3/10
·368 syf.··
2026 13. kitabı
Hakan, seni hiç sevmedim süt oğlan. Sana gelince Burcu sende varoşun önde gideniydin ama bu budalılığına bir son verip gerçeklerle yüzleşmen karşısında sana şapka kaldırıyorum. Çünkü bu yanlıştan dönmek herkese nasip olmaz, bilesin. Erdem dışında kapak atmadığın karakter kalmadı. Bir ara Erdem için endişelendim, yalan yok. Seni bu duruma sokan baba sevgisizliğiydi. Ona olan açlığını başka adamlarda bulmanı doğru bulmasam da seni o kördüğüm olan sahnede çok iyi anladığımı bilmeni isterim. Tabi bu sahnelere gelinceye kadar ben söve söve ilerlesem de yapacak bir şey yok. Öyle ya öfkeden ilk defa bir kitaba küfür yazdım. İlk demişken bu kitap sayesinde çok tatlı bir kızla da tanışma fırsatım oldu. O kendini biliyor değil mi Jojo? Seni seviyorum dostum. Ona da buradan kucak dolusu sevgiler. Şimdi gelelim diğer karakterlere. Alper ve Gökçe harika iki karakterdi. Benim favorim kesinlikle onlardı. Dikkatinizi çekerim dili geçmiş zaman. Ne yazık ki bu hikaye onlar için kötü sonla bitti. Aynı şehirde bir hikaye bitti ama yenisi doğdu. Erdem 10 yılın sonunda Yankı'ya evlenme teklifi etti. Bu hikayede mutlu son onlar için yazıldı ve tabi Burcu'nun tesadüfen tanıştığı hayatının şansı Bay gizem. Gökçe'nin ailesi ölmeseydi bu kadar acı çekmezdi. Bir can bu kadar basit bir sebepten katledilemezdi. Bu kitaptan şu sonucu çıkardım. Haset ve kıskançlığın ne denli tehlikeli bir duygu olduğunu ve en sevdiğin insanın en ufak bir yanlışını dışardaki insanlara gösterdiğin hassasiyet gibi onlara da göstermen olduğuydu. Gerekirse o insanı değerlendirme sonucu sınıfta kaldığı an hayatından en kısa sürede çıkarmak en doğrusu bu. Sana zarar veren ailen olsa bile. Varlığımın kıymetini bilmeyene yokluğumu hediye ediyorum. Katiline gelecek olursak salaklığı anadan, ruh hastalığı da babadan gelme
Edebiyat & Roman
Ölüler KonuşamazDilara Keskin · Ephesus Yayınları · 20228bin okunma
6/10
Yine mi kitabın kapağına düştüm? Maalesef evet… Bu cilveli, ateşli kapaklara zaafım var Seri 3 kitaptan oluşuyor. Küçük bir kasabada yaşayan üç kardeşi anlatıyor. İlk kitap slow burn , Grant ve Laney’in hikayesi. Yazarın kalemini gerçekten beğendim. Detaylandırma konusunda bayağı başarılı. Ama… konu? Fazlasıyla sönük. Heyecansız, yer yer “boş” hissettiren bir hikâyeydi. Yine de okuduğuma pişman değilim. Hatta diğer iki kardeşin kitaplarına da şans vereceğim. Özellikle ikinci kitap dikkatimi çekti: Eşi vefat etmiş, iki çocuklu bir adam… büyük ihtimal “dadı” trope’u var ki bayılırım Üçüncü kitap da enemies to lovers vibe’ı veriyor çünkü kadın karakteri ilk kitaptan tanıyoruz. Tam “tatlı bela” tipi. Seriye bayıldım diyemem… ama bırakmam da. Çünkü ortam iyi: kasaba, bourbon fabrikası, güçlü bir aile ve üç tane “fazla iyi” erkek torun Yazar biraz daha heyecan katabilseydi, bu seri uçardı. Şimdilik orta ama devam edilir.
