Ancak patent satmak yalnızca Edison gibi pratiğe geçirebileceğinden daha hızlı fikir üretenler için iyi bir fikirdir (Birleşik Devletler’de 1093, dünya genelinde 1500 patentle bir dünya rekorunun sahibiydi). Bir patentten para kazanmanın asıl yolu kendi işinizi kurmaktan geçiyordu. Ancak bir iş kurmak için sermayeye ve bu sermayeyi size borç verecek bankalara ihtiyacınız vardır. Birleşik Devletler’deki mucitler bir kez daha şanslıydı. 19. yüzyılda finansal aracılık hizmetlerinde ve bankacılıkta hızlı bir genişleme yaşanması, ekonomide görülen hızlı büyümeyi ve sanayileşmeyi kolaylaştıran en önemli etkenlerinden biriydi. 1818’de Birleşik Devletler’de 160 milyon “dolar toplam sermayeyle 338 banka faaliyet gösterirken 1914’te 27,3 milyar dolar toplam aktifle 27,864 banka vardı. Birleşik Devletler’deki potansiyel mucitler işlerini kurmak için sermayeye kolayca ulaşabiliyorlardı. Üstelik, Birleşik Devletler’de bankalar ve finansal kurumlar arasında süren yoğun rekabet, bu sermayeye epeyce düşük faiz oranlarıyla ulaşılabileceği anlamına geliyordu. Aynı şey Meksika için geçerli değildi. Aslına bakılırsa 1910’da, yani Meksika Devrimi’nin başladığı yılda, Meksika’da yalnızca 42 banka vardı ve bunların ikisi bankacılık sektöründeki toplam aktiflerin yüzde 60’ını kontrol ediyordu. Çetin bir rekabetin hüküm sürdüğü Birleşik Devletler’in aksine, Meksika bankaları arasında fiilen hiç rekabet yoktu. Bu rekabet eksikliği, bankaların müşterilerinden çok yüksek faiz
Sayfa 94·Kitabı okudu
1000Kitap
1820 ile 1845 yılları arasında Birleşik Devletler’deki patent sahiplerinin yalnızca yüzde 19’unun ebeveynleri meslek sahibiydi ya da tanınmış büyük toprak sahibi ailelerden geliyordu. Aynı dönemde patent sahibi olanların yüzde 40’ı, tıpkı Edison gibi, yalnızca temel seviyede ya da daha az eğitim görmüştü. Dahası, yine Edison gibi, çoğu birer şirket kurarak patentlerinden istifade etmişti. Birleşik Devletler 19. yüzyılda siyasal bakımdan neredeyse diğer tüm uluslardan daha demokratik olduğu gibi, konu yeniliğe geldiğinde de diğerlerinden daha demokratikti. Bu, ekonomik bakımdan dünyanın en yenilikçi ülkesi haline gelmesinde kritik bir öneme sahipti.
Sayfa 94·Kitabı okudu
1000Kitap
İspanyollar 1490’larda Amerika’nın fethine başladıklarında İngiltere yıkıcı bir iç savaşın, Gül Savaşları’nın ardından toparlanmaya çalışan küçük bir Avrupa gücüydü. Yağma ve altın için kapışacak ve Amerika’nın yerli halklarını sömürme fırsatından yararlanacak durumda değildi. ...Bu yüzden, İngilizlerin Kuzey Amerika’yı kolonileştirmeye tam olarak aynı dönemde başlamaları rastlantı değildir. Ama geç kalmışlardı. Kuzey Amerika’yı cazip olduğu için değil sadece uygun olduğu için seçtiler. Amerika’nın sömürülecek yerli halkın bol olduğu ve gümüş madenlerinin yer aldığı “arzu edilir” kısımları çoktan işgal edilmişti. İngilizlere artıklar kalmıştı.
Sayfa 55·Kitabı okudu
1000Kitap
Reklam