Puan vermedi·440 syf.··
2026 26. kitabı
·
61 günde okudu
·
Okunma: 16 Nisan 2026 20:33
Mustafa Kara'nın hikem kitabı. Bu kitabı ben de #yagizgonuler'den duymuş, aylardır her gün ilaç mahiyetine geçebilecek, sifa niyetine birkaç satır okuyarak bitirdim, bazen tefeülle. Satırdan sadra inen her cümlesi, metne dahil ettiği her şiir,manzume parçası ile birer cevher kıymetinde mektuplar. Tasavvufun ruha iyi gelen sükuneti adeta satır aralarına sinmiş gibi. Dalgalı,fırtınalı bir denizdeyken kitabı açtığınızda deniz sakinliyor,fırtına diniyor hafif bir meltem başlıyor gibi. Okuyunki çiçek açsın ruhunuz.
Gönül MektuplarıMustafa Kara · Dergâh Yayınları · 2025112 okunma
ÂDÂB-I MUÂŞERETE DÂİR...
8/10
·424 syf.·
Beğendi
·
2026 28. kitabı
Elimdeki eser, Mecmâ'ûl Âdâb'ın 1958 de Yeni matbaa tarafından basılan ilk baskısı, Müellifi Çarşamba kazası müftüsü Seyyid Sûfi-Zâde Seyyid Hulusi eserini takdiminde, hangi gaye ile eseri kaleme aldığını şu güzel ifadelerle izâh etmiş: (...) Türkçe bir risâle tahriri İslâmiyet âdâbını tefehhüm ve teallüme rağbet buyuracak, din kardaşlarımıza ve hususiyle etfâli Mü'minine, bir hizmet olacağından, bu fakir her ne kadar, bu düreri mensure ve fevaidi mesureyi, efradını câmî ve ağyarını mânî olacak sûrette, toplayıb tanzim etmeğe, bîiktidar ise de, "Mâ lâ yüdrakü küllühü, lâ yütrakü küllühü" (ما لا يدرك كله، لا يترك كله), "Tamamına erilemeyen şeyin, tamamı terk olunmaz. kâidesine intibâen ve setri kusur ile muttasıf olan, maârif ve kemâlât erbabının, bu babta icrâyı afv-ı cemîl ve görülecek noksanları ıslâh ve tekmil buyuracaklarına istinâd ile, işbu mütercem risaleyi terkime cür'et ve azimet edip, ismini Mecmâ'ûl Âdâb tesmiye, seksen dokuz bab ve birde "mesâili şettâya" (çeşitli meseleler) inkisam, işlenilmesi ve kullanılması, mahzurlu olan, bâzı şeyler dahi, derc ve ilâve olundu. İşbu risalede, ameliyyat ve sair hususlara müteâllik olan, mesâil ve âdâb beyân olunduğu sırada münasib düştükçe, bazı fevâid dahi derc ve ilâve olundu... Mehazlarımız: Buhârii Şerif ve Camiüssağir ve meşârıkı şerif ve mesâhibi şerif ve mefâtihulcinân ve avâriful maârif ve Ruhulbeyân tefsiri ve İhyâi Ulûm ve Bistânulârifin ve hâlisatul hakayık ve Şerhülminye ve Dürrü Muhtar ve Mülteka ve Cunyetulfetâvâ ve Şerhulmecma' namındaki kitaplardır. İsmet ve tevfik, Allah'tandır Eseri Muzaffer Ozak tertib etmiş ve hemen başlığın altına eserin muhteviyatı hakkında şu bilgiyi vermiş: "Mü'min olan kulların dünyevî ve uhrevî ibâdât, tâât, muâmelât ve duâlarına dâir mesâil hakkındaki ÂDÂBI muhtevidir Adı üstünde
Âdâb-ı Muâşeret
Mecmâ'ûl ÂdâbSûfi-Zâde Seyyid Hulusi · Salah Bilici Kitabevi · 201025 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi
Ufak çaplı kitap hareketimizin ilk meyvesi, ilk tefeülümde çıkan sayfasıyla beni kancalayan bir kendini tamir eden kadın kitabı. İlk sıraya koydum. "öyle işte. Hâlâ biraz soğuk geliyor ama baktıkça alışıyorum. Kendimi boşa aldım bayırdan aşağı koşuyorum. Düşüyorum gibi görünüyor olabilir ama bakma aslında uçuyorum. Söylediklerimin hepsini unut, sanki ben biliyorum da mı yaşıyorum Osman?"
