Duam kabul olmadı diye mahzun olma, dua edebilenlerden olduğun için memnun ol. Lütuf, el açıp istediğin şeyin sana ihsan edilmesi değil; bilakis el açıp isteyebilenlerden olmanın sana ihsan edilmesidir. Birinde istediğin halde sana verilmeyen var, diğerinde sen henüz istemeden sana ihsan edilen...
İstediğini vermeyen kudret, sana istemeyi vermiş,
daha ne gam?
Kalbimiz istila altında. Filan meşhurun bilmem kaçıncı kocasından boşandıktan sonra yaptığı ilk işten tutun, falancanın meşhur olmak için amuda kalkarak dünyanın dört bir köşesinde çektiği 'selfie' lere
kadar her bir şey haber diye yağıyor ceplerimize. Adını özçekim koymak kurtarmaya yetmiyor bizi luzumsuzluğun taarruzundan. Gazeteler siyasilerin anlamsız didişmelerinden döviz kurundaki dalgalanmanın magazin taraflarına, saçları ABD'nin yeni başkanına çok benzediği için kardeş olabilme ihtimalleri olan adamdan daha bilmem nerelere ve kimlere kadar anlamsızlık boca ediyorlar üzerimize. Televizyonlar sanki bir program hazırlarken kendisine ilk olarak şunu sormayı mecbur tutan adamlar tarafından yönetiliyor. Hiç kimseye hiç bir faydası olmayan bir iş daha yapmalı ama nasıl?
Gazete televizyon sosyal medya ve bilumum haber kaynağının çaldığı bu senfoniye; arkadaş, çarşı, okul, komşu ve evde hiç bir şey yapmazlarsa alkışlarla eşlik ediyorlar. İşte bu hengamede kaynayıp gidiyor içimizdeki dünyanın gündemi.