İnsan tutkularını gerçekleştiremediğinde ne tür bir utanç duyuyordu acaba? Ne yapacaktık peki? Hepimiz eninde sonunda mezara gidecektik, bizim uğraşımız, bir örümcek ağında hâlâ hayatta olduğundan dolayı kurtulmayı uman bir sineğin uğraşından farklı değildi. "Hayatta olduğun sürece umut vardır," demişti Margrete, ne için peki? Daha fazla yaşamak için mi? Bugün hayattaysan yarın da muhtemelen yaşıyor olacaktın, yani ölüm biraz ertelenmiş olacaktı, o zaman gençken insanın umudu büyük, yetişkinken biraz daha az, yaşlılıkta daha da az ve ölüm döşeğinde iyicene azdı. Her saat değer kaybeden bir umut ne biçim bir umut olabilirdi?