Birini görmek, adını bilmek, selamını almak değildi ki tanışmak. Birbirimize bulaştırdığımız düşünceler, fikirler, duygular olmasa nasıl tanışıklık olsundu... Gerçek tanışma, fikrin hissini karşındakine bulaştırmak değil miydi?
Gözleri parlıyordu. Hiçbir gece, bu kadar aydınlık olmamıştı. Gözlerinde, kararan mavi bir deniz, beni heyecanlandıran iki tane yakamoz vardı. Gözleri bamaşka bir dünyaydı. Dünyada ne kadar yıldız varsa gözlerinde de o kadar ay vardı.