Hepimiz Gökyüzü Olmak İstedik Üzerine Konuşalım...
Selamlar umarım iyisinizdir. Sıhatiniz ve Keyifleriniz yerindedir. Bu gün çok uzun zamandır Hayruş ✮⋆˙ ile yapmak istediğim ama benim yüzümden uzun bir süre ertelenen bir soru-cevap, kitap üzerine sohbet etkinliğini sizlerle paylaşmak istiyorum. Sohbetimiz başlıkta da olduğu gibi HGOİ serisi: Lordlar ve Varisler Krallar ve Soytarıları Ejderha ve Yıldız Deliler ve Cellatlar Efsaneler ve Lanetler üzerine olacaktır. (Bu arada isim yazmak uzun süreceği için hesaplarımızın baş harfleriyle devam edeceğim) Ve sohbet seri hakkında SPOİLER İÇERECEKTİR HEM DE BOLCA... ~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~ M: Tamamdır şimdi o zaman ilk sorumla başlayayım bu seride en çok hoşuna giden şey nedir? H: Hmm... Nova diyeceğim. Çok güzel yazılan bir karakter. Baştan sona gelişimini okurken kendi kızımı yetiştiriyorum gibi hissettim. M: Benim için seriyi iyi yapan temelde 4 şey var: birincisi özgün bir konu ya da işleyiş, ikincisi beni ne kadar eğlendirdiği, bana ne kadar duygularını geçirebildiği, kitap sonunda bana ne kadar çok şey kazandırdığı. Şimdi ilk madde belki pek olmaz ancak hgoi diğer tüm isteklerimi karşılıyor, senin dediğin gibi karakter gelişimi konusunda hakikaten çok başarılı. H: Evet katılıyorum N.G. Kabal'ın kalemini seviyorum yazdığı ufacık bir cümlede bile derin anlamlar var. H: Sence serinin sonu yeterli miydi bir şeyi değiştirmek istesen neyi değiştirirdin 🙃
Duygu ve Düşünce
Soner A. Soner A. Ne bulsam okurum... Soner A. Soner A. İnsanın iradesi sağlam ise elinde tuttuğu kitap en güzel fidan olur zihninizde tohum vererek en güzel ağacı yeşerterek boy verir fakat iradeniz sağlam değilse kitap gül olsa elinizde çürür diken sarar elinizi Ama yurttaşlarının mallarına el sürmekle kalmayıp onları köleliğe de sürükleyenlere bu çirkin adlar verilmez.” Devlet Platon (Eflatun) Soner A.Soner A. Seher vakti çaldım yarin kapısını Günah var ise sevilenin gözlerinde Sizi sürükler kölelik ve çirkinlere Güzel ise yar açar size ahiretin yapılarını insanlardan kötülük görenlerin doğruluklarından bir şey kaybetmeleri kaçınılmaz.” Devlet Platon (Eflatun) Soner A.Soner A. Doğru insanlar murad alırlar onlar suna kuşu ile dost olur eğri insan ise gökteki kuşa tuzak kurar kuş yuvalarını bozar "İnsan ölüme doğru gittiğini fark ettiğinde daha önce hiç aklına gelmeyen düşünceler ve kaygılarla dolmaya başlar
Duygu ve Düşünce
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Sana bir masal anlatayım mı baba ?
Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, develer tellal iken , pireler berber iken, ben nenemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken... uzak mı uzak diyarlarda bir yaramaz kız çocuğu yaşarmış. Annesinden nazik olmayı, abisinden savaşçı olmayı, babasından da olduğu haliyle ne kadar sevilmeye değer olduğunu öğrenirmiş. Başka babalar kız çocuklarına otur , sus , konuşma, sen kızsın yapamazsın derken onun babası onu hep yüreklendirirmiş. - şu en yüksekteki dala çıkabilir miyim baba? +çıkarsın kızım. Elini şuraya koy, ayağını şuraya. Tamam çık şimdi. Aferin benim kızım yapar. - baba sence burdan atlayabilir miyim? + atlarsın kızım, benim kızım her şeyi yapar. Kız durmadan konuşurmuş . Babası normalde konuşmayı hiç sevmeyen , asık suratlı bir adammış ama kızının her sorusuna cevap verir , onun söylediklerine gülermiş. -karıncalar nasıl su içiyor baba? +topraktaki nemden alıyorlar bir de yedikleri yaprakların içindeki su onlara yetiyor kızım. -baba kurbanın gözünü bana verir misin? +Ne yapacaksın gözünü kızım? - kesip içine bakıcam + tamam kızım. Bu tamamlar hiç de geçiştirme değilmiş. Baba tamam dediği her şeyi gerçekten yaparmış. Kız daha okula bile başlamadan hayvanların gözünü, kalbini , böbreğini, ciğerlerini incelemiş. Gezdikleri her yerde gördüğü her ağacın adını sormuş öğrenmiş. Babası göreve gittiği dağlardan envai çeşit kır çiçekleri toplarmış . Büyük bir buket annesi için, küçük bir buket kızı için... babası belgesel izlermiş, kitap okurmuş. Kızına da kitaplar alırmış. Tuhaf bir kız çocuğuna sahip olmak onu hiç rahatsız etmiyormuş. Süslenmeyi , elbiseler, etekler giymeyi, saçlarını upuzun uzatıp şekilden şekile sokmayı çok seven, narin tatlı bu kız çocuğu arka cebinde hep sapan taşırmış . Camları kırar, abisiyle mahalle maçına katılır, bisikletini bayır
Her şeyin daha güzel olacağına dair içimde sönmez bir ışık yandı
64. BÖLÜM 🌹İnci🌹 Dünkü yorgunluk, gölge gibi bedenime yapışmış, bırakmaya niyetli görünmüyordu. Şifayı mı kapmıştım yoksa stresten kasılan eklemlerimin bir oyunu muydu bu, kestiremiyordum; ama tüm kemiklerim, üzerimden ağır bir yük konvoyu geçmişçesine sızlıyordu. Eğer bu ağrının rengi olsaydı, şu an tenimin büyük bir bölümü, darbe almışçasına mora boyanırdı. Beni eve bırakırken, Serkan’a halimden bahsetmemiştim. Söylesem belki masaj yapmasını istesem çok güzel olurdu. Fakat aramızdaki görünmez ama gergin telin farkındaydım. Uzun süreli bir temasın, ikimizin de dengesini bozacağı aşikârdı. Tenimde hâlâ yakıcı busenin izi, ruhumda ise bıraktığı tuhaf sarsıntı varken, ateşe körükle gitmenin alemi yoktu. "O da benim gibi düşünüyor mudur?" diye fısıldadı zihnimin karanlık bir köşesi. Hemen ardından gelen acımasız ses susturdu beni: "Yapma İnci. Senin için bir milat olabilir ama onun için sıradan bir öpücüktü sadece." Bu düşüncenin verdiği hırsla, elimdeki bıçağın domatesin üzerinde sertleştiğini fark etmedim. Zavallı domatesin suyunu çıkarana dek doğradığımı gördüğümde iş işten geçmişti. Ne kadar ileri gitmiş olabilirdi ki? Tekin olmayan, dibi görünmez sularda kulaç atıyordum ve boğulmadan kıyıya çıkmam gerekiyordu. "Benden önceki hayatı beni ilgilendirmez," Yalancı... "Sonuçta yakışıklı, zeki ve her hareketiyle dikkatleri üzerine çeken birisi." Ve erkekti... Ve gençti... Ve güçlüydü... Ve ihtiyaçları olabilirdi... "Sus İnci, sadece sus!"
