9/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
Şu hissi bilirsiniz. Çok iyi bir kitaba denk geldiğinizi kitabım bir yerinde aniden anlarsınız. Heyecanlanırsınız. Hem bir an önce sonunu okumak istersiniz hem de hiç bitmesin dersiniz. Son sayfayı çevirdiğinizde içinizde bir kule yıkılır, tıkanık bir boru açılır ya da kayboldu dediğiniz şeyler aniden ortalığa saçılır. Öyle bir kitap. İskandinavlar bir hissi ellerine alıp yol boyu ucunu sivriltiyor ve tam zamanı geldiğinde kalbin en derinine saplıyor. Siz de bundan kaçış olmadığını biliyorsunuz onlar da. Sessizce bekliyorsunuz. Yazar da bekliyor. Yine sessizce ve hiç telaşa kapılmadan. Metin çok akıcı. Yer yer bir polisiye gibi meraklandırıyor, gerçeği, geçmişte ve bugünde neler olduğunu öğrenmek istiyorsunuz. Bir insanın kendi çocukluğuna telefon edebilmesi kadar güzel bir fikir gelmiş bir kez yazarın aklına. Bu fikri çok güzel kurguluyor. Okulda yaşadıklarıyla paralel ilerletmesi de ayrıca çok olgun bir yazarlık hilesi. Olaylar birbirine geçiyor ama karışmıyor. Hisler birbirine dolanıyor ama ağırlık merkezi şaşmıyor. Metnin ağırlık merkezinde o mahzun, ince uzun bacaklı, sabahları erkenden kalkıp evin sessizliğinde yalnız başına oturan ve annesiyle hesaplaşmaya çalışan o küçük çocuk var. Hele bir de küçük bir oğlan çocuğunun annesiyseniz okuması biraz zor, kabul. Bana insanların içlerindeki hatırlamadıkları ama bir şekilde asla unutmadıkları o derin ve kırgın anların ne çok ve ne beklenmedik olduğunu bir kez daha hatırlattı. Anneler lütfen çocuklarınızı sevin. Sevildiğinden ve hep sevileceğinden emin olmak bütün çocukların hakkı.
17 HaziranAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20261,597 okunma
7/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 22:17
Başınız keyifsiz bir konudan beladayken, evin kilerinde bulduğunuz eski bir telefon sayesinde geçmişinize yalnızca bir telefon kadar yakın olsanız... Üstelik o telefon sizi hep 17 Haziran tarihine götürüyor olsa, nasıl olurdu? Peki aynı tarihe sürekli telefonla ulaşabilmek ve ailenizle, hatta geçmişteki kendinizle dahi görüşebiliyor olsaydınız, bu sizde merak kadar şüpheli bir tedirginlik de yaratmaz mıydı? Neden özellikle o tarih? Acaba bir travmamın yaşandığı gün mü? Bir Kutu Kitapla birlikte gelen bir kitaptı. Öncesinde listeme eklemiştim ama aylık seçkiyle gelmesi ayrıca sevindirdi beni. Yazardan okuduğum ilk kitap ama son olmayacak. Hikâyeyi çok güzel takip ettiriyor yazarımız. Okurken hem günümüz hem de geçmiş arasında yapılan geçişler oldukça sakin ve keyifliydi. Hikâye orijinal mi? Sanırım değil. Kitap biter bitmez ufaktan bir inceleme yazmak istedim. Araştırmadım ama hafızama güvenerek çok da orijinal olmadığını söyleyebilirim. Sanki bu fikrin bir film uyarlaması olduğunu anımsıyorum. Ne olursa olsun, yazar hikâyeyi ve kurguyu gayet güzel işlemiş; yormadan, keyifle okutuyor. Başka kitaplarını da şahsen merak ettim. Velhasıl... Geçmişin yaralarını sarmak, insanın kendi içindeki o şefkatli yetişkini bulmasıyla başlar. Hikâyemizde yetişkin Vidar, kendi çocukluğu ile bugünü arasında bir noktada buluşuyor. Yaralarına bir nebze şifa oluyor. Ya da en azından onları anlamayı ve anlamlandırmayı başarıyor, diyelim. Okunası, güzel bir kitaptı.
17 HaziranAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20261,597 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2025 87. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Aralık 2025 14:24
Tess Gerritsen'in ilk polisiye gerilim kitabı: Kayıp Kızlar (Başka bir yayın evinde "Ruhundaki Zehirle Yüzleş" ismi ile yayınlanmış.) Genç, güzel ve isimsiz bir kadın cesedi çöplerle dolu bir yerde bulunur. Yanında kişisel bir eşyası ve kimliği yoktur. Kim olduğu ve neden öldürüldüğü belli değildir. Onun hakkındaki tek delil elinde buldukları kibrit kutusunda yazan telefon numarasıdır. Kibrit kutusunda bulunan telefon numarasının sahibi ise ilaç şirketi sahibi Adam Quantrell'dir ve kayıp olan üvey kızını aramaktadır. Tek kurban bu kadın değildir ikinci ve üçüncü kurbanlarda aynı şekilde ölünce adli tıp uzmanı Kat Novak, elinde ölümcül bir ilaçla sokaklarda gezen bir katilden şüphelenir. Kat ölümleri durdurmaya kararlıdır ama çok geçmeden kendi hayatının da tehlikede olduğunu fark eder. Artık hem kendi hayatını korumalı hem de bu insanları kimin öldürdüğünü bulmalıdır. Okuduğum ilk Tess Gerritsen kitabı olan Kayıp Kızlar aynı zamanda yazarın da bu türde yazdı ilk kitapmış. Gerritsen polisiye gerilim alanında ciddi bir kitleye sahip ve oldukça ünlü kitapları var. Yazarın kalemini beğendim diğer kitapların da okumayı düşünüyorum. Oldukça sürükleyici ve akıcı bir kitaptı okumanızı tavsiye ederim.
