Ey meraklı okuyucu!
Bu sayfada daha çok biyoloji, genetik ve sinirbilimle ilgili kitapları ve yorumlarını bulacaksın.
Biraz da edebiyat...
Her yemeğin baharata ihtiyacı vardır değil mi?
Anılar gerçekten de hayat boyunca değişme egilimindedir ama anıların değişiyor olduğu gerçeği pek de ilginç değildir. Asıl ilginç olan nasıl ve neden değişiyor olduklarıdır.
Yine benim yetişme dönemimde, benden biraz öncesinde, eroin içenler bile Deep Purple dinledikleri için, hem de auto reverse teyplerde durmadan dinledikleri için eroinman olmuşlardı. Şimdi berber çırakları şiir yazıyor, normalliği neticesi intihar etmesi gereken eşek sıpası hem küpeli, hem rengarenk, yalan söyleme gereği bile duymuyor, gerçeğin eşiği yalanın altına inmiş.
Başka bir deyişle: Eğer kendimi kendi algılarımın "dışına" yerleştirme imkânım yoksa, nasıl olup da dünyamın algısal düzenliliklerini ve değişikliklerini fark edebiliyor, onlara açıklamalar getirebiliyorum? Bu durumda, klasik gözlemci-organizma-çevre üçgeni yerine, ortaya gözlemcinin yerleştiği bir daire vardır ve gözlemek, açıklanmak istenen deneyim alanında yaşamanın usullerinden yalnızca bir tanesidir. Gözlemci, çevre ve gözlemlenen organizma, artık gözlemcinin varlığında, tek ve aynı işlemsel-deneyimsel-algısal süreci oluştururlar. Bu koşullarda kendi bilme süreçlerimizden "nesnel" olarak nasıl bahsedebiliriz?
Çok ağır bir yükü taşıyabilmek için merkezini bilmek gerekir.
Keza ruhlarını güzelleştirebilmek için doğalarını tanımaları elzemdir insanların.
Egonáutica