Bourbon & LiesVictoria Wilder · Victoria Wilder · 20246 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ahududu Reçeliyle Birlikte Sakin Bir Kaçış
8/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2026 59. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2026 20:08
Merhaba arkadaşlar, bu sefer de sizlere tıpkı ahududu reçeli veya sıcacık bir tatlı gibi hissettirecek güzel bir kitapla geldim. Hayatın karmaşasından, yaşanan kötülüklerden ya da sayısız dram örüntülerinden kaçmak için Büyü Dükkanı gerçekten de biçilmiş kaftan. Biraz soluklanmak ve keyifli vakit geçirmek için yazılmış, insana dinginlik ve mutluluk vadeden bir kitap. Ha, bu arada eğer bol bol aksiyon, amansız savaşlar ya da büyük olaylar bekliyorsanız bu kitabın sizin için uygun olduğunu sanmıyorum. Çünkü burada öyle şeyler bulamazsınız, beklentinizi ona göre ayarlamanız gerekiyor yani. Kitabın konusuna gelecek olursak: Crescent Adaları İmparatorluğu'na bir devrim düzenlendiğinde, olayın yankıları ana karakterimizin çalıştığı Alyssium Kütüphanesi'ne kadar ulaşır. Haliyle evi bildiği kütüphane çıkan yangına teslim olunca, Kiela canlı bir kurdele çiçeği olan asistanı Caz ile birlikte kurtarabildikleri kadar değerli kitabı alıp oradan kaçar. Daha sonrasında ise Kiela'nın ailesinin geldiği yer olan ve imparatorluktan bir hayli uzakta bulunan Caltrey Adası'na gitme kararı alırlar. Kısacası bu kitap bir kaçış ve yeni bir hayat kurmanın hikâyesidir. İçerisindeki tüm o şifa, büyüler, sihirli yaratıklar, alışılmışın dışındaki karakter tasarımları ve dünya kurulumu ile tüm bu macera çok daha mistik ve keyifli bir hâl alıyor. Yine de basit ve sade bir olay örgüsü var, bu sebeple de amacınız böyle bir roman okumak değilse sıkılma ihtimalinizin bulunduğunu söyleyebilirim. Romantizmi hafif ve kararında, tam olarak bu sakin hikâyeye uyan bir yapısı var. Fantastik yönünün ilgi çekici ve doyurucu olduğunu düşünüyorum, kesinlikle kitabın asıl öne çıkan özelliği de o. Özellikle Kiela'nın yaptığı "şifalar" oldukça yaratıcıydı. Tüm o malzeme ve uygulama süreci, Kiela'yla Caz'in etkileri
1000Kitap
Büyü DükkanıSarah Beth Durst · Juno Kitap · 2025197 okunma
Puan vermedi
Muzaffer izgü ve kahramanları Kuzguna yavrusu zümrütüanka görünürmüş Muzaffer izgü İnsanları öyküleri ile güldüren değerli kitap ve kalem ehli yazarlarımızdan olan Muzaffer izgü aynı zamanda iyi bir öğretmen ve usta bir hiciv ustasıdır yazarın eserleri defalarca yeşil çam ekranına taşınmıştır en ünlü filmi aynı zamanda Kemal Sunalın oynadığı öğretmen adlı filmdir bu filmde yazar köyden kente göçü bir insanın şehirde nasıl kaybolduğunu o kemal sunalın eşsiz sanatkârlığı ile ekranlara taşır her evladın annesi için bir zümrüdü anka kuşu olduğunu söyleyen yazar belkide en büyük hatamızın bu olduğunu ifade eder bir annenin evladı kuzgun olsa o zümrüdü anka kuşuna benzetilebillirmi Hz Muhammed efendimiz kızım fatma hırsız olsa onun elini keserim buyurur ve yine her çocuğun islam fıtratı ile doğduğunu bu ahlâkın ise yine aile sayesinde korunduğunu ifade eder efendimiz SAV Perişanım,berbatım,halim duman diyen Muzaffer izgü hikayelerinde perişanlığı berbatlığı anlatır ve biz onun hikâyelerinde ağlanacak perişanlığımıza berbat halimize güler geçeriz eserleri ve yazım tarzı Aziz Nesine benzetilen yazar birbirine rakip olarak görüldükleri için Aziz Nesin tarafından pek sevilmez Muzaffer izgünün öykülerinin kahramanları içimizdendir kimi zaman işportacı kimi zaman simitçi Muzaffer izgü lüp lüp makinası biz yazarların resimleri, öyle artist resimi gibi gün aşırı gazetelerde boy göstermez. Yalnız, büyük bir başarı kazandığımız, ya da öldüğümüz zaman basarlar resimleri İşte, bu da bizim için ayrı bir övünç. Lüp Lüp Makinesi Ayşe Karakuş Ayşe Karakuş Lüp lüp makinası öykü severler tarafından okunması gereken kitaplardan biri her gün karşılaştığımız yok olan insanların o trajik ve dram dolu hayatları büyük bir gülmece ustalığı ile siz okurları bekliyor yazar hayatlarının kimsenin
1000Kitap
