Bir yerde herkes kendi acısına ağlıyorsa orada insan da insanlık da kalmamış demektir.
1000Kitap
"Bir yerde herkes birbirine benziyorsa; orada kimse yok demektir." Michel Foucault
1000Kitap
Reklam
Teknoloji Dünyası Nasıl Kötücül Hale Geldi?
🔥Bir zamanlar halka güç veren karşı kültür idealistleriydiler. Bugün ise açgözlü tekelciler haline geldiler. Devlet tarafından herhangi bir şekilde dizginlenmektense demokrasimizi yok etmeyi tercih edecek durumdalar. Ve durdurulmaları gerekiyor. I. Şu Deccal Saçmalığı Amerikan teknokrasisinin yükselişini yirmi ikinci yüzyılda inceleyecek tarihçiler, bu dönüşümün zirvesini Peter Thiel’in Eylül ve Ekim 2025’te San Francisco’daki Commonwealth Club’da verdiği dört konferansta bulabilir. Thiel’in serveti 29 milyar dolar. Kendisi veri madenciliği devi Palantir’in yönetim kurulu başkanı ve PayPal’ın kurucularından biri. Bu tarihçiler, Amerikan teknokrasisinin garajlarda tuhaf icatlarla uğraşan, Whole Earth Catalog okuyan neşeli tiplerden Philip K. Dick kehanetlerini hayata geçiren karanlık oligarklara dönüşümünü izlerken, o dört konferansa özel bir yer verebilir. Konferansların konusu Deccal’di. Thiel şöyle açıklıyordu: “On yedinci, on sekizinci yüzyılda Deccal, bir Dr. Strangelove olurdu; bu türden kötü, çılgın bilim yapan bir bilim insanı.” Thiel konuşurken dışarıda onlarca protestocu yürüyordu. Bazıları şeytan kostümü giymişti. Ellerindeki pankartlarda “Son Yakın / Palantir Yoldur / Thiel Yolu Gösteriyor” gibi ifadeler yazıyordu. Thiel devam etti: “Yirmi birinci yüzyılda Deccal, bütün bilimi durdurmak isteyen bir Luddit’tir. Greta ya da Eliezer gibi biridir.” Greta, İsveçli iklim değişikliği aktivisti Greta Thunberg’di. Eliezer ise Berkeley merkezli yapay zekâ eleştirmeni Eliezer Yudkowsky’ydi. __Sınıf savaşı bundan daha zıvanadan çıkmış hale pek gelemez. Amerikan plütokrasisi hakkında ne derseniz deyin, ekonomik çıkarını nadiren dinî bir zorunluluk olarak çerçeveler. Ama Silikon Vadisi daha masum günlerinde bile büyüklenmeye yatkındı. Yalnızca yeni bir
Makale|Yazı
‘tercih edilmemiş ama yapısına da uygun bir tekillik bu, sümüklü böcek yalnızlığı’ -baki
Gassal
Nihan: Sümüklü böceği mi seyrediyordun sen ben geldiğimde? Baki: Evet. Nihan: Neden? Baki: İzlenesi… varlıklar gibi.. Öyle işte. Nihan: Evleri tepelerinde ya, kaplumbağalarla sümüklü böceklere imrenirdim küçükken. Baki: Sümüklü böcek yalnızlığı diye bir şey var Nihan. Nihan: İlla eş buluyorlardır, o kadar da yalnız değillerdir. Baki: Buluyorlarsa bile aynı çatı altında kalamazlar. Nihan: Hiç o kadar yalnız olduklarını düşünmemiştim. Baki: Onların yalnızlığıyla bizimkisi aynı şey değil. Yuvaları zaten tek kişilik. İsteseler de birini alamazlar. Tercih edilmiş bir yalnızlık gibi de değil onlarınki. Yalnızlıktan başka seçenekleri yok. Haliyle, yalnız da sayılmazlar. Tercih edilmemiş, ama yapısına da uygun bir tekillik bu. Sümüklü böcek yalnızlığı… Nihan: Sosyalleşmemiz lazım haklısın. Ama böyle değil, yapamıyorum. Hem belki de böyle iyiyizdir. Baki: Değiliz. Nihan: Sen varsın, ben varım. Arkadaş olarak yani. Yetmez mi? Baki: Yetmiyor demek ki Nihan. Dirilerden vazgeçip ölülerle konuşuyoruz. Ama böyle olmamalı, bu ters, herkese, her şeye ters bu. Nihan: Şeyi mi diyorsun? Baki: Evet, şeyi diyorum. #Nihan #HandeSoral #Baki #AhmetKural
Dizi
Sistem bir nevi Gargantua'ya döndü. Gargantua, hem Rabelais’nin o her şeyi yutan, doymak bilmez obur devi hem de modern astrofiziğin o zamanı ve mekânı eğip büken devasa kara deliği... Mevcut sistem, bu iki karakteri tek bir potada eritmeyi başardı. Karşımızda hem her şeyi yutan obur bir canavar hem de çekim kuvvetinden hiçbir insani bağın, hiçbir otonom düşüncenin kaçamadığı kozmik bir girdap var. Bir kara deliğin geri dönüşü olmayan o kritik sınırı gibi, bu sistemin de görünmeyen bir olay ufku var. Borçlar, kiralar, faturalar, eğitim masrafları ve asgari yaşam standartları bu ufkun sınırlarını çiziyor. Birey bir kez o sınıra yaklaştı mı, sistemin kütleçekimi onu içeri doğru çekmeye başlıyor. Buradan çıkmak için gereken "kaçış hızı", bugünün ekonomik şartlarında sıradan bir insanın üretebileceği enerjinin fersah fersah üstünde. Işık bile o ufuktan kaçamazken, bağımsız bir okur-yazarın ya da bir ailenin o çekim alanına kapılmaması mucize haline geliyor. Gargantua’nın güçlü kütleçekim alanına girenler için zaman dışarıdakine göre farklı akar; merkezde geçen küçücük bir an, dış dünyada onlarca yıla bedeldir. Sistem tam olarak bu zaman bükülmesini uyguluyor üzerimizde. Kağıt üzerinde ömrümüz uzadı, 70-75 yıl yaşıyoruz; yani zaman bizim için "genişledi" gibi görünüyor. Ancak o sistemik yerçekiminin o kadar dibindeyiz ki, o koca ömrün içinden insanın kendisine, zihnine, tefekkürüne ve sevdiklerine kalan "özgür zamanı" çıkardığınızda, geriye kuantum ölçeğinde minnacık kırıntılar kalıyor. Kağıt üzerindeki yıllar, sistemin çarkları arasında eriyip gidiyor. Kara deliğin merkezindeki o sonsuz yoğunluktaki tekillik noktasında bildiğimiz tüm fizik kuralları, tüm hacim ve formlar çöker. Bu modern Gargantua da toplumsal yapıları o tekillik merkezine doğru çekip eziyor. Kültür,
Felsefe
Reklam
Reklam