Modernizm üzerine konuşurken hız mefhumunu unutmadan ortaya bir fikir konulduğunda her şey daha berrak oluyor. Bize icbar edilen müziğin çok kısa bir sürede hazırlandığını, 30-40 katlı binaların 6 ay gibi bir zamanda bittiğini, televizyonlarda özellikle yaz döneminde ne kadar çok dizinin aynı anda yayına sürüldüğünü, kitapların isimlerinden kapaklarına kadar ne kadar suni olduğunu görmüyor muyuz? Estetik, ahlak ve sanatın birbirinden bu kadar ayrıştığı ve uzaklaştığı bir çağda, kendimizi durdurmanın ve ciddiyetle düşünmenin bir yolunu arıyor muyuz? İşte burada o meşhur söz geliyor aklıma: eskiden bu topraklarda ayağı taşa takılan bir zat, tekkenin önüne düşermiş. Edebin yerine. Edepli olmanın okuluna. Adam/âdem olabilmenin ocağına. Bin yıllık bir gelenekten bahsediyoruz. Bu gelenekten kopmamız bile hızla alakalı. Hızla koptuk ve hızın içinde boğulduk.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Şehir yapıyorsanız çok yükselmeyin. Ölçü bozulduğu zaman önce gözün ölçüsü bozulur, sonra kalbin ölçüsü. Şu anda biz ölçüsü bozulmuş kalplerle yaşıyoruz. Kalbin ölçüsünün bozulması hırstır. Haris olursunuz."
"Yeni insanımız, ecdadı kadar mütevekkil değildir. Hayata karşı tedirgin ve endişelidir. Ataları kadar sakin ve huzurlu olamamaktadır. Bir türlü anlayamadığı ve neden olduğunu kestiremediği bir acelecilik içerisindedir. Hayatını her an bir şeyleri elden kaçırıyormuşçasına telaşlı yaşamaktadır. Kader ile arasında ise eskilerden çok çok farklı, uzun ve uzak bir mesafe vardır. Kaderle dost eski insanımızın yerini, bugün kaderi bir türlü teslim olamayan, mütereddit, aklın tedbirleri peşinde koşan ve onunla da tatmin olmayan yeni insanımız almıştır. Bu yeni insan, batılı insan tipi gibi kadere tümüyle de karşı çıkamamakta ve kaderin hükmüne karşı isyan bayrağını açamamaktadır. Kısacası mütevekkil, huzurlu, sakin ve kazaya rıza gösteren eski insanımızın karşısında, şu anda onun devamı olduğunu iddia eden huzursuz, telaşlı, tedirgin ve endişeli yeni insanımız yer almaktadır."
"Medeniyet, Medine'den geliyor. Şehir merkezli bir kavram. Toplum-cemiyet esaslı bir anlayış. Medeniyet ise bizim tanımlamamız. Evet, model böyle... Bir dünya çiziyor size. Bir tasavvur... Cenab-ı Allah kuluna, kendi iç dünyasında, yaratılışında gizli kodlar ile var olan ama mutlaka ilahi bir açıklamayı gerektiren bir dünyayı tasvir ediyor ve emrediyor.