Bazı haddini bilmezler İmâm Gazali Hazretleri'ni tenkît etmektedirler. Umûmiyetle Vehhabi, bid'atçi, mezhepsiz, reformcu meşrepli bu gibi bozgunculara katiyen kulak asılmamalıdır. İmâm Gazali bir âlim-i Rabbanî olup, asrının müceddidi idi.
Kınama kimseyi hafız. Bugün tenkit ettiğini yârın taklit edersin.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
montella dönemi taktiksel analiz bay vincenzo montella 2023'te görevi devraldıktan sonra milli takımı epey toparladı, euro 2024'te çeyrek final, 2026 dünya kupası'na da 24 yıl aradan sonra play-off'larla götürdü. ama taktiksel olarak baktığında hem artıları hem eksileri net ortada. temel sistem: genelde 4-2-3-1'le çıkıyor. çift pivot (hakan çalhanoğlu + ismail yüksek/orkun kökcü) orta sahada denge sağlıyor. kanatlar (barış alper, kerem aktürkoğlu) genişlik yaratıyor, arda güler ve kenan yıldız gibi yaratıcı oyuncular half-space'lerde özgür bırakılıyor. hücumda 3-2-5'e veya 3-1-4-2'ye dönüşebiliyor; fullback'ler (özellikle ferdi kadıoğlu) yüksek çıkıyor, build-up'ı 3+2 yapıya çeviriyorlar.0 güçlü yönler: • genç ve teknik kadroyu (arda, kenan, ferdi, orkun) iyi harmanladı. takım ruhu ve mentalitesi euro 2024'te belli oldu. • yüksek pres ve hızlı geçişlerde etkili olabiliyor. montella oyunculara tutkuyu aşılıyor, sahada duyguyu da oyuna katıyor. • esnek: rakibe göre 4-3-3 veya 4-1-3-2'ye dönebiliyor. savunmada kompakt durabiliyorlar.1 zayıf yönler (tenkit buradan geliyor): • bitiricilik ve hücumda üretkenlik sorunu kronik. 2026 grup maçlarında (avustralya ve paraguay) tonla şut çekip (65+ gibi rekor) gol atamamak tam bu yüzdendi. • büyük maçlarda mental dalgalanma ve taktiksel derinlik eksikliği eleştiriliyor. rakip blokları yarınca alternatif planlar sınırlı kalıyor. • savunmada bireysel hatalar ve geçişlerde açık verme devam ediyor. “süslü” eleştirilerinin arkasında da sahada savaşçı ruhtan ziyade bireysel yeteneklere fazla bel bağlamak var. • forvet sorunu yıllardır çözülemedi; montella da false 9 veya kanattan beslemeyle idare ediyor. kısaca montella dönemi yeniden doğuş sinyali verdi ama istikrar ve büyük turnuvalarda kalıcılık hâlâ sorun. yetenek
Bugün tenkit ettiğini yarın taklit edersin.
Edebiyat
Velvele çok, icraat yok !
