" Demek istediğim, acıya karşı bağışıklık kazanmamızı sağlayacak bir yaşam tarzı olmadığını anlasak, her şey çok daha kolay olurdu. Mutluluğun doğasında acının da olduğunu. Biri olmadan öbürünün de olamayacağını. Tabii ki farklı düzeylerde ve miktarlarda. Ama hiçbir hayatta sonsuza kadar saf bir mutluluk içinde olamayız. Öyle bir hayat olabileceğini düşünmek ancak yaşadığımız hayattaki mutsuzluğumuzu büyütmeye yarar. "
Bazı kitapları bir okuyuşta özümseriz , istesek de ikinci okuyuşa başlayamayız bir türlü. Tabii gelgelelim sayılı kitaplara birkaç okuyuşta bile doyamayız. Bence bu kitap o kitaplardan. :) Eminim ki her okuyuşta farklı bir şekilde yorumlayacağımız bir yer çıkacaktır karşımıza. İçeriğine çok detaylı inmek istemiyorum. Özetlemeye çalışırsam : Avrupa'da ünü birçok yere ulaşmış olan karakterlerimizden biri Breuer. Bir hakikat arayışına girer fakat o bunun farkında değildir. O sıralarda Nietzsche henüz tanınmamış bir filozof... Kendini özgürlüğe adamış karakterimiz hakikati güçlü insanların yaşayabileceğini, hakikatin acıyı ve mutsuzluğu getirdiğini anlatır. Arayışının sonunu getirmeden önce kitapları ve bavuluyla yola çıkar... Hakikat nerede saklıdır ? İnsan kendinin farkında mıdır? Çok şey öğreneceğimiz bir kitap... İyi okumalar... :)