Goldmund: Sevdiğim, izini izlediğim şey bir giz benim, bu gizin pek çok kez bir şimşek gibi ansızın çakıp söndüğünü gördüm; günün birinde başarabilirsem eğer, bir sanatçı olarak bir yapıtında canlandıracağım bu gizi, konuşturacağım, O büyük doğurucunun, ilk ana'nın heykelini yapacağım; ondaki giz bir başka heykeldeki gibi şu ya da bu ayrıntıdan, kendine özgü bir şişmanlık ya da sıskalıktan, kabalık ya da incelikten, güç ya da zarafetten değil, dünyanın genelde uzlaşmaz en büyük karşıtlıklarını, doğum ve ölümü, iyilik ve zulmü, yaşam ve yokoluşu bir barışıklık içinde kendisindebarındırmasından kaynaklanıyor. Bu ilk ana'yı ben kafamdan uydursaydım, bu ilk ana benim düşüncelerimin bir oyunu ya da bir sanatçının açgözlü bir isteği olsaydı, hiç acımaz, kusurunu görür ve onu unutur giderdim. Ne var ki, ilk ana bir düşünce ürünü değil, onu kafamda düşünüp kotarmadım ben, gördüm! İçimde yaşıyor benim, ikide bir kendisiyle yüz yüze geldim. Onu bir kış gecesi bir köyde doğum yapan bir kadının yatağının başında elimde ışık tutarken sezdim ilkin, işte o zaman bu görüntü gözlerini içimde açtı, yaşamaya başladı. Çoğu zaman uzaklara kayıyor, uzun süre gözden kaybediyorum kendisini, ama birden yine şimşek gibi çakıveriyor. Bugün de aynı şey oldu. Kendi annemin görüntüsü, bir zaman çok sevdiğim annemin, tümüyle bu yeni görüntüye dönüştü; bir kiraz tanesinin içindeki çekirdek gibi bu görüntünün içinde yaşıyor şimdi."