Bugün anne öldü. Belki de dün bilmiyorum. Bakımevinden bir telgraf aldım:"Anneniz vefat etti. Cenaze yarın. Saygılar." Bundan bir şey anlaşılmıyor. Belki dün ölmüştür.
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,5bin okunma
Kum Tefrikaları, kuytunun, saplanıp kalmanın, kendine gömülmenin, uzaklara düşmenin, öteki bile olamamanın, boşluğun, hevesin, meşgalenin, Doktor Mithat'ın, Murat Hoca'nın, Yurdanur Hala'nın, Şevket Kemal Bey'in, ölülerin, kelimelerin, telgraf tıkırtısının, tozun, rüzgârın, bulutların, bütün o yılların ve de üstümüzden esip geçen diğer şeylerin hikâyesi...
Sade insanlara saygı gösterme yetimizi ne zaman kaybettik?
Sevgili arkadaşlar bu akşam #cengizaytmatov un kaleminden #ilköğretmenim kitabını yorumlamaya geldim. Bu roman sayfa sayısı olarak incecik olsa da barındırdığı temaların derinliği açısından oldukça güçlü bir eserdir. Bu kitap 1963 yılında yazılmıştır ve ilk baskısı Ekim 2025 yılında tekrar basılmıştır..
Bu roman Bir insanın bir insana hayatı dokunduğunda tüm dünyanın nasıl değişebileceğini anlatır eğer neden bu romanı okumalıyız diyorsanız bu romanda vefa toplumsal dönüşüm ve bireysel farkındalık kavramlarını görüp etkileneceksiniz hayatınızı borçlu olduğumuz bize ilk yolu açan insanları biz yukarılara tırmandıkça ne kadar kolay unuttuğumuzu tekrar hatırlatan bir kitap bunun için bile okumaya değer..
Kitap şöyle başlıyor: kurkeu adında bir köy vardır köyün tepesinde 2 kavak ağacı dikilidir bu tepede çok eskiden köyün ilkokulu varmış ama o yıllarda okulun enkazından bile eser kalmamış bu tepenin adı düyşen okuludur. Köyün çocukları buraya serçe kovalamaya giderler. Kitabın anlatıcı olan ressam ve Altınay süleymanova köye okul açılışı için çağırılır ressam mı Altınay köye uzun süreden bir yere gitmedikleri için köye gitmeden anlaşarak iki üç gün köyde kalmaya karar verirler altınay'ın köye gelmesini köylü sevinçle karşılar köy muhtarı Altınel ve diğer önemli konukları evinde misafir eder evde otururken evet telgraf gelir telgrafları eski öğretmen şimdiki postacı düşen getirir ve hemen oradan ayrılır. 6 ay ressamla sözleşmesine rağmen köyde kalamayarak Moskova'ya geri döner daha sonra ressam'a mektup yollar ve bu mektubu köylüye okumasını söyler..
Acaba Bu mektupta ne yazmaktadır?
Duyşen altınay'ın yanında neden kalmadı?
Altinay neden köyü terketti??
Heyecanla Bu kitabı okumamızı bekliyorum
#okudumbi̇tti̇
Siz
İlk ÖğretmenimCengiz Aytmatov · Ketebe Yayınları · 202110,7bin okunma
Cumhuriyet döneminin tanınmış yazarlarından Orhan Kemal'e ait romanımız Baba Evi ve Avare Yıllar olarak iki bölümden oluşmakta. Türk edebiyatında çocukluktan gençliğe geçişi en iyi anlatan eserlerden biri olan bu kitabımızın toplam sayfa sayısı iki yüz yirmi bir. İlk bölümü oluşturan ''Baba Evi'' ise doksan yedi sayfa.
Kitap girişi Orhan Kemal'in hayatına ve eserlerine ayrılarak yazar hakkında ön bilgilendirme yapılmış. Orhan Kemal edebi hayatına şiirle başlamış ancak şiirin yanında deneme niteliğinde olan düzyazılar da yazmaktaymış. Orhan Kemal’in çalışmaları arasında bir roman denemesi bulan ve çok beğendiğini belirterek ona “Bırak şiiri miiri birader; hikaye yaz, roman yaz sen” diyen Nazım Hikmet'le olan tanışıklığının da bin dokuz yüz kırk yılında Bursa Cezaevinde olduğunu bu bilgilendirmelerden dolayı öğreniyoruz.
Kitabımızın ilk bölümünde yer alan eser adı Baba Evi...
Otobiyografi türündeki bu eserde kimi zaman biyografik öğelerden de faydalanılarak; toplumda saygınlığı bulunan, statü sahibi, ataerkil bir ailenin konakta yaşadığı günler anlatılır.. Önsözde yazar Adana kahvehanelerinden birinde Küçük Adamı tanıdığını sohbet sırasında onun hayatından etkilendiğini ve yazmaya karar verdiğinden bahseder. Küçük Adamın hikayesidir kitapta anlatılan ancak Orhan Kemalin hayatını az çok bilenler kurgusal karakterlerin yanında kendi hayatından derin izler taşıdığını rahatlıkla görebilirler.
Baba evinin anlatımı Çanakkale savaşlarının devam ettiği dönemde küçük adamın doğumunun dedesi tarafından askeri görevde olan babaya telgraf çekilerek haber edilmesiyle başlar. İlerleyen sayfalarda Osmanlı’nın son demlerinde zaman zaman görevi dolayısıyla başka şehirlere gitmek zorunda kalan otoriter, despot bir yapıya sahip babanın çocuklarının okumasını, onların saygın bir meslek
Baba EviOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20082,763 okunma
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, bir milletin küllerinden yeniden doğuşunu, bağımsızlık aşkıyla tutuşan bir halkın emperyalizme karşı verdiği o destansı mücadeleyi ve modern bir devletin kuruluş aşamalarını bizzat birinci ağızdan, tarihi belgelerle aktardığı bu muazzam eseri büyük bir gurur, minnet ve hayranlıkla okudum. Büyük Önder’in 1919’da Samsun’u tasvir eden o meşhur "Samsun'u çıktım" cümlesiyle başlayan ve 1927’ye kadar uzanan o amansız askeri, siyasi ve diplomatik süreci anlatırken; iç ve dış düşmanlara, cehalete, kişisel hırslara ve çaresizliğe karşı adım adım nasıl bir deha ile karşı koyduğunu telgraf telgraf, belge belge muazzam bir hitabet gücüyle işlemiş.
Sadece bir tarih kitabı ya da askeri bir rapor değil; bir liderin milletine hesap verişi, cumhuriyet idealinin anatomisi, devrimlerin felsefesi ve geleceğe ışık tutan bir siyasi başyapıttır bu eser. Kurtuluş Savaşı’nın o cephe arkasındaki siyasi mücadelelerini, Meclis içindeki hararetli tartışmaları ve bir ulusun kaderinin nasıl ilmek ilmek örüldüğünü okurken, özgürlüğün ve cumhuriyetin ne kadar büyük bedellerle kazanıldığını iliklerime kadar hissettim. Bittiğinde ise Türk gençliğine bıraktığı o zamansız, o sarsılmaz ve vatanı koruma sorumluluğunu omuzlarımıza yükleyen "Gençliğe Hitabe" ile insanı gözyaşları içinde bırakan, her bir Türk vatandaşının başucunda durması gereken, sadece geçmişin değil, geleceğin de en büyük, en kutsal rehberi ve ölümsüz başyapıtıdır.
NutukMustafa Kemal Atatürk · Parola Yayınları · 201434,5bin okunma
Kitap başta normal bir polisiye gibi görünürken ilerleyen sayfalarda renk değiştirerek tarihi sahneleri ele alır ve 2. Meşrutiyetin ilanına kadar geçen süreci olay kahramanları üzerinden anlatır. Akıcı bir kitap polisiye ve tarih severlere önerilebilir. Hafif özet şeklinde bir notta düşecek olursam; Osmanlı’nın son padişahlarından sayılan ikinci Abdülhamit’in polisiye romanlarına tutkunluğu herkes tarafından bilinirdi. Ermeni kökenli Osmanlı tebası, köklü bir aileye mensup gazeteci yazar bu tutkuyu bilerek bu kitapta Sherlock ile Abdülhamid‘i birleştiriyor; payitahtta belli başlı cinayetler başlıyor cesetler üzerinde M.A yazılmakta uzun süre katiller aranır fakat bir sonuç elde edilemez sonunda ünlü hafif Sherlock a telgraf çekilerek İstanbul’a davet edilir ve cinayetler tek tek aydınlatılmaya başlanır failler İttihatçılardır.