Halkın aymazlığına gösterdiğin tepki, dağa kaçan İsa hikayesini getirdi aklıma. Hani seninle daha önce konuştuğumuz o güzel hikayeyi. Peygamberi dağa doğru koşarken görenler, ‘Ey İsa, aslandan mı kaçıyorsun?’ diye sormuşlar. O, ‘Hayır!’ demiş. ‘Kaplandan, ejderhadan mı kaçıyorsun?’ diye sormuşlar. O yine, ‘Hayır,’ demiş ve eklemiş, ‘ben peygamberim, aslandan kaplandan korkmam.’ ‘Peki o zaman neden kaçıyorsun?’ diye sormuşlar. ‘Ahmaklardan kaçıyorum,’ demiş İsa, ‘çünkü onlarla baş edemem.’
‘Ülkenin bütün dengelerinin bozulması da tam bu döneme rastlıyor!’
Yazar bu sözleri başıyla onaylarken bana da Lara’nın bilgisine ve zekasına bir kez daha hayran olmak düştü.
‘Evet, ülke yönetmeyi siyasi, etnik ve dini grupları birbirine düşürmek olarak anlayan bir kafası vardı. Bunu yüksek siyaset olarak görüyordu.’
Doğrusu ben bunları o kadar da fazla bilmiyordum. Ülkede yaşadığım sıralarda siyasetle ilgilendiğim söylenemezdi.