Beysa

Beysa
@tdcmo
18 okur puanı
Eylül 2025 tarihinde katıldı
Protagoras : Duyumsal
<Sokrates ile Theaitetos konuşur.> -Sokrates: Bilginin özü hakkında yararsız düşünceler değil, Protagoras'ın ifade etme alışkanlığında olduğu aynı düşünceleri açıkladın gibime geliyor. Ne ki, o aynı görüşü değişik biçimde belirtmiştir. Zira bir yerde şöyle der: "İnsan her şeyin, var olan şeylerin varlıklarının, var olmayanların yokluklarının ölçüsüdür." Bunu okumuşsundur herhalde? -Theaitetos: Evet, hem de birkaç defa. -Sokrates: O bununla şunu kastetmiyor mu: Her tekil şey bana nasıl geliyorsa, o benim için <gerçekten> öyledir ve sana nasıl geliyorsa, senin için de öyledir? Oysa sen de benim gibi bir insansın, değil mi? Esen aynı rüzgarın kimini üşüttüğü, kimini de üşütmediği, kimine hissedilmeyecek kadar hafif, kimine ise sert geldiği zaman zaman görülmüyor mu -Theaitetos: Kuşkusuz. -Sokrates: Şimdi rüzgarın kendinde soğuk olduğunu mu yoksa olmadığını mı iddia edeceğiz, ya da Potagoras'a inanarak, üşüyene göre soğuk, diğerlerine göreyse soğuk olmadığını mı söyleyeceğiz? -Theaitetos: Olabilir. -Sokrates: Her iki tarafa da öyle geliyor zaten, değil mi? -Evet. -Sokrates: Ancak "geliyor" sözcüğü o kişinin duyusal bir izlenim edindiğini belirtmiyor mu? -Hiç kuşkusuz. -Sokrates: Demek ki sıcaklığı ve buna benzer şeyleri duyumsarken tasarım ile duyusal izlenim tek ve aynı şey oluyor. Çünkü bir kimse bir şeyi nasıl algılıyorsa o şey diğerlerine de öyle gelir.
Sayfa 86·Kitabı okudu
Alıntı
Protagoras : Tartışma
"Her konuda birbirine karşıt iki görüş açısının bulunduğunu ilk defa Protagoras öne sürdü. Sorularını da buna dayanarak <dinleyicilerine> yöneltiyordu. Bu, ilk defa onun bulduğu bir yöntemdir." Diogenes - Laertius "Protagoras der ki, insan her konuda aynı hakkı tanıyarak iki yönden de tartışabilir, hatta her konuda iki yönden de tartışılıp tartışılamayacağı konusunda bile." Seneca - Mektuplar
Sayfa 85·Kitabı okudu
Alıntı
Protagoras
Sofistler arasında düşünür olarak özgünlüğü nedeniyle kuşkusuz en önemli yeri tutan Abderalı Protagoras tahminen M.Ö. 481-411 yıllarında yaşamıştır; Platon'un ifadesine göre o Grek topraklarında "bilgelik öğretmeni" olarak 40 yıldan fazla etkinlikte bulunmuştur. Thurioi (M.Ö. 444-43) kenti için yasa taslağı hazırlamıştır. Sofist olarak gezgin yaşamında nereye gittiyse, bize adeta masal gibi gelen bir rağbet görmüş, buna uygun olarak yüksek ücretler almıştır (ilk kez bir "bilgelik öğretmeni" olduğunu iddia eden ve bu etkinliği için dinleyicilerinden ücret alan Protagoras'tır) Ancak ömrünün sonuna doğru "Tanrılar Üstüne" adlı eserinin başlangıcındaki tanrıtanımaz ifadeler yüzünden, eski inançlara bağlı Atinalılardan bir kişi Protagoras'ı mahkemeye vermiştir; Protagoras idama mahkum edilmiş, eserleri devlet eliyle toplatılmış ve pazar meydanında yakılmıştır. Gerçi kendisi karar infaz edilmeden kaçmış, ama gemiyle Sicilya'ya giderken yolda ölmüştür. Sayısı pek çok olan eserlerinin listesinden bize sadece ek bölüm kalmıştır.
Sayfa 83·Kitabı okudu
Alıntı
Sofizm Aldatmacası
"Bilimi, isteyene para karşılığında satan kişilere, bir çeşit arabulucu gibi, sofist deniyor." - Aynı Yerde "Sofistler aldatmak için konuşuyor; kazanç elde etmek için yazıyor ve kimseye yararları dokunmuyor. Zira onların hiçbiri <gerçek> bilge değildi ve değildir, tersine hiç olmazsa dürüst kişilerin küfür saydığı bir sözcük olan "sofist" adını almak onlara yetiyor. Bu yüzden sofistleri övmekten sakınmayı, buna karşılık filozofların düşüncelerine değer vermeyi öğütlerim." - Xenophon, Av Kitabı
Sayfa 82·Kitabı okudu
Alıntı
Sofizm Sorunları
Sofistlerce ele alınan bu temel sorun, devlet ve toplumdaki din ve ahlak, hukuk ve töre gibi tüm insani kurumlara eleştirel bir gözle bakılmasına, buna bağlı olarak her şeyi kapsayan bir "görecilik"in ve "tarihselcilik"in doğuşuna yol açacak olan, kültürün başlangıcı hakkında spekülasyonlarda bulunmalarına da neden olmuştur. Bu görecilik genç sofistler kuşağında özellikle etik ve din alanlarına geçmiş, böylece geçerli inanç ve davranış kuralları temelden sarsılmıştır. Bu durumda din ve ahlak, zayıfı güçlüden korumak için ilkçağ insanının "icatlarından" biri olarak görülmekte, güçlünün "doğal hakkı" da giderek artan radikal bir bireycilikten dolayı gerçek "efendi ahlakı" diye ilan edilmektedir. Öte yandan genç sofistler arasında, o güne kadar geçerli olan Grek dünya ve yaşam görüşünü temelden yıkan, örneğin "Helenler ve barbarlar", "özgürler ve köleler" sorunu, toplumun sosyal yapısına ilişkin sorunlar, (ve buna bağlı) ilk gerçek sosyalizm sorunu, ayrıca insan olarak kadının toplumsal konumuna ilişkin sorunlar karşısında sosyal-devrimci türden bir dizi düşünce doğup gelişmiştir; bütün bunlar ilk kez birer "sorun" olarak görülmüş ve öne sürülmüştür.
Sayfa 80·Kitabı okudu
Alıntı