İç çekmeler vardı,saklandığı için daha derin,
Gizli bakışlar vardı, haram olduğu için daha tatlı,
Ve kızaran yanaklar vardı, fakat günah işlemek için değil.
bir gün Urfada bir adam gördüm. kırbaçlandığı halde çıkmıyordu sesi. kırbaçlandıkça susuyordu. peşine takıldım ve niçin kırbaçlandığını sordum. bir kadına aşık olduğundan bu halde olduğunu söyledi."bu kadar acı çektiğin halde neden ses çıkarmadın" diye sordum.
"sevgilim bana bakıyordu," dedi.
bunun üzerine kendisine," ya yüce allahın seni hep gördüğünü bilseydin" dediğimde haykırarak yere düştü.
"aşk kitapta olsa ne olurdu aşkı kitaplardan öğrenemezsin,satırlara sığmayacak kadar bal kahrıdır o, gel anlatayım sana aşkı. önce yak kitapları. aşkı aşıklarda arama. aşk, aşığın aynası değildir, bu nedenle körler çarşısında ayna satılmaz. aşk kelime değil ki deftere kaydedesin, aşk paragrafları talan eder.aşkın kitaba sığınmayışı bundandır. kitap yorum işidir, aşk yorumlarda yormaz yolunu.aşkın kendisi başlı başına ucu bucağı gözükmeyen yoldur. yola girenin geri dönüş hakkı yoktur.yolun çukurundan, çamurundan şikayet etme. aşk çamuru nurlaştırandır.unutma, sen ruh denen nurun çamur denen bedenle buluşmasından doğdun..."