“Daha önce duyamazdın zaten” diyor ses. “Çünkü ölülerin dilini konuşuyorsun.”
“Böyle ayrı bir dil mi var?”
“Evet, ölüler diyarında tek bir dil vardır; insanlar hangi dili konuşursa konuşsun, öldüğü anda hepsini unutur ve ölmüş olan herkesin bildiği dili konuşmaya başlar.”
Öldü, işte o kadar, neden öldüğünün önemi yok. Bir insanın neden öldüğünü sormak saçma bir davranış, ölüm nedeni zaman içinde unutulur, yalnızca o tek sözcük kalır, Öldü.
Işığın savaşçısı, amacın araçları haklı kılmadığını bilir. Çünkü amaç diye bir şey yoktur, yalnızca araçlar vardır. Hayat insanı bilinmezden bilinmeze sürükler. Her an, bu heyecan verici muammayla doludur: Savaşçı ne nereden geldiğini bilir ne de nereye gittiğini. Ama onu bulunduğu noktaya tesadüfler getirmemiştir. Sürprizler onu neşelendirir, daha önce görmediği manzaralar heyecanlandırır. Korktuğu da çok olur, ama bir savaşçı için olağandır bu. … İşte bu yüzden kendini olayların akışına bırakır savaşçı.
Tüm savaşçıların kendinden kesitler bulacağı satırlarla buluşturmak için gayret göstermiş Coelho.