1000Kitap
HATIRIN İÇİN
Uğruna tükense, bendeki nefes, Geçerim bu candan, hatırın için. Dökülse yaşlarım bitse de heves, Çekerim cefayı, hatırın için. Acı tatlı bölüştük bu aşkı biz, Silinmez bu kalpten çizilen her iz, Kıyamet kopsa da bitmez sevgimiz Seçerim vefayı hatırın için. Zamanı durdursam yolları aşsam, Karanlık gecede yönümden şaşsam, Hasret deryasında sana kavuşsam, Uçarım kuş gibi, hatırın için. Kimse baki değil böyle bir handa, Günaha girersin, gıybette zanda Eceli tadacak, bir gün bu canda, İçerim ağıyı hatırın için. 05.06.2026 Ermenek Durmuş Ali ÖZBEK Kültür Bakanlığı Halk Şairi youtube.com/shorts/8VEMIZze6Rk
Uzun etmeyin orta katlılar! Odalarınızda hava pek ağırlaşmış, her tarafı toz toprak, örümcek bürümüş. Size yeni esinti, yeni türküler, cümbüş dernek getirdik. Kuş uçmaz kervan göçmez illerde kelle koltukta dolaştığımız kuru başımız için mi idi? Biz oralara sizin adınıza gönüllü elçi gitmiştik. Haydi çok düşünmeyin, bize hoşgeldiniz deyin, lâyık olduğumuz köşelere buyur edin. Düşünün bir kere, biz sizin Robenson'unuz değil miyiz? Sonsuz ummanların, ıssız adaların, dil bilmez yabanların masallarını tatlı tatlı dinlemek için bizi nerelere saldınız? Kanınıza tâze kaynayış, zihninize geniş açılış, merâkınıza lezzetli besi getirmek hevesiyle biz "Sindibâd-ı Bahrî" olduk. Kara dalgalarda battık çıktık, canavarlar hakladık, yamyamlara madik oynadık. Ölüm bölgelerinde çarpışıp boğuşan bizdik. Siz sâdece hediye getirdiğimiz renkli kuşları, şaklaban maymunları gördünüz; kokulu baharat, değişik yemişler tattınız; yeni nağmeler, alımlı bin bir gece masalları dinlediniz. Biz "Odisse" olduk, ottan ocaktan karıdan kızandan geçtik. Siz Argos'ta sürülerinizi otlatıp buğdayınızı ekerken bizim on sene Truva önünde, on sene de açık denizlerde işimiz neydi? Yirmi yıllık mihnetimizi süzdük, süzdük size ölmez bir destan çıkardık. Sizi mutlu kılmak, size yeryüzünün egemenliğini kazandırmak için biz, tanrılara bile meydan okuduk, "Promete" olduk, göklerin ışığını çaldık, size ateşi armağan ettik. Ateş... İnsanın ateşle ilk karşılaşmasıyla ateşe hâkim olması arasında ne uzun ve acıklı bir mâcerâ vardır. Ben bu yanığı kendi aşkımda baştan sona denedim. Taş devrinin çıplak insanı idim. Yıldırımla tutuşmuş bir orman gördüm. Yekten öylesine vuruldum ki kendimi bu parlak kızıltıya attım. Canım nasıl yandı! Yalnız etim değil; canım, canım!.. Hatta bir canım olduğunu ben bu ilk acımda duydum

KerZeY35

@kerzey35
·
Orta Kat
"Hayat" denilen yapının biz sanatkârlar, orta katından ayrıldık, yedi kat göklere çıktık. Fakat cennetin bayıltıcı nur kaynaşmasında erimedik. Yedi kat yerin dibine geçtik, kanlı çekiler baskısında çürümedik. Katıksız öz mayamız varmış. Geri döndük, temelli yurdumuza, orta kata yerleşmeye geliyoruz. Bizden, uzak diyârlar kokusunu alan orta katlılar yadırgar gibi duruyorlar. "Bu gezginler katımızdan ne anlar?" yollu şüpheye düşüyorlar. Halbuki orta katı en iyi anlayanlar, oradan hiç ayrılmamış olanlar değil, altında, üstünde ne bulunduğunu gönülleriyle deneyip yaşamış olanlardır. Biz bu hayat yapısının taslağını çizdik, üzerinde kurulu durduğu toprak bucağının topoğrafyasını çıkardık.
Sayfa 258·Kitabı okudu