Devlet ve Hukuk Üzerine

9,6/10  (8 Oy) · 
33 okunma  · 
7 beğeni  · 
1.692 gösterim
"İdeoloji: Yanılsama ve Yabancılaşma
Tarihsel Maddeci Dünya Görüşü
Toplumsal ve Siyasal Yaşamın Gelişimi
Devletin ve Hukukun Tarihselliği ve Sınıfsallığı
Mülkiyet İlişkileri
Özel Hukuk ve Roma Hukuku
Sözleşme İlişkileri
Edebi Adalat Ülküsünün İçyüzü
Özgürlük ve Eşitlik Masalı
İş Sözleşmesi: Yabancılaşma ve Artı Değer Sömürüsü
Sınıf Mücadeleleri ve Devrimler
Burjuva Demokratik Devrimi
Siyasal Yabancılaşma: İkilik-İkiyüzlülük
Sözde İnsan Hakları
Hukuka Bağlılık: Burjuvazinin İkiyüzlülüğü
Suç ve Ceza
Hukukçu Sosyalizmin (Jüridizmin) Eleştirisi
Kapitalizmin Son Saati
Kölelikten Özgürlüğe

Kitaptan 10 Alıntı

Bay X 
06 May 09:55 · Kitabı okudu

İnsanlar tarihlerini kendileri yaparlar fakat diledikleri gibi
de yapamazlar; kendi seçtikleri koşullar altında değil, fakat
geçmişten gelen maddi koşullar altında yaparlar.

Devlet ve Hukuk Üzerine, Karl Marx (Sayfa 28 - Ayrıntı yayınları)Devlet ve Hukuk Üzerine, Karl Marx (Sayfa 28 - Ayrıntı yayınları)
Bay X 
06 May 11:01 · Kitabı okudu

Bütün toplum tarihi sınıf mücadelelerinin tarihidir.
Efendi ile köle, patrisyen ile pleb, derebeyi ile serf, lonca ustası ile kalfa, sözün özü, ezen ile ezilen, sürgit birbirlerine hasım olmuşlar, kimi zaman alttan alta, kimi zaman açıktan açığa aralıksız bir mücadele sürdürmüşlerdir. Bu mücadele, her seferinde, ya bütün toplumun devrimci dönüşümüyle ya da mücadele eden
sınıfların hep birlikte yok olmasıyla sonuçlanmıştır.

Devlet ve Hukuk Üzerine, Karl Marx (Sayfa 124 - Ayrıntı yayınları)Devlet ve Hukuk Üzerine, Karl Marx (Sayfa 124 - Ayrıntı yayınları)
Bay X 
06 May 10:52 · Kitabı okudu

işçi ne kadar fazla zenginlik üretirse, işçinin üretimi ne kadar fazla artarsa, kendisi de işte o kadar yoksullaşır. İşçi ne kadar
çok değerli mal yaratırsa, kendisi de o kadar değersiz bir mala dönüşür. Mal âlemine değer katılmasıyla insanlık âleminin değerini yitirmesi de orantılı olarak artar.
Emek sadece mal üretmez; aynı zamanda kendini ve emekçiyi de genelde mal ürettiği ölçüde bir mal olarak üretir. Bunun
anlamı şudur: Emeğin ürünü olan nesne, emeğin karşısına, ona yabancı, üreticiden bağımsız bir güç olarak çıkar. Emeğin ürünü, nesnede saptanmış, maddeleşmiş emektir. Emeğin yaşama geçirilmesi demek onun maddeleştirilmesi demektir. Emeğin böylesine maddeleşmesi, ekonomi politik alanında işçinin yoksullaşması demektir; maddeleşme işçinin ürettiği nesnenin kölesi olması demektir; nesnenin başkası tarafından sahiplenilmesi de işçinin yabancılaşması demektir.

