O vakitler anladım ki, aşkta tesadüf olmazmış lakin tevafuk, yani ki iki bedenin bir gönle sığdırılmasıymış. Ve aşk ancak birkaç kula nasip olan ilahî bir sırmış. Tanrı Teâlâ ilmi isteyene malı istediğime veririm diyor ya; aşkı da acıyla kavrulana, çileyle savrulana ve dahi dertlerin biri bitmeden yek diğerini arayana veriyor. Aşk; cisimsiz, suretsiz bir bûse, lakin değdiği yeri yakıyor...
Anladım ki güzel sevmek ateştir , hardır , alevdir . Yanmaz ama yandırır . Ve yanan iflah nedir bilmez . Sözleri yanar lakin sönmez . Ya bu ateşten sonrası ?