Bu nedenle günümüz Türkiye’sinde kitapları sorgulayıcı ve eleştirel bir bakış açısı ile okumak ve kanıt diye sunulan kaynakları incelemek şart; bir profesör tarafından yazılmış olsa bile.
Türkiye’de devletin soy-sop, aşiret, din, etniklik gibi “birincil bağlılıklar” ı aşan bir yurttaşlık bilincini hakim kılamayıp aksine Cumhuriyet dönemi boyunca karşı karşıya kalınan pek çok sorun ve çatışmada bu bağlılıklara dayanarak ya da yaslanarak bunların yok olmak bir yana daha da pekişmesini sağladığı söylenebilir.
Bir nedene dayandırılan sevmelerin hiçbiri sevme değildir, olamaz. Sen de düşün Tayfun, bunu yaparsan severim şunu yaparsan sevmem, şöyle olursan çok severim de böyle olursan hiç sevmem diye bir sevme şekli olabilir mi?