Tuğçe Can

Tuğçe Can
Kimya Mühendisi
Üniversite
Ankara
Ankara, 1988
31 okur puanı
Mayıs 2021 tarihinde katıldı
Puan vermedi·256 syf.··
2026 22. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2026 13:40
Hindistan’da başlayıp Londra’ya, oradan Afrika’ya uzanan bir hayat kesiti. Willie Chandran’ın 41 yılı — her yerde yabancı, hiçbir yere ait değil. Kulağa çarpıcı geliyor, değil mi? Benim için de öyle geldi, kitabı açmadan önce. Ama Naipaul başka türlü bir yazar. Mesafeli, soğuk, robotik denebilecek bir dille anlatıyor her şeyi. Yargılamıyor, acımıyor, sizi yönlendirmiyor. Uzaktan izleyip kaydediyor sadece. Bu bazıları için derin bir estetik tercih, benim için ise kitabı bitirince ağzımda yavan bir tat bıraktı. Bu kadar zengin bir malzeme — bağımsızlık sonrası Hindistan, 40’ların Londrası, sömürge sonrası Afrika — daha kekremsi, daha ekşi bir şey hak ediyordu bence. Willie’nin kimlik bunalımını, hiçbir yere sığamayışını anlıyorsunuz ama hissetmiyorsunuz. Kitap da adı gibi bitiyor zaten: yarım, pat diye, kapanmamış bir kapı gibi. İlginç bir deneyimdi. Ama bir daha değil.​​​​​​​​​​​​​​​​
Yarım HayatV. S. Naipaul · Alfa Yayınları · 2023128 okunma
Reklam

Tuğçe Can

, bir kitap okudu
Puan vermedi·256 syf.··
8 günde okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2026 13:40
·
2026 22. kitabı
V. S. Naipaul
6/10 · 128 okunma
Puan vermedi·232 syf.··
2026 20. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2026 18:17
1940’lardan 2000’lere uzanan Fransa’nın kolektif belleği — şarkılar, sloganlar, siyasetçiler, markalar. Bir yabancı olarak sayfaların bir kısmını çevirmen notlarına yaslanarak, bir kısmını ise tahminle geçtim. Bir Fransız okuyucunun o tanıdık bir reklam jingleını gördüğünde hissedeceği o ani sarsıntıyı ben yaşayamadım. Bunu kabul etmek gerekiyor. Ama kitap yine de beni yakaladı. Çünkü Ernaux’nun asıl meselesi nostaljiden çok daha derin: teknolojinin insan hayatına nasıl fark ettirmeden sızdığı. Önce lüks, sonra sıradan, sonra vazgeçilmez. Radyo, televizyon, mikrodalga, bilgisayar… Her biri gelirken toplumu dönüştürüyor; ama bu dönüşüm o kadar sessiz yaşanıyor ki kimse tam olarak ne zaman değiştiğini hatırlamıyor. Ernaux işte bu unutuşu yazıyor. Ve bu his, Fransa’ya özgü değil. Bunu okurken aklıma kaçınılmaz olarak Ayfer Tunç (Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek) geldi. Tunç da benzer şeyi yapıyor Türkiye için — gündelik ayrıntıları, küçük nesneleri, unutulmuş kelimeleri bir neslin kolektif hafızasına dönüştürüyor. İkisi de büyük tarihi olaylardan değil, mutfak masasındaki değişimden yola çıkıyor. Fark şu: Tunç’u okurken ben de o masanın etrafındayım; Ernaux’yu okurken ise camdan içeriye bakıyorum. Yine de bu mesafe kitabı küçültmüyor. Aksine, evrensel olanı daha net görüyorsunuz. Teknolojinin zamana, belleğe ve birlikteliğe yaptıkları — bunlar coğrafya tanımıyor. Fransa’nın 60’larıyla Türkiye’nin 80’leri arasındaki o yapısal benzerlik, dünyanın aslında ne kadar paralel aktığını bir kez daha hatırlatıyor. Yıllar, tam anlamıyla içinden okuyamasanız bile değerli bir kitap. Belki de yabancılık hissi, kitabın söylemek istediği şeyin bir parçası.
SenelerAnnie Ernaux · Can Yayınları · 20212,527 okunma