Devlet ve Hukuk Üzerine, Karl Marx (Sayfa 109 - Ayrıntı yayınları)Devlet ve Hukuk Üzerine, Karl Marx (Sayfa 109 - Ayrıntı yayınları)
Bay X 
06 May 10:47 · Kitabı okudu

Hegel'in toprağın özel mülkiyetine ilişkin çözümlemelerinden daha gülünç bir şey olamaz. Ona göre, birey sıfatıyla insan,
kendi iradesine dış doğanın ruhu olarak gerçeklik kazandırmalı ve dolayısıyla doğaya kendi özel mülkiyeti diye sahip çıkmalıdır. Eğer birey olarak insanın kaderi bu olsaydı, o zaman her insanın kendisini birey olarak gerçekleştirebilmesi için toprak
sahibi olması gerekirdi.

Devlet ve Hukuk Üzerine, Karl Marx (Sayfa 82 - Ayrıntı yayınları)Devlet ve Hukuk Üzerine, Karl Marx (Sayfa 82 - Ayrıntı yayınları)
Bay X 
06 May 20:13 · Kitabı okudu

Tarihsel gelişimin akışı içinde, sınıf karşıtlıkları ortadan
kalktığı ve tüm üretim hep bir araya gelen bireylerin elinde toplandığı zaman, kamu iktidarı da siyasal niteliğini yitirecektir. Siyasal iktidar, aslında bir sınıfın başka bir sınıfı baskı altında tutmak için örgütlenmiş gücüdür. Eğer burjuvazi ile mücadelesi sırasında, proletarya, koşulların baskısıyla, kendisini bir sınıf olarak örgütlemek zorunda kalırsa, eğer bir devrim ile kendisini egemen sınıf haline getirirse ve bu sıfatla da eski üretim ilişkilerini zorla ortadan kaldırırsa, işte o zaman, bu üretim ilişkileri ile birlikte, sınıf çelişkilerinin ve genel olarak sınıfların varlık nedenlerini de ortadan kaldırmış ve böylece kendi sınıf
egemenliğini de tasfiye etmiş olacaktır.
O zaman sınıfları ve sınıf çelişkileri ile eski burjuva toplumunun yerini öyle bir birlik alacaktır ki bu birlikte, her bir insanın
özgürce gelişmesi, bütün insanların özgürce gelişmesinin ön koşulu olacaktır.

Devlet ve Hukuk Üzerine, Karl Marx (Sayfa 190 - Ayrıntı yayınları)Devlet ve Hukuk Üzerine, Karl Marx (Sayfa 190 - Ayrıntı yayınları)
Bay X 
06 May 10:07 · Kitabı okudu

Toplum daha fazla geliştiğinde, yasa da dar veya geniş kapsamlı bir hukuk sistemine dönüşür. Bu hukuk sistemi daha da
karmaşıklaştığı zaman, sistemin terminolojisi de toplumsal yaşamın sıradan ekonomik koşullarını dile getiren terminolojiden
uzaklaşır. Bu hukuki sistem, varoluşunun ve sonraki gelişiminin nedenlerini süregelen ekonomik koşullarda değil de kendi iç
mantığında ya da isterseniz "irade kavramı”nda bulan bağımsız
bir öğe olarak gözükür. İnsanlar, tıpkı hayvanlardan türemiş olduklarını unuttukları gibi, hukuklarının da kendi ekonomik
yaşam koşullarından kaynaklandığını unuturlar.

Devlet ve Hukuk Üzerine, Karl Marx (Sayfa 54 - Ayrıntı yayınları)Devlet ve Hukuk Üzerine, Karl Marx (Sayfa 54 - Ayrıntı yayınları)
Bay X 
06 May 10:01 · Kitabı okudu

Modern karı-koca ailesi, kadının üstü açık ya da kapalı ev
köleliği üzerine kurulur. İşte, modern toplum, adeta kendi moleküllerini oluşturan bu tip ailelerin bir araya geldiği bir kitledir.
Günümüzde erkek, çoğunlukla, hiç değilse varlıklı sınıflarda, aile geçindirip besleyen kişi olmak zorundadır. Buysa, ona, hiçbir
hukuki ayrıcalıkla desteklenmeyi gerektirmeyen bir egemenlik konumu kazandırır. Aile içinde, erkek burjuva, kadınsa proleter rolündedir...
Kadın açısından bir cürüm sayılan, en ağır yasal ve toplumsal sonuçlara yol açan bir kaçamak, erkek açısından yüz ağartıcı ya
da olsa olsa zevkle taşınan hafif bir ahlaki leke sayılır...