Lüp Lüp MakinesiMuzaffer İzgü · Bilgi Yayınevi · 2000161 okunma
Çocuklara kötülüklerden korumak için yapılacaklar listesi
8/10
·195 syf.··
2026 4. kitabı
Suçlular sadece başka insanları hedef seçmediler. Yani yakın akrabalardan yada Koç, hoca amca gibilerden de çıkabilir. Bazı ebeveynler Belki de çocukları tedirgin etmekten korkarak hiçbir şey yapmazlar. Maalesef bu başını kuma gömme tarzı yaklaşım çocukların savunması kalmasına sebep olur. Tüm eleştirilere itaat etmelerini gerektiren katı bir tarzda yetiştirilmiş çocuklar özellikle risk altındadır.@ Hayatta hiçbirimiz her şeyi çözemeyiz, Bu yüzden başkalarının tavsiyelerine başvurur. Çocuk yetiştirme konusunda ucuz teorilere başvuranlar, kendilerini Nasrettin hoca'nın masalında yanlarında bir eşekle ve oğluyla giden hocanın durumunda bulurlar. Yani ne yapsalar çözüm bulamıyormuş gibi hissederler. Sezgi ve sağduyudan yararlanmak Sezgi bir şeyi düşünmeden anlamanı sağlayan ani bir histir. Mesela ani ve sebepsiz bir duyguyla karşıdakinin iyi biri olmadığını hissedebilirsiniz işte bu sezgidir. Mesela bazı iş adamları sahte bir işin neredeyse kokusunu alır. Birkaç yıl polislik yaptım ve Sezgin kayda değer bir şekilde gelişmeye başladı. Sezgi ve sağduyu birlikte gider. Birçok insanın başı sağduyu görmezden geldiği için belaya girer. Sağduyu, eğer bir şey gerçek olamayacak kadar iyi görünüyorsa, genellikle gerçek olmadığını öngörür. Mesela baba çocuklarıyla aşırı ilgilenen bir Koru şefini tuhaf bulduğunu ancak çocukların ve annelerinin bu ilgiden memnun olduklarını bildiğinden onların mutsuz etmek istemediğini itiraf etmiş. Yani sağduyu ve sezgisini görmezden gelmiş ve bedelini oğlu ve ailesi ödemiştir (tacizci bir Kore şefi olayından alıntı) yetişkinler sağduyu sahibidir bunu çocuklarına da geçirmek için çaba göstermelidir. Küçük çocuklara bile sezgilerine güvenmeleri öğretilebilir. Şüphelenen bir çocuk kaba davranmaktan korkmadan kaçmalıdır. Çocukların sevgilerini
Çocukları Kötülüklerden KorumakRobert Stuber · Beyaz Yayınları · 19986 okunma
Puan vermedi·500 syf.··
2026 8. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2026 00:00
Kitap, Szymon’un kendine bir aile kabristanı yaptırma kararıyla açılır. Köylüler onunla dalga geçer, "Daha gençsin, ne bu acele?" derler. Ama Szymon için o mezar, hayattaki tüm karmaşadan sonra sığınacağı tek sabit yerdir. Bu bölümde Myśliwski, insanın ölüme bakışını çok samimi bir dille anlatır; ölüm korkulacak bir şey değil, hayatın düzgünce tamamlanması gereken son işidir. Szymon’un çocukluğuna ve babasıyla olan ilişkisi, Toprağı sürmek, ekin ekmek sadece karın doyurmak değildir; bir kimlik meselesidir. Toprağın ne kadar inatçı olduğunu, insanın o toprağa nasıl şekil verdiğini ama toprağın da insanı nasıl yonttuğunu görürüz. Babasının sertliği ve toprağın sessizliği arasında büyüyen bir çocuğun gözünden dünyayı tanırız. Diğer bölümde Szymon’un askerlik ve direniş yıllarına geçeriz. Ama buralar öyle kahramanlık destanları gibi anlatılmaz. Savaşın ne kadar kirli, yorucu ve insanı kendinden uzaklaştıran bir şey olduğunu hissederiz. Szymon’un hayatta kalma çabası, bazen bir parça ekmek için bazen de sadece bir anlık sessizlik içindir. Savaş, onun hayatındaki o sağlam duvarın ilk büyük çatlağıdır. Şehir Hayatı ve "Beyefendi" Olma Çabası Szymon bir dönem köyden çıkar, şehre gider, memur olur. Takım elbiseler giyer, "resmi" bir adam olmaya çalışır. Bu bölümler kitabın en trajikomik kısımlarıdır. Köylü ruhunun o dar takım elbiselere sığmayışını, bürokrasinin anlamsızlığını ve insanın özünden koptuğunda nasıl eğreti durduğunu okuruz. Aslında şehir, Szymon için bir "gurbet"ten fazlası değildir. Motosikletiyle yaptığı o kaza Szymon’un fiziksel gücünü elinden alır. Yatağa çakılı kaldığı o uzun günler, onun asıl "anlatıcı" olduğu zamanlardır. Koşamadığı için hatırlar, yapamadığı için hayal eder. Bu bölüm, kitabın felsefesinin en derinleştiği yerdir: İnsan bedeni durduğunda,
Taş Taş ÜstündeWieslaw Mysliwski · Aylak Adam · 2016105 okunma