Başınız keyifsiz bir konudan beladayken, evin kilerinde bulduğunuz eski bir telefon sayesinde geçmişinize yalnızca bir telefon kadar yakın olsanız... Üstelik o telefon sizi hep 17 Haziran tarihine götürüyor olsa, nasıl olurdu?
Peki aynı tarihe sürekli telefonla ulaşabilmek ve ailenizle, hatta geçmişteki kendinizle dahi görüşebiliyor olsaydınız, bu sizde merak kadar şüpheli bir tedirginlik de yaratmaz mıydı? Neden özellikle o tarih? Acaba bir travmamın yaşandığı gün mü?
Bir Kutu Kitapla birlikte gelen bir kitaptı. Öncesinde listeme eklemiştim ama aylık seçkiyle gelmesi ayrıca sevindirdi beni.
Yazardan okuduğum ilk kitap ama son olmayacak. Hikâyeyi çok güzel takip ettiriyor yazarımız. Okurken hem günümüz hem de geçmiş arasında yapılan geçişler oldukça sakin ve keyifliydi.
Hikâye orijinal mi? Sanırım değil. Kitap biter bitmez ufaktan bir inceleme yazmak istedim. Araştırmadım ama hafızama güvenerek çok da orijinal olmadığını söyleyebilirim. Sanki bu fikrin bir film uyarlaması olduğunu anımsıyorum. Ne olursa olsun, yazar hikâyeyi ve kurguyu gayet güzel işlemiş; yormadan, keyifle okutuyor. Başka kitaplarını da şahsen merak ettim.
Velhasıl...
Geçmişin yaralarını sarmak, insanın kendi içindeki o şefkatli yetişkini bulmasıyla başlar. Hikâyemizde yetişkin Vidar, kendi çocukluğu ile bugünü arasında bir noktada buluşuyor. Yaralarına bir nebze şifa oluyor. Ya da en azından onları anlamayı ve anlamlandırmayı başarıyor, diyelim.
Okunası, güzel bir kitaptı.