Geçmişime yolculuk ve ağıt
Puan vermedi·336 syf.··
Beğendi
·
2026 53. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 16:23
Salkım Sokak No:3 Kitap bir İclal Aydın kitabıyım diye daha ilk cümlelerden bağırıyor hikaye aslında tanıdık bildik ama yüreğimizde hiç bir zaman soğumayacak acılarla dolu zulüm ve göç hikayesiyle balkanlardan başlayıp İzmirime uzanan göçün ve memleketin her yerine tayini çıkıp göçebe kuş misali yaşayan emniyet müdürünün, eşi ve iki oğlundan oluşan ailesinin izmirde aynı mahallede kesişen hayatları ve seksenlerin doksanların zor ama güzel yıllarından günümüze yaklaşan hikayesi olarak başlıyor. Sanırım kitaptaki kahramanlar bir nevi benim de o yaşlarda oralarda benzer şeyleri yaşamış olmam aynı sokaklardan aynı kaldırımlardan yürüyüp benzer şeyleri yaşamış olmamdan kaynaklı yüreğimi parça parça canlı canlı ısırıp çiğneyen geçmişin acı tatlı hatırları nedeniyle başta çok dokunmasada ilerledikçe canımı yakmasıyla ağladım ve ağladıkça okudum okudukça ağladım bir ara nefesim kesildi çünkü çok ağır ve çok sancılı konular sardı her yanımı. Yutkunmak şöyle dursun o yaşlarda o sokaklarda o benzer arkadaşlarla yaşadıklarımı ve o zamanlarımı nasıl özlediğimi farkedip hiç unutmadım sandığım binlerce hatıramın zorla sığdırdığım valizlerden patlayıp saçıldığını farkettim. Sanırım beni gerçekten ama gerçekten yakalayan ve vuran, etkisinden zor kurtulacağım bir kitap oldu bu, belki kitabın etkisinden kurtulurum ama o hatıraları tekrar nasıl doldururum o valizlere hiç bilmiyorum. Eğer ağlamak işinize gelmiyorsa uzak durun derim. Etkilenmek için illa izmirde yaşamış olmanız gerekmiyor, biraz insanlık ve biraz duygusallığınız varsa zaten iki göz içi çeşme oluyor. Bu arada bana tavsiye eden arkadaşım Pınar⁷ sağolasın uyarıpta hazırlattığın peçeteler yetmedi ama binlerce hatıramın canlanmasına da vesile oldun. okumak isteyenlere şimdiden ağlamaya hazır olun ama bir o kadar da keyif
Salkım Sokak No:3İclal Aydın · Artemis Yayınları · 02,539 okunma
Puan vermedi·280 syf.··
Beğendi
·
2026 64. kitabı
Durrell’lerin ilk kitaba itirazıyla açılıyor kitap. Temel itirazları, “Bizi tuhaf insanlarmışız gibi göstermişsin.” Hahhah, değil misiniz diye sormak isterim. Gerry de aynı dönemi yeniden yazıyor. Ve bu sefer ilkinde elediği tuhaflıkları da ekliyor. “Az bile yazmışım,” der gibi. Gerçekten de hepsi tatlı bir deliliğin içinde yaşıyor gibi. Larry’nin bitmek bilmeyen entelektüel gösterileri, Leslie’nin kontrolsüz enerjisi, Margo’nun dramatik halleri, annenin bütün bu kaosu olağan bir şeymiş gibi taşıması… Bunları okurken Durrell’in şefkatini, insanın sevdiği insanların tuhaflıklarını da sevdiğini fark etmemek olası değil. İnsan bu kitabı okurken bir süreliğine dünyadan çıkıyor. Sadece gündelik hayattan değil; haberlerden, savaşlardan, gürültüden, insanın içine çöken o görünmez ağırlıktan da çıkıyor. Kitap bize başka bir dünyanın kapısını açmıyor aslında. Aynı dünyayı, kaybettiğimiz bir dikkatle yeniden gösteriyor: Gökyüzünün hazeran çiçeği gibi masmavi, anemonların şarap kızılı, ibibiklerin somon pembesi, yusufçukların çelik mavisi olduğu o