Ama bir de şu vardı, acaba beni sever sevmez erişilmezliğini yitirip sıradan bir insan mı olacaktı ve Buddy Willard’la ondan önceki gençlerde olduğu gibi Constantin’de de kusur üstüne kusur mu bulacaktım?
Hep aynı şey oluyordu.
Uzaklarda kusursuz bir erkek görüyor ama o erkeğin yakına gelir gelmez hiç de uygun biri olmadığını anlıyordum.
Hiç evlenmek istemeyimişin nedenlerinden biri de buydu. Hayatta en son istediğim şey sonsuz güvenceye kavuşmak ve okların atıldığı yay olmaktı. Ben değişiklik ve heyecan istiyordum. Dört Temmuz bayramlarındaki havai fişeklerden rengarenk kıvılcımlar gibi her yöne atılmak istiyordum…
Bir kadının bir tek temiz yaşantısı olması gerektiği, oysa bir erkeğin biri temiz, öteki kirli iki yaşantısı olabileceği düşüncesi beni çileden çıkarıyordu.