Bu gençliğin tenkit edilmesini anlarım; fakat bu tenkidi icap ettiren kusurlardan evvela gençliğin mes'ul tutulmasını anlamam. Bana öyle gelir ki, her baba, oğluna indireceği tokadı evvela kendi yanağına yapıştırmalıdır. Gençliğin kusurları, bizim ona karşı yaptığımız kusurların devamından ve istihalesinden başka ne olabilir ki?
Sayfa 197·Kitabı okuyor
Alıntı
Tanzimattan bugüne kadar geçen mütefekkirlerimizi Bu noktadan tenkide hakkımız var. Birer makale veya Monografi ile yapılabilecek olan bu tenkitler onların değerini düşürmekten ziyade devrin zaruretleri içinde insanlara nasıl düşünmeye mecbur olduklarını gösterecek kendimizi aynı hatalardan korumaya yarayacak, hatta kendimiz için bir nefis muhasebesi olacaktır. Burhan Belge, makalelerinde birçok nesilleri bu tarzda tenkit süzgecinden geçiriyor. Burada onları tahlil edecek değilim. Açıktan açığa ittihadı anasırdan bahseden millet ve ümmeti bir gören Namık Kemal'i, Vefik Paşa, Ali Suavi gibi gibi Türkçüler karşısında ne dereceye kadar milliyetçi sayabiliriz? Makale sahibinden şu noktada ayrıldığımı zannediyorum: "ona göre Tanzimat Garp kültürünün köklerine inmesini bilmedi bilseydi işler düzelirdi. Tanzimat daha ilk gününden kartlı kültür ve kartlı medeniyete geçme kararını verecekti." Bence Tanzimat gark kültürünün köklerine inemezdi. Bugüne kadar ikilik buhranı tanzimattan sonraki Osmanlı Cemiyeti'nin zaruri neticesiydi. Bununla beraber fikir buhranının muntazam yükselen bir grafikle göstermeye de imkan yoktur. Çünkü mütereddit kararsız kalçalarımızı muhtelif neviden kompromileri yanında (Namık Kemal, Ali Suavi, Ziya Gökalp) günden güne sistemleşen, kendi aleminde çok insicamlı ve kuvvetli reaksiyonerlerimiz görülüyor. Hatta bazıları sahalarında seleflerinden daha ileride: tarih ve hukukta Cevdet Paşa, Kelamda Zihni Efendi, tasavvufta oğlanlar şeyhi İbrahim Efendi, lisanda Muallim Naci. Bu adamlar kültürden mükemmel olmanın yaması bir kemiyet şekli içinde mümkün olduğunu sezmişlerdir. Fakat Garpçılarımızı eski dünyaya karşı neden tam bir hesaplaşma yapmadıkları, Garbın çıraklığına neden razı olmadıkları için imtihan edemeyiz.
Sayfa 45 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bir fikri reddetmek ayrı, çürütmek ayrıdır.
Sokrat'tan bugüne kadar birçok filozof, âlim ve düşünür tarafından Allah'ın varlığına dair çeşitli deliller ortaya konulmuştur. İnanmayanlar, Allah'ın varlığına dair ortaya konulan delilleri çürütememişler, bunun yerine tenkit etmiş veya sadece reddetmişlerdir. Bu da bazıları tarafından o delillerin çürütüldüğü şeklinde algılanmıştır. Halbuki bir fikri yalnızca tenkit veya reddetmek, o delili hiçbir zaman çürütmek manasına gelmez.
Sayfa 20 - Süeda Yayınları·Kitabı okuyor
1000Kitap
Eleştiri insanın doğruyu bulmasını engellerdi… Eleştirilen insanlar bir taraftan özgüvenlerini kaybeder, bir taraftan da ben savunması yaparak egoları güçlenirdi. Onun için tasavvuf geleneğinde eleştirmek en büyük nefis kusurlarıdan biri olarak görülmüştür. Tenkit eden terk edilir, denmiştir. Eleştiren de eleştirilen kişi de nefsi olgunluğa ulaşmaz.
Sefalet ve ihtiyaç yoksul insanı sınırlar; onun işi yahut uğraşı bilgisinin yerini alır ve düşüncelerini işgal eder. Fakat cahil olan zenginler sadece zevkleri peşinde koşarak ömürlerini tüketirler ve vahşi bir hayvana benzerler; her gün görülebileceği üzere, bunlar aynı zamanda servetlerini ve boş vakitlerini kendilerine en büyük değeri kazandıran şey için kullanmadıklarından ötürü de tenkit edilmelidirler.
Sayfa 56 - Merdiven Yayınları·Kitabı okuyor
Eğitim sistemine tenkit
Gerçekten talebe öyle bir hale gelir ki "öğrenmekten keyif almak" denilen şeyi adeta unutmuştur. Oysa insan, fıtratı gereği bilmeye meyleden, bilmekten haz duyan bir varlıktır.
Sayfa 130
Alıntı