En büyük isteğim Mısır Piramitleri’ni görmekti. Piramitleri gördükten sonra bütün o merakım, hayranlığım ve şevkim aniden kırıldı, o görkemli yapılar gözümde ve gönlümde yıkılıp gitti, hayallerim suya düştü. Medeniyete olan imanımı hemen orada, Nil Nehri’ne saldım, o binlerce yıllık yalanları da Mısır’da esen yellere teslim ettim.
Bu yaz ağustos eylül aylarında Mısır’a ayak atar atmaz hemen dünyanın yedi harikasından biri olan Piramitlere koştum. Hem de burayı görmeye muvaffak olduğum için mutluluk ve heyecan dolu duygular içinde… Kılavuzun peşinden, anlattıklarını kaçırmamak için kulak kesilmiş gidiyorum. Piramitlerin yapısı, tarihi, şaşırtıcılığı, güzellikleri ve sırları!
Şaheserleri gösterdi bana, anlatıyordu: beş bin yıl önce, köleler, ortalama iki ton ağırlığında sekiz yüz milyon adet büyük kaya parçasını Esvan’dan Kahire’ye getirdiler. Bunlardan dünyanın harikaları arasında yer alan altısı küçük, üçü büyük toplam dokuz piramit inşa ettiler!
Beş bin yıl önce, Firavunları ve kraliçeleri içinde defnetmek için sekiz yüz milyon kaya parçasını, dokuz yüz seksen kilometrelik mesafeden Kahire’ye getirdiler, üst üste ördüler ve piramitleri inşa ettiler!
Piramitlerin her birinde, en iç kısımda mezar odasının bulunduğu kısım çok büyük bir kısım olmasına rağmen, sadece altı adet kaya parçasından oluşmaktadır. Bu kayalar da tek parça olup hamdır. Kayaların dördü mezar odasının dört duvarını oluşturmaktadır. Diğer iki parça da odanın taban ve tavanını… Tavanı oluşturan kaya parçasının çap ve ağırlığını tasavvur etmek için bu kayanın cinsinin mermer olduğunu, piramitlerin en tepesine kadar iki tonluk milyonlarca taşın bu tavan üzerinde yükseldiğini ve bu tavanın beş bin yıldır bu ağırlığı kaldırdığını düşünmemiz yeterli olacaktır.
Bu muazzam hadise, bu şaheser karşısında