Devlet ve Hukuk Üzerine, Karl Marx (Sayfa 42 - Ayrıntı yayınları)Devlet ve Hukuk Üzerine, Karl Marx (Sayfa 42 - Ayrıntı yayınları)
Bay X 
06 May 09:52 · Kitabı okudu

Dini insan yaratır; yoksa din insanı yaratmaz. Aslında din henüz kendini bulamamış ya da kendini sonradan yitirmiş insanın saplantısıdır. Din halkın afyonudur. İnsan dini yaratırken tersyüz edilmiş bilincini yansıtır. Sonuçta din insan beyninde
başı üstüne çevrilmiş dünyanın genel kuramı, ansiklopedik özeti, popüler algısı, manevi ekseni, meşruluk dayanağı ve resmi onayı
halini alır. Öyleyse dine karşı mücadele aslında bu çarpıtılmış dünyaya karşı mücadele ile örtüşür. Bilimin görevi bu gerçekdışı dünyanın gerçek içyüzünü ortaya koymaktır. Felsefenin başlıca
görevi de insanın kendisine yabancılaşmasının kutsal biçiminin, yani "dinin” foyasını ortaya çıkardıktan sonra, kendisine yabancılaşmasının kutsal olmayan biçimlerinin, yani "devletin ve hukukun” foyasını ortaya çıkarmaktır. İşte bu görev yerine getirildiğinde, cennetin eleştirisi dünyanın eleştirisine, dinin eleştirisi hukukun ve devletin eleştirisine, din bilgisinin eleştirisi
de siyasetin eleştirisine dönüşecektir.

Devlet ve Hukuk Üzerine, Karl Marx (Sayfa 18 - Ayrıntı yayınları)Devlet ve Hukuk Üzerine, Karl Marx (Sayfa 18 - Ayrıntı yayınları)
Bay X 
06 May 09:48 · Kitabı okudu

Egemen sınıfın düşünceleri, her çağda, toplumun egemen düşüncelerini oluşturur. Çünkü toplumun yönetici maddi gücünü oluşturan sınıf, aynı zamanda o toplumun yönetici manevi, fikri gücünü de oluşturur. Maddi üretimin araçlarını elinde tutan sınıf, düşünce üretiminin araçlarını da denetler. Böylece, düşünce üretiminin araçlarından yoksun bulunanların görüşleri, bu araçlara sahip bulunan sınıfın egemenliği altına girer. Egemen düşünceler, düşünceler olarak kavranan egemen maddi ilişkilerden, eş deyişle, egemen maddi ilişkilerin düşünsel yansısından başkaca bir şey değildirler. Bu nedenle, egemen düşünceler, aynı zamanda, bir sınıfı egemen sınıf durumuna getiren ilişkilerin de bir anlatımı, yani o sınıfın egemenliğini dile getiren düşünceler de olurlar.

Devlet ve Hukuk Üzerine, Karl Marx (Sayfa 15 - Ayrıntı yayınları)Devlet ve Hukuk Üzerine, Karl Marx (Sayfa 15 - Ayrıntı yayınları)
Bay X 
06 May 20:12 · Kitabı okudu

Kendisinden önce topluma egemen bulunan sınıfın yerine geçen her yeni sınıf, amaçlarına ulaşabilmek için, kendi çıkarlarını toplumun bütün üyelerinin ortak yararı (kamu yararı)
diye takdim etmek zorunda kalır.

Devlet ve Hukuk Üzerine, Karl Marx (Sayfa 139 - Ayrıntı yayınları)Devlet ve Hukuk Üzerine, Karl Marx (Sayfa 139 - Ayrıntı yayınları)