dünyayı. İnsan okurken sadece doğayı hayal etmiyor; renkleri yeniden hissetmeye başlıyor. Duyularımızın üstündeki tozu siliyor sanki Durrell. Ve canlılara bakışımızdaki toz da buna dahil. Hayvanları anlatırken insanı küçültmüyor, insanları anlatırken de hayvanları aşağı görmüyor. Her şeye aynı merakla bakıyor. Eşeklere, kuşlara, böceklere, kardeşlerine, annesine… Peki ya sonu? Yüzlerce sayfa boyunca insanı ışığın içine yatırıp, kuş sesleriyle, sıcak öğleden sonralarıyla eğledikten sonra son sayfalara “Savaş çıktı.” mektuplarını koyması reva mı? “Tamam,” diyor sanki Durrell, “şimdi renkleri fark etmene izin vermeyen o normal dünyaya geri dönüyorsun.” Halbuki işte anlattım sana, dünya nasıl da güzel olabilirdi. Ve sanki şunu da
Kuşlar, Hayvanlar ve Hısım AkrabaGerald Durrell · Alfa Yayınları · 202497 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
6/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 22:55
"Papalagi" (veya orijinal adıyla Der Papalagi), Alman yazar Erich Scheurmann tarafından 1920 yılında yayımlanmış oldukça sıra dışı ve düşündürücü bir kitap. Papalagi denince beyazlar ya da yabancılar anlaşılır. Ama sözcüğü sözcüğüne çevrilirse göğü delen anlamına gelir. Samoa'ya ilk misyoner bir yelkenliyle gelmişti. Yerliler bu beyaz yelkenliyi ufukta bir delik olarak gördüler, beyaz adamın içinden çıkıp kendilerine geldiği bir delik. O, göğü delip geçmişti. Kapitalizmin yaşatıldığı sekuler toplumu daha yakından tanımak için, modernliğin medeniyet diye pazarlandığı sistemi görmek istediğimizde tüm açıklığı gerçekliği ile "Papalagi" karşımızda. Kitap ismi ile iddialı ve dikkat çekici olduğu kadar, kısa olmasına rağmen yine de anlamlı, bakış açısı sunması, düşündürücü olmasıyla beni kendine çekti ve okurken içimden tebrikler sunduğum bir kitap oldu adeta. Özellikle Afrika Dramını okuyup bu konuda bir ders aldıktan sonra, kapitalizm ve demokrasi gibi, "Kur'an'ın da ifadesiyle; yaldızlı sözler" ile insanların nasıl kandırıldığını, insanların peşinden koştukları dünya ve içindeki nimetlerin aslında aracı iken nasıl yegane amaca dönüştüğünü anlatan ve yeniden anladığım çok güzel bir kitap. İnsanoğlu tabiatı gereği unutan, dalan, günaha meyilli bir varlık olması nedeniyle kendine hakikati anlatacak, yaşamının içindeki yaratılanların amacını hatırlatacak türden kitaplar okumaya muhtaç. Özellikle de mana ile maddenin yer değiştirdiği, anlam kargaşası yaşandığı, duyguların renginin kaybolduğu bir çağda, bir zaman diliminde Batıyı ve batının bize sunduğu ya da dikte ettiği kültürü, bugün özenilen o Avrupai yaşamın aslında arka planını çok güzel anlatan bir kitap ve her insanın okumasını istediğim, dili hafif bir kitap oldu benim için. Papalagi yani beyaz adam, sömürünün
1000Kitap
Göğü Delen AdamErich Scheurmann · Ayrıntı Yayınları · 202017,2bin okunma
Puan vermedi·211 syf.··
2026 23. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2026 18:43
Karekterlerin samimi ve sıcak olması okurken aklıma sık şık Orhan Kemal’i getirdi.Sanki mavi kuşla birlikte yolculuk içindeymişim gibi okuduğum sonunda baya ters köşe olduğum tatlı bir hikaye.
