10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2025 17. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2025 00:51
Kitap şapka meselesi ile beraber o zamanın insanının Ankara hükümetine bakışını, hükümetin halka olan tahakkümünü bariz bir şekilde gösteriyor. Ankara hükümeti'nin keyfi getirdikleri hükümler halka icbâr ediliyor. Kıyafeti benzetmek ile zihinleri değiştireceklerini sanan bedbahtlar mukallitlikten öteye geçemiyor. Mustafa Sabri Efendi benzemek ile benzemeye çalışmanın arasına ince bir çizgi çekiyor. Yakıştığını iddia ederek Frenk şapkası giyen ile Frenk gözükmeye çalışarak şapka giyen kimsenin aynı kefede olalmayacağnı iddia ediyor. Müslüman olmayanlara benzemeyi arzu ederek (teşebbüh) giyilen şapkada kalbin mühim bir hissesi vardır ki işin kalbe tealluk eden bu ciheti insanı dinden çıkarır. Bu kimsenin Müslüman olarak tanınmamaya özenmesi İslamiyet'in izzet-i nefsine dokunur. Dini İslam ise başka noktalarda semâhatkâr olmakla beraber izzet-i nefs hususunda gayet hassastır gayet kıskançtır. Hakarete hiç tahammül edemez derhal kat-ı rabıta eder. Şimdiye kadar kendisine ait olarak kabul edilen kıyafeti gayri medeni addederek gayr-i müslim kıyafetini taklit ve tercihini hakaret sayar. Hakarete katlanmak ise sağlamlık değil arsızlık ve müptezelliktir. Ankara hükümetinin ise bu mevzudaki görüşü gayet açıktır. Mustafa Kemal Paşa'nın" Kiyafetimiz tepeden tırnağa kadar Medeni olacak" diye bas bas bağırmasının manası teşebbüh değil de nedir? Son söz olarak "Bu mevzuda açik ayet ve hadis yoktur. Kimse şapka giymedi diye dinden çıkmaz" diyenlere mukabil; acaba ayet ve hadis olsaydı Ankara hükümeti bunu tatbik eder miydi ?
Türkün Başına Gelen Şapka MeselesiMustafa Sabri Efendi · Derin Tarih Kültür Yayınları · 2017129 okunma
Cehalet
8/10
·541 syf.··
2021 6. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 18 Temmuz 2021 04:19
Kitaptaki tek problem: Küfre sebebiyet veren batıl bir fetvanın savunulmasıdır. Tirmizi'nin naklettiği “Zatu Envat” hadisinde zikredilen, İslam'a yeni girmiş olan sahabelerin, Rasulullah (sas)'tan talep ettikleri şeyin teşebbüh (müşriklere benzeme), daha yalın bir ifade ile küçük şirk olmasına rağmen büyük şirk olduğu zannedilmiş; ve netice olarak "Şirku'l-Ekber'de cehaletin mazeret olmayışı" ancak ilmin yayılmasına ve ulaşılabilirliğine bağlanmıştır. 178. sayfada Lecne ed-Daime (Suudi Arabistan