Uzun süre bekledim bu güzel kitabın basılmasını, iyi bir çeviriden okumak istedim hep... Sonunda İş Bankası yine beklentimi karşılayacak, neredeyse hatasız harika bir çeviriyle iki cilt olarak bastı Monte Cristo Kontu'nu...
Tam bir başyapıt okudum. Kalın, 1500 sayfalık kitap su gibi aktı. Sayfaları çevirdikçe heyecanım da merakım da artarak devam etti. Muazzam bir kurgu ve akıcı bir anlatımla büyülüyor okuyucuyu eser. (Ezel adlı dizi de konu olarak Monte Cristo Kontu'ndan esinlenmiş, araştırırken öğrendim bunu da ben.)
Konuyu kısaca anlatmak istiyorum. İçimdeki her şeyi yazsam buralarda yer kalmaz çünkü! :)
Edmond Dantes, Marsilya'lı genç bir denizcidir. Pharaon adlı bir ticari geminin de kaptanı olma yolundadır. O başarılıdır ve her başarılı insanın çevresinde onu çekemeyen birkaç insan vardır. Gemide muhasebe işlerini yapan Danglars da bunlardan biridir. Edmond'u, sevdiği kız (Mercedes) ve babası beklemektedir kasabada. Amacı bu gelişinde Mercedes ile evlenmek ve mutlu olmaktır Edmond'un. Fakat işler yolunda gitmeyecektir tabi ki! Mercedes de Edmond'a aşıktır ancak Mercedes'in kuzeni Fernand bunu bile bile onu kendisiyle evlenmeye ikna etmeye çalışır. (Kara kedi Fernand!) Bakar ki evliliğe doğru hızla gidiyor bu ilişki, entrika çevirmekten başka çaresi olmadığını anlar Fernand. Danglars ve Kadrus (Edmond'un komşusu) ile birleşerek büyük hem de çok büyük bir komplo kurarlar Edmond'a...
İşte böyle başlar Monte Kristo Kontu'nun öyküsü. Tabi ki bu kadarla kalmaz hiçbir şey. Suçsuz bir adamın başarısını ve aşkını kıskananları büyük bir intikam beklemektedir. Yolunda giden (!) hayatları, önlerine çıkan geçmişleri sayesinde altüst olacak mıdır? Edmond intikamını nasıl alacaktır? Elinden giden on dört yılın hesabını sorarken başından neler geçecektir? Okuyup görün bundan
Tufan Zamanı bir üçlemenin, DelliAddem üçlemesinin, ikinci kitabı. Aslında amacım son kitabı da okuduktan sonra üçleme için tek bir inceleme yazmaktı. Maalesef Doğan Kitap bir üçleme nasıl rezil edilir konulu çalışmasıyla çin işkencesi yaptı bana. Tufan Zamanını sinirle, içimden çığlıklar atarak, çevirmen, editör ve yayınevine güzel dileklerde (!) bulunarak okudum.
Gelelim meseleye… Bu üçleme bir üstopya, uzak bir gelecekte geçen, yazarın hikayeye özel bir terminoloji oluşturduğu bir roman. Serinin ilk kitabını daha önce Oğlak Yayınları basmış; Dost Körpe çevirmiş. Doğan Kitap yazarın telifini alınca büyük ihtimalle çeviri için de telif ödemiş ve Dost Körpe çevirisini basmış. Birinci kitap gayet güzel. Hikaye içindeki hayali bazı özel isim ve markalar zorlama türkçeleştirilmemiş ve öykü içinde sırıtmıyor. Başkalarını bilmem ama fantastik hikayelerde beni en çok rahatsız eden konu her kelimenin Türkçe’ye çevrilmeye çalışılmasıdır. Antilop ve Flurya’yı bitirip Tufan Zamanı’na başladığımda kabus başladı. Öncelikle ikinci kitap başka bir çevirmen tarafından çevrilmiş- Dilek Şendil; bu çevirmen ilk kitabı okumadan kendi kafasına göre sıfırdan bir terminoloji yaratmış; bu terminolojiyi de her kelimeyi zorlama şekilde Türkçeleştirerek yapmış. Örnek verecek olursak: İlk kitapta Avam Diyarı olan bölge ikinci kitapta Varoşlar olmuş; aynı şekilde HelthWyzer şirketi DevaSaYol olmuş, RejoovenEssense de ÇıtırGa olmuş. Bir de hikayede gen birleştirmeyle yaratılan hayvan isimleri var; ilk kitapta rakunk olan bir hayvan ikinci kitapta kokarun olarak çıkıyor karşımıza. Bu trajikomik uydurma isimlere gülemedim bile, ikinci kitapta hala şifre çözmeye çalışır durumdaydım çünkü.
Çeviri konusunda hassasiyetimi defalarca yazdım. Az hatalı bir kitap okuduğumuzda alkışlar hale geldik. Bir
Tufan ZamanıMargaret Atwood · Doğan Kitap · 2013175 okunma
SHANTARAM
Tanrının huzur bahşettiği...
Hikaye sağlam, hayatın içinden ve içten. Anlatılacak, bahsedilecek çok şey var ancak okuyanlara, okuyacak olanlara engel olmak istemiyorum. Çağrı isimli arkadaşın bir alıntısından sonra adeta koşarak almaya gittim kitabı ve kitaba dair tek üzücü yan bitmesi oldu.
Gregory David Robets, bir Yaşar Kemal bir Haydar Karataş kadar başarılıydı edebi yönde diyebilirim. Yaşar Kemal'den Çukurovay'ı, Haydar Karataş'dan Dersim'i dinlemek kadar güzeldi ondan Hindistanı ve hatta yaşamı dinlemek. Fakat eleştirilerim de var tabii (olumlu yönde). Belki de bilmediğimiz bir coğrafya da yaşamadığımız, en azından aşına olmadığımız bir hayatı anlattığındandır tam olarak bilemiyorum ancak hikayenin bazı kısımları insanı sorgulamaya itiyor bu nedenle belki daha uzun belki de bir ikinci cilt olabilirdi. Tabii yazarın okuduğum ilk kitabı bu, zaten iki kitabı var ki belki onu okusam bu konu da fikrim değişebilir bilemiyorum.
Sonuç olarak çok fazla açıklama yapamasam da kitabı şiddetle öneriyorum. Eğer çok önemli ve öncelikli bir listeniz yoksa mutlaka okuyun derim.
Son olarak; bir adam ayısını sevmeli...
ShantaramGregory David Roberts · Artemis Yayınları · 20242,087 okunma