Mavi KuşMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 201114,9bin okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 42. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 14:15
Kitap, iki küçük çocuğun bir maceraya atılarak mutluluğu aramasını konu alıyor. İki kardeş, hasta bir komşu çocuğunu iyileştirmek için mavi kuşu aramaya çıkıyorlar; bu arayış aslında insanın huzur ve güzellik peşindeki koşusunu simgeliyor. Yolculuğun sonunda kuşun kendi evlerinde, yanı başlarında olduğunu fark ediyorlar. Bu durum, mutluluğun dışarıda ya da uzakta değil; insanın kendi yuvasında ve elindekilerde saklı olduğu fikrini güzel vurguluyor. İnsanın bazen en çok aradığı şeyi gözünün önünde olduğu hâlde fark edememesi içimi burktu biraz. Kitap bana mutluluğun, öyle ulaşılması gereken büyük, devasa bir hedeften ziyade, sadece kafamızı çevirip fark etmemiz gereken bir değer olduğunu hissettirdi. ​Eserde ekmek, şeker, ateş, su, ışık, kedi ve köpek birer ruha bürünerek dile geliyor. Bir fabl gibi kendi aralarında konuşup çekişmelerini okumak çok keyifliydi. Ekmek, üzerinde Türk kaftanıyla boy gösteriyor. Yazarın ekmeğe bu kıyafeti seçmesi bana ilginç geldi; acaba bizim kültürümüzde ekmeğe verilen önemi biliyordu da bilinçli bir motif mi yapmak istedi, bilmiyorum. Şeker ise suya aşık olduğu için günden güne eriyip bitiyor ama o tatlı canıyla çocuklara parmaklarından koparıp ikram etmekten de geri durmuyor. Ateş ve Su arasında zaten ezeli bir gerginlik var. Kedi, Gece ile eskiden beri o gizemli dostluğunu sürdürürken, sadık ve korumacı köpekle de sürekli bir kavga halindeler. ​Kitabın gerçekten çok tatlı, insanı içine çeken bir dili var. Gece, Anılar Diyarı ve Gelecek Krallığı gibi büyülü mekânlar aracılığıyla ölüm, gizem, zaman ve hafıza gibi soyut kavramlar güzel somutlaştırılmış. En çok da derin meselelerin, iki çocuğun saf, abartısız konuşmaları ve onların çocuksu algıları üzerinden yansıtılmasını sevdim. Bu sayede kitap ölüm gibi ağır konulara değinse bile asla
Mavi KuşMaurice Maeterlinck · Kapra Yayıncılık · 2021128 okunma
10/10
·192 syf.··
2026 8. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2026 22:10
Özgür Balpınar’ın anlatımındaki o samimiyeti hep sevmişimdir ama 'Canım Arkadaşım' gerçekten başka bir yerden yakaladı beni. Kitap, isminin sıcaklığını her sayfasında hissettiriyor. Arkadaşlığın sadece yan yana olmak değil; fedakarlık, güven ve o saf sevgiyle örülü bir bağ olduğunu çok yalın bir yerden anlatmış yazar. Okurken karakterlerin o içten hallerinde kendinizden, kendi geçmişinizden bir parça bulmamak imkansız. Hikaye sizi yormadan, bağırmadan içine çekiyor. Bazı sahnelerde istemsizce gülümserken, bazılarında o duygusal derinliği kalbinizde hissediyorsunuz. Karakterlerin arasındaki bağ o kadar doğal kurulmuş ki, bir noktadan sonra sanki siz de o hikayenin içindeymişsiniz gibi geliyor. Kitapta geçen "Kalbinizde yeşil bir ağaç bulundurun, belki şarkı söyleyen bir kuş gelir konar" alıntısı bence hikayenin ruhunu çok iyi özetliyor. Gerçekten de bittiğinde insanın içini ferahlatan, o 'yeşil ağaç' hissini bırakan bir kitap olmuş. Bazı kitaplar sadece okunup geçilir ama bu hikaye bittiğinde insanın içinde gerçekten bir huzur ve tatlı bir mutluluk kalıyor. Eğer büyük iddialardan uzak ama etkisi kalıcı, huzur veren bir yolculuğa çıkmak isterseniz mutlaka elinize almalısınız. Yaş farkı gözetmeksizin, her okuyanın kendine bir şeyler katabileceği o nadir ve samimi hikayelerden biri olmuş. Kesinlikle kütüphanenizin o sevilen köşesinde yerini almalı. Canım Arkadaşım
1000Kitap
Canım ArkadaşımÖzgür Balpınar · Genç Timaş Yayınları · 20192,527 okunma