Hem insanın bütün cihâzâtları ve hissiyatları, sırr‑ı vahdetle, gayet yüksek bir kıymet alırlar ve şirk ve küfür ile gayet derecede sukùt ederler. Meselâ: İnsanın en kıymettar cihâzı akıldır. Eğer sırr‑ı tevhid ile olsa, o akıl, hem İlâhî, kudsî defineleri, hem kâinâtın binler hazinelerini açan pırlanta gibi bir anahtarı olur. Eğer şirk ve küfre düşse, o akıl, o hâlde geçmiş zamanın elîm hüzünlerini ve gelecek zamanın vahşî korkularını insanın başına toplattıran meş'ûm ve sebeb‑i tâciz bir âlet‑i belâ olur. Hem meselâ: İnsanın en latîf ve şirin bir seciyesi olan şefkat; eğer sırr‑ı tevhid onun yardımına yetişmezse, öyle müdhiş bir hirkat, bir firkat, bir rikkat, bir musîbet olur ki, insanı en bedbaht bir dereceye indirir. Tek bir güzel yavrusunu ebedî kaybeden bir gâfil vâlide, bu hirkatı tam hisseder. Hem meselâ: İnsanın en lezzetli ve tatlı ve kıymetli hissi olan muhabbet, eğer sırr‑ı tevhid yardım etse bu küçücük insanı, kâinât kadar büyüttürür ve genişlik verir ve mahlûkata nâzenîn bir sultan yapar. Eğer şirk ve küfre düşse – El‑iyâzü Billâh – öyle bir musîbet olur ki, mütemâdiyen zevâl ve fenâda mahvolan hadsiz mahbuplarının ebedî firâkları ile bîçâre kalb‑i insanîyi her dakika parça parça eder. Fakat, gaflet veren lehviyâtlar, muvakkaten iptal-i his nev'inden zâhiren hissettirmiyor.
Sayfa 38
Din
Eyyûb (as)
Kendini bir dene... Hâline bak. Hakk'a muhtaç olmadığını sanan, sıhhatli ve O'na isyan eden biri olsan da, sonradan tevbe edip hatalara nâdim olsan, istediğin hemen verilmez. Hakk'ı aramak kasdı ile sahralara düşsen, yine O'nu elde edeceğini sanma. Bu hallerinde sana tecrübeler gelir. Belâ ve âfetler her yanını sarar. Bunlara da dayanmak kolay değil; Allah'ın kolay ettiği ne kolaydır. Tecrübe edildiğin zaman nefsin içinde bulunduğu dünyalık şeylerin hiçbirini taleb etmemelisin. Ancak böyle olursa bir şeyler elde etmen kabil olur. İmtihan günlerinde nefsin hiçbir arzusunu kabul etme ve ona bir şey verme. Bu uğurda sabrı elden bırakma. Sabra devam eder, nefsini alıştığı kötü itiyatlardan alırsan, dünya ve Ahiretin mülkü senin olur. Nefis sabrını kaybettiği an hepsini kaybeder, çektiği zahmetli işler boşa gider. Ey tevbekår! İbadetlerinde sebat et, ihlåslı ol ve nefsini şuna alış-tır: Hadiseler değişebilir, belalar gelebilir. Ve nefse şunları da öğret ki; Allah, geceyi gündüz ve gündüzü de gece yapar. Evdeki çocuklara, komşulara, dostlara ve irfan sahiplerine nefis hakkında çeşitli vukuat koyar, Dilerse hiçbirine nefsi sevdirmez. Hiç kimseyi yakın etmez, Her şey, ama her şey O'ndan kaçar, İşte, bunları nefse söyle, Olması mukadder olan bu işlere alışsın, Ve desin: Evet, bunlar olur, kabul ediyorum. Eyyüb (A.S.) Peygamberin hikâyesini işitmedin mi? Hak Taâla, onu, Zatına has kılmak ve sevgi yönünden hakikate erdirmek istemişti. Ve dilemişti ki, o peygamber için Zatından gayrisi kalmaya... Dinle ki, onu nasıl ehlinden ayırdı, malını yoketti, çocuklarını kaçırdı. Bir mezbele köşesine bıraktı; yanında yalnız hanımı kaldı. Onun İçin ne ma'mur şehir vardı, ne de başkası.... O kadıncağız gündüzleri hizmetçilik eder; kazandığı para ile kocasının gıdasını temin ederdi, O
Sayfa 343 - Bedir Yayınevi·Kitabı okudu
İslâm Dini
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Çağırma o herkesin malumu güruhu, Siste yayılır etrafa dalga dalga, İnsanoğluna binbir bela Getirir her cenahtan. Kuzeyden ısırır keskin dişli ruh seni, Dalar yüzünü ok sivrisi dilleriyle; Doğudan çıkagelenler kurutur ortalığı Ve beslenir akciğerlerinden; Güneyden yollananlar, çöllerden, Alev üstüne alev bindirir tepene, Batıdan gelen güruh önce canlandırır, Sonra seni de, bağını bahçeni de suda boğar. Zevklenirler bizi işitince, hemen başlarlar tahribata, Seve seve itaat ederler, çünkü aldatırlar bizi zevkle; Sanki gökten gönderilmiş gibi yapar, Yalan söylerken melek gibi tatlı tatlı fısıldarlar.
Sayfa 58·Kitabı okudu
Alıntı
Her izzet ve her nimet, Allahü Teâlâ'ya, ihlas ile itâat ve ibâdet etmektedir. Her kötülük ve sıkıntı da, günâh işlemekten hâsıl olur. Herkese dert ve belâ, günâh yolundan gelir. Rahat ve huzûr da, itâ’at yolundan gelmektedir. (Allahü teâlânın âdeti böyledir. Bunu kimse, değiştiremez. Nefse kolay ve tatlı gelen şeyi saadet zan etmemeli. Nefse güç ve acı gelenleri de şekâvet ve felâket sanmamalıdır.)
Sayfa 91·Kitabı okudu
Olur ki, bir şey hoşunuza gitmezken, sizin için o hayırlı olur. Ve bir başka şey de sevdiğiniz hâlde o, hakkınızda şer olur. Allah bilir, siz bilmezsiniz. Gerçekten de bazen insan bir şeyi çok ister, bilmez ki o şey ilerde ona zarar getirecektir. Bazen de nefret ettiği bir şeyin içinde hayırlar, güzellikler gizlenmiştir. Bunu aciz insan ne bilsin? Bedenin ölmesi, onlara acı gelmez, çünkü onlar kuyudan, zindandan çıkıyorlar; çiçekli çayırlığa, çimenliğe gidiyorlar. Bu kederlerle, ızdıraplarla dolu dünyadan kurtuluyorlar. Bir hiç olan, yok olan bir şeyin elden çıkması için kimse ağlamaz. Ölmeden evvel ölen ve ölümü korku ile değil, zevkle karşılayan, hattâ ecel kendilerine şeker gibi tatlı gelen ârif insanlar servete, şehvete, yüksek makamlara karşı ilgisiz görünürler. Dünya müminin zindanıdır. Ölüm bu zindandan kurtuluş demektir. Dünya zindanından kurtulup âhiret sarayına giden mümin me'yûs değildir. Halbuki dünyayı, maddî hayatı seven, dünya kendisine zevk yeri, neşe yeri gibi gelen insanlar için, ölüm bir felakettir. Kur'ân-ı Kerîm'de şiddetli, çetin azaba uğrayan ümmetler hakkında dedin ki: "Onlar, tevbe ve istiğfardan geri kaldılar, ağlayıp sızlanamadılar ki,belâ onlardan yüz çevirsin, savuşsun gitsin." Ağlayamadıkları için gönülleri katılaştı. İşledikleri günahlar, kendilerine ibâdet gibi görünüyordu. İnatçı kişi, kendisini suçlu bilmedikçe, nasıl olur da gözleri yaşarır?
BİR TAŞLA İKİ KUŞ Sevgim var Karun'un serveti kadar Hepsini yoluna sermeye geldim Sen harca harcayabildiğin kadar Ben senin zevkine sermaye geldim... Kimseye vermedim aşk adresimi Güç belâ taşıdım can kafesimi Sır gibi gizledim son nefesimi Senin kollarında vermeye geldim... Şahit gerekliyse seni sevmeye Nikâh gerekliyse karım demeye Şeytana uyup da haram yemeye En tatlı günaha girmeye geldim... Senden bir ricam var makul görürsen Koynunda kuğular beslermişsin sen Düğmeni çözmeme izin verirsen Bir taşla iki kuş vurmaya geldim