Bu Hikâye Senden Uzun OsmanAylin Balboa · İletişim Yayıncılık · 202213,6bin okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2025 17. kitabı
Kur'an Okuma Edepleri İhyau Ulumi'd Dinden alınan bir kesit. Kitap 4 bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde Kur'an ve Kur'an ehlinin fazileti söz konusu. Bu bölümde verilmek istenen mesaj; insan vücudunda hayat bulan Kur'anı hiçbir ateşin yakamayacağıdır. Yine aynı bölümde Kur'an-ı her daim okuyup, anlayıp ve onu yaşamamıza dair vurgu var. Fakat ilk olanın evvela kalpteki iman olduğu çokça zikredilir. Önce iman, sonra helaller ve haramlar gelmeli der müellifimiz. Ve asr-ı saadetten bir örnek verir. O dönemde sahabenin önce imanı öğrenip onu kalbine yerleştirdiğine sonrasında emir- yasakları ve helalleri öğrendiğini anlatıyor. Burada şuna dikkat çekiyor, günümüzdeki ana problemin sağlam bir imandan evvel Kur'an öğretilmeye çalışılmasıdır. İkinci bölümde Kur'an okumanın zahiri edepleri şu şekilde sıralanmıştır: Kur'an okuyan kişi; •Abdestli •Edep ve sükunet içinde, •Kibirden arınmış olmalı, •Kıbleye dönmeli •Başı öne eğik olmalı.. •Bağdaş kurmadan yana yaslanmadan üstadın önünde oturur gibi oturmalı. Yine aynı bölümde ; •Namazda ve mescidde okunan Kur'anın en faziletli okuma şekli olduğuna, •İkinci olarak otururken, edeple ve sükunet ile okunan Kur'anın faziletli olduğuna •Son olarak da yatarken okunan Kur'anın faziletli olduğuna kitapta yer verilmiştir. Bu bölümde hatim yapmanın fazileti ve dereceleri de açıklanmıştır. •Günde, haftada , ayda ve yılda bir kere hatim yapmadan bahsedilmiştir •Günde bir kere hatim yapmak ulema tarafından Kur'anın anlaşılmadan okunacağından ötürü sakıncalı görülmüş. •Ayda bir kere hatmetmekse yine ulema tarafından az olarak değerlendirilmiştir. •Abidlerin haftada iki kere hatim yapmaları, ilim yayan alimlerinse haftada bir hatim yapmalarında sakınca görülmemiş. • Efendimiz ise yedi günde bir hatim yapmayı tavsiye buyurmuştur. Sahabenin
Kur'an Okuma Edepleriİmam Gazali · Semerkand Yayınları · 2018592 okunma
Türkçe'nin hamuru İslâm
Puan vermedi·232 syf.··
2025 21. kitabı
·
64 günde okudu
·
Okunma: 30 Ekim 2025 15:54
Lütfi Özaydın'ın "Söyleyen Bilmez Bilenler Söylemez" adlı kitabı, Türkçe Mülahazalar serisinin 1. eseridir. Eser TİYO yayıncılıktan neşrolunmuştur. 【1】 Türkçe'de kullandığımız en temel fiil ve isimler dahil birçok kelimenin, yaşantısında İslâm'a uyan ecdadımızın lîsanında da Kur'ânî kavram ve kelime bilgisine ittibaı neticesinde, yine Kur'ânî bir anlayışla teşekkül ettiğini savunmaktadır. Bu güçlü söylemi eser boyunca; Türkçe'de istimal edilen kelimelerin Kur'ân diliyle ilişki, sarf-nahif-emsile-bina gibi kavramların Arapça'daki yeri ve Türkçe'ye olan katkıları ve Türkçe'nin hem ilmî hem de itikadî açıdan taşıdığı İslâm karakteristiğini geçerli sebeplerle ispatlamaktadır. Eserde savunulan düşünce yalnız bir söylem ve slogan olarak bırakılmamış olup, Kur'ân-ı Kerîm'deki kelime ve köklerinin Türkçe'de nasıl yaygın biçimde kullanıldığı mevzuu Ayetlerdeki kelimeler incelenerek ve derinlikli bir lügât olan el-Okyânûs'tan yapılan araştırmalarla ortaya konulmuştur. Yazar burada Türkçe'nin kaynağının Arapça olduğunu savunmaz, bilakis Türkçe'nin kaynağını manâsı yanı sıra sentaksına da varıncaya dek İslâm olarak delilleriyle tespit etmiştir. Kitabın sonunda, araştırmalara kaynaklık edecek nitelikteki bu çalışmalardan kolay faydalanılması ve kitapta bahsi geçen kelimelerin kolay bulunması için bir Fihrist bulunmaktadır. Yazar Hakkında Hakkında biyografik veriler kısıtlı olmakla beraber; Merhum Lütfi Özaydın, Tokat'ta dünyaya gelmiştir. Küçük yaşta, babası ve dedesinin de teşvikiyle, Kur'ân-ı Kerîm öğrenmiştir ve Arapça bilmektedir. Eserde anlatılan ana konuyla ilgili olarak kendi hayatından verdiği örneklere göre mesleğinin öğretmenlik olduğu anlaşılmaktadır. Hayatında bir dönem, İstiklâl Marşı Derneği'nde Genel Kurul Üyesi olmakla hizmet üstlenmiştir. "Söyleyen Bilmez
Söyleyen Bilmez Bilenler SöylemezLütfi Özaydın · Tiyo Yayınları · 201865 okunma
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2025 93. kitabı
Seyyid Ahmed Arvasi / Diyalektiğimiz ve Estetiğimiz.  Eğitimci, yazar, şair, Türk İslâm Ülküsü mütefekkiri Seyyid Ahmed Arvasi, 15 Şubat 1932 Pazartesi günü Ağrı ili Doğubayezid ilçesinde doğdu. Ailesi Van ili Bahçesaray ilçesine bağlı Arvas ( Doğanyayla) köyündendir. Babası Gümrük Müdürlüğünden emekli Abdülhakim Efendi, annesi Cevahir Hanım'dır. İlkokula Doğubayazıt'ta başlamış, ortaokulu Karaköse ve Erzurum'da okumuştur. Erzurum Erkek Öğretmen Okulu ve Erciş Öğretmen Okulundan mezun oldu. 1952 yılında Konya'nın Doğanbeyli kasabasında ilkokul öğretmen olarak göreve başladı. 1958 yılında Gazi Eğitim Enstitüsü Pedagoji bölümünü bitirdi. 27 yıllık öğretmenlik hayatında artık Öğretmen Liseleri ve Eğitim Enstitülerinde görev aldı. 1979 yılında Milliyetçi Hareket Partisi Büyük kongresinde genel idare kurulu üyeliğine seçildi. 12 Eylül 1980'den sonra tutuklanarak Mamak'ta hapsedildi. Hapisten çıktıktan sonra, 1988 yılında vefatına kadar gazetelerde köşe yazarlığı yaptı. Diyalektik, batıda iki kişinin belli bir konuda, karşılıklı konuşmaları ve tartışmaları anlamında kullanılan bir kavramdır. Diyalektiği bir felsefi metodu olarak ilk defa Yunanlı filozof Sokrates kullanmış daha Sonraları Almanya'da Hegel ve Karl Marx kendi açılarından bakarak tez ile antitez arasında bir çatışma aradılar; sentezi bu çatışan değerlerden farklı olarak ortaya çıktığını savundular. İslam medeniyeti diyalektik sözü yerine tekellüm veya cedel kelimesini kullanırdı. Bugünkü anlayışımızla diyalektiği, bir bakıma sistemin mantığı diye görebiliriz.  Estetik ise şimdilik bir bilim dalından çok bir sanat felsefesine sanat tenkitine veyahut sanat tarihine benzemektedir. Insanoğlunun güzel sanatlar alanında verdiği eserleri inceleyerek, kaide koymaya çalışan, güzellik kavramı konusunda insanların ulaştığı
Diyalektiğimiz ve EstetiğimizSeyyid Ahmet Arvasi · Burak Yayınevi · 2000264 okunma