Esra

Sadettin Ökten
"Bir şehri kurmak, bir şehri kullanmak veya var olan bir şehri dönüştürmek bir davranış biçimidir, çünkü şehir tabiatta kendiliğinden olan bir şey değildir. Onu insanlar kurarlar yahut var olan bir şehri, bir başka medeniyet tasavvuruna dönüştürürler. Bu bir kişinin davranışı değildir. Toplumsal bir davranış bütünlüğüdür, müşterek bir davranıştır. Bir anda da olan bir şey değildir; zamana yayılır, yavaş yavaş ortaya çıkar, oluşur... Bir şehri kurmak veya dönüştürmek, bir şehirde yaşamak, ona bakmak, itina ile yaklaşmak bir muaşeret meselesi, bir teknik mesele, bir ekonomik mesele olduğu kadar onlardan daha çok ve öncelikli olarak bir ahlâk meselesidir... Bir toplumu ele aldığımız zaman bu yeteneklerini, aklını, zekâsını, zevklerini, maddi gücünü, bilimsel gücünü, vaktini ve enerjisini hangi değerlere göre kullanıyor? Hangi değerlere göre kullanarak bir şehir inşa ediyor? Buna bakmamız lâzım."
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bir şehir sahiden şehirse, orada yaşayan insanı özgürlük sağlar. Mekânın kurgusu insana hükmeder, Bu yüzden mekân insanın gönlüyle meydana getirilmelidir. Mazide bir kimliğin gizli olması ve bu gizliliğin keşfedilmesiyle birlikte şehir de imanla güçlenir, kuvvetlenir, sahici bir hâl alır.
Alıntı
"Her medeniyetin kendine has ıstılahları vardır, bu televizyonla olmaz efendim" der Sadettin Ökten ve "İnsanın gökyüzüne bakacak vakti olmalı. Edemedim, yetiştiremedim, yapamadım bu hiç bitmez. Hiçbir devirde de bitmemiştir. İnsan dağlara bakmalı, hilkate bakmalı, kendisiyle yalnız kalmalı. Yokluk öyle başlıyor. Varlık zor, varlık çok ağır." sözüyle çok önemli bir noktaya temas eder.
"Mazhar-ı feyz olamaz düşmeyecek hâke nebât/ mütevâzı olanı rahmet-i Rahman büyütür."
Her oluş için de bir yola ihtiyaç vardır. Her yol, insana varlığını hissettiren, varoluşunu yeniden keşfetmesini sağlayan bir süreçtir diyebiliriz.