Bugünkü mevzumuz, hayatta "bir şey" olamamanın sancısı ile arz-ı endam edenlerin velvelesi... Bunlar her devirde insanın içini şişiren, enerjisini sömüren öylesi bir güruh... "Lafa gelince mangalda kül bırakmayan, işe gelince ortalıkta gözükmeyenler" kulübü. Hayatı sadece bir "tribün seyircisi" gibi yaşayıp, sahadakilere sürekli taktik vermeye, kusur bulmaya bayılırlar. Değişime, gelişime zerre katkıları olmadığı gibi, yapıcı tek bir fikir ürettikleri de görülmemiştir. "Velvele çok, icraat yok !" Bu profilin değişmeyen özelliği: Geçmişi (cemaziyülevveli)...Vitrin süsü olmak, parlatılmış boş bir imaj, hep "mış gibi" yapmak. Bugünü...Sürekli bir mağduriyet dili, her şeyden ve herkesten şikayet etme konforu, kronik memnuniyetsizlik. Geleceğe katkısı ise...Koca bir sıfır. Çünkü üretmek emek ister, risk almayı gerektirir; şikayet etmek ise bedavadır. "Kendi ışığına güvenen, başkasının parlamasından rahatsız olmaz." derler. Bunlar kendi ışıklarını yakamadıkları için, sürekli karanlıktan şikayet edip dururlar. Dünden bugüne bir arpa boyu yol alamamalarının sebebi de tam olarak bu: "Aynaya bakmak yerine hep başkalarını parmakla göstermek". Ne yazık ki çeneye verilen kuvvet, beyne ve ele verilmediği sürece bu vızıltı hiç bitmez. Mevzuya manzum uslüp ile devam edelim... ★ BOŞ KUBBENİN YANKILARI Anlayamıyorum ! Mazisinde de sadece vitrinde olma çabasından öte bir şey yapmamışları... Güne dair de; varsa yoksa sızlanma, şikâyetlenme, memnuniyetsizlik... Ya Hu, dünden bugüne hiç mi arpa boyu yol almaz insan... Yumurta vermez tavukların gıdak-gıdak velvelesi, Bal yapmaz arıların vızı-vızıl vızıltısı ! Eli iş tutmaz, dişe dokunur iş yapmaz, fikir üretmez, çeneye kuvvet... Bir ömür şikayet ettiğin mevzularda ne yaptın diye sorsan, cevap kallavi... Cemaziyyül-evvelini de
"Modern askerî teşkilatımızın onlu, yüzlü, binli taksimin menşei, Asya Hun Türklerine kadar geriye gitmekte olduğu gibi ordumuzda müşahade ettiğimiz tam itaat geleneğinin en mükemmel nümunesini 2100 sene evvel Türk Tanhu'su Motun vermişti." İbrahim Kafesoğlu'nun Macaristan'daki tahsilinden döndüğü dönemde kaleme aldığı ilk yazılar arasında yer alan ve 3 Ocak 1946 tarihinde Cumhuriyet gazetesinde neşredilen "Türk Tarihinde 'Mukaddes Yurt' Telakkisi" başlıklı makaledeki bu pasaj, ilk bakışta Türk askerî tarihine dair genel bir değerlendirme gibi görünse de, dönemin hâkim tarih anlayışına yönelik zımnî bir tenkit olarak da okunabilir. Nitekim söz konusu yıllarda Türk Kara Ordusu'nun kuruluşu için Yeniçeri Ocağı'nın teşkil edildiği tarih esas alınmakta, Türk askerî geleneğinin kökenleri büyük ölçüde Osmanlı dönemiyle ilişkilendirilmekteydi. Kafesoğlu ise henüz kariyerinin başlarında kaleme aldığı bu yazıda, ordumuzdaki onlu teşkilât sisteminin ve askerî itaat anlayışının menşeini Asya Hunlarına kadar götürerek Türk askerî tarihinin çok daha derin ve kesintisiz bir geçmişe sahip olduğunu vurgulamıştır. Bu yaklaşım, Türk devlet ve ordu geleneğini yalnızca Osmanlı çerçevesinde değerlendiren anlayıştan ayrılmakta ve kökleri Hun çağına uzanan tarihî devamlılık fikrini ön plana çıkarmaktadır. Daha sonraki yıllarda bu mesele özellikle Hüseyin Nihâl Atsız tarafından defalarca gündeme getirilmiş, Yılmaz Öztuna da gerek neşriyatında gerekse Genelkurmay Başkanlığı nezdindeki girişimlerinde Kara Kuvvetleri'nin tarihî başlangıcının Hun dönemine dayandırılması gerektiğini savunmuştur. Nihayet bu görüş zamanla kabul görmüş ve Türk Kara Kuvvetleri'nin kuruluş tarihi olarak Mete Han'ın tahta çıkış yılı olan M.Ö. 209 tarihi esas alınmıştır. Bununla birlikte, Kafesoğlu'nun burada asıl amacı