Bir Delinin Hatıra Defteri, yalnızca bir akıl hastasının günlüğü değil, çaresizliğin, değersizleştirmenin ve toplumun vicdansızlığının ağır bir yansımasıdır. Poprişçin’in yavaş yavaş delirmesi değil; aslında yavaş yavaş unutulması, yok sayılması acıtır insanın içini. Onu çevreleyen herkes -memurlar, doktorlar, hatta insanlığa hizmet yemini etmiş kişiler- duyarsız, soğuk ve zalimdir. Saygı görmenin tek yolu, gözlerinde büyüyen rütbe kavramına erişmektir. Bu yüzden kendini İspanya Kralı ilan eder; çünkü ancak o zaman birileri onu ciddiye alacak, değer verecektir. Deliliği bir savunma kalkanına, hayali bir tahta sarılmış bir sığınma alanına dönüşür. Ama en sonunda attığı yardım çığlıkları bile, boş bir duvarda yankılanmaktan öteye gidemez.
Gogol’un Palto adlı öyküsünde, toplumsal hiyerarşi ve rütbe takıntısı sert bir şekilde eleştirilir. En alt kademede çalışan memurlar bile, kendilerinden daha alt pozisyondakileri ezerek güç arar. Akaki Akakiyeviç'in dosdoğru ve sessiz yaşamı, yeni bir palto edinmesiyle bir nebze anlam kazanır. Fakat bu küçük sevinç bile ona çok görülür. Palto çalındığında yardım istemek için gittiği general, yardım edebilecekken onu bekletip azarlayarak ne kadar vicdansız ve şekilci olduğunu gösterir. Gogol burada, küçük insanların çabasının büyük insanlar tarafından nasıl hiçe sayıldığını ve sistemin empati yoksunluğunu çarpıcı bir şekilde gözler önüne serer.
Gogol’un Burun adlı öyküsünde Binbaşı Kovalev’in burnunun kaybolması, yalnızca fiziksel bir kayıp değil, toplumsal statüsünün elinden alınışını simgeler. Burun, burada yüksek rütbeyi temsil eder; Kovalev ise bir hata sonucu —örneğin önemli bir belgeyi kaybetmiş gibi düşünülerek— rütbesini kaybetmiş bir memurdur. Burnu, yani rütbesi ondan bağımsızlaşıp yüksek konumda yaşamaya devam ederken, Kovalev