Edebiyat
Kayıp KızlarTess Gerritsen · Doğan Kitap · 20184,088 okunma
Eksik Hesabı Kapatmak
Puan vermedi·272 syf.··
2026 21. kitabı
Yazar bu kitapta da insanın içindeki en hassas yerlere dokunmayı başarmış. Çocukluk travmaları, ailedeki o suskunluklar ve geçmişin gölgesi insanı gerçekten etkiliyor. Geçmişle kurulan telefon hattı fikri başta tuhaf geldi ama sonra karakterin iç dünyasını anlatmak için çok güzel bir yol olmuş. Kitabı okurken sürekli, acaba 17 Haziran’da ne olmuş? diye merak ettim, sayfalar çabuk aktı. Anlatımı sade ve duygusal, Vidar’ın çocukluğuyla yüzleşmesi bayağı içimi acıttı. Aile ilişkilerini anlatırken çok başarılı. Ama sonu beni biraz hayal kırıklığına uğrattı. Bütün kitap boyunca gerilim artıyor, bir şeyler bekliyorsun ama final biraz sönük kaldı. Daha güçlü bir kapanış isterdim açıkçası.
17 HaziranAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20261,597 okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2026 54. kitabı
Bazen insan çocukluğunu geride bıraktığını sanıyor. Oysa yıllar geçse de, o yaşlarda yaşananların izleri sessizce bugünkü hayatımıza eşlik etmeye devam ediyor. 17 Haziran, bunu insanın yüzüne oldukça çarpıcı ama bir o kadar da sade bir dille vuruyor. Roman, 45 yaşındaki Vidar’ın yıllar sonra eline geçen eski bir telefon numarasını aramasıyla başlıyor. O telefonla birlikte sadece geçmişine değil, çocukluğunun en kırılgan günlerine de uzanan bir yolculuğa çıkıyoruz. Zaman zaman “Ya geçmişimizle gerçekten konuşabilseydik?” sorusunu düşündüren, merak duygusunu son sayfasına kadar canlı tutan bir kurguya sahip. En çok etkilendiğim yanı ise çocukluk travmalarını büyük olaylar üzerinden değil, çoğu zaman fark edilmeyen küçük kırgınlıklar üzerinden anlatmasıydı. Unutulduğunu sandığımız anıların, yıllar sonra karakterimizi, ilişkilerimizi ve hayata bakışımızı nasıl şekillendirdiğini çok güçlü hissettiriyor. Spoiler vermeden söyleyebileceğim tek şey; bu kitap sadece bir zaman yolculuğu hikâyesi değil. Aynı zamanda insanın kendi geçmişiyle, çocukluğuyla ve taşıdığı görünmez yüklerle yüzleşmesini anlatan çok etkileyici bir roman. Ben okurken hem düşündüm hem de uzun süre etkisinden çıkamadım.
17 HaziranAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20261,597 okunma
9/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 23:59
Farklı coğrafyaların edebiyatını okumak, o coğrafyalar hakkında ne kadar çok şey öğretiyor insana. Yalnızca anlatılan hikâyeler değil; karakterlerin sokakta yürürken düşündükleri, yemek yerken gözlemledikleri, birbirlerini sevmeleri ya da birbirlerinden nefret etmeleri de bize o toplum hakkında adeta bir rapor sunuyor. Azeri edebiyatından okuduğum bu olağanüstü kitap da beni yine alıp başka coğrafyalara götürdü. Moskova ve Bakü sokaklarında karakterlerle birlikte dolaştım. Şehirler ayrıntılı tasvirlerle anlatılmasa da bu kez onları karakterlerin iç dünyalarından geçerek tanıdık; onların sevinçleri, kırgınlıkları ve özlemleriyle gezdik. Bu kitap aslında iki ayrı romandan oluşuyor: Ak Liman ve Beş Katlı Apartmanın Altıncı Katı. Birbirlerinden bağımsız görünseler de aynı hikâyenin devamı gibiler. Ancak bu iki romana, kırk beş yıl sonra eklenen yeni bir son daha var: Tahmine'nin Son Sırrı. Yazar, sonsözünde neden böyle bir hikâye ekleme ihtiyacı duyduğunu anlatıyor. Açıkçası, ben de kitabı bitirdiğimde onunla benzer bir düşünceye kapılmıştım. Ama bu son metni okuyunca yapılan eklemenin hem oldukça romantik hem de yazarın yarattığı karakterlere ne kadar bağlı olduğunun bir göstergesi olduğunu düşündüm. Bu metin tam anlamıyla bir klasik. Rus romanlarında rastladığımız o güçlü olay örgüsüne sahip. Karakterlerin iç monologları oldukça fazla olmasına rağmen anlatının ritmini hiç bozmuyor; aksine onları psikolojik açıdan daha yakından tanımamıza imkân veriyor. Bunun yanında, bizdeki klasiklerin taşıdığı o tanıdık duyguya da sahip. Okurken kalbi titreten bir ton hep var ve anlatının sesi hiç düşmüyor. Sade bir dille yazılmış olmasına rağmen basitlikten çok uzak; derinliği olan, yaşamdan çok insanın iç dünyasına yönelen bir roman. Ak Liman'da bir yayınevinde
Beş Katlı Apartmanın Altıncı KatıAnar Rızayev · Ketebe Yayınları · 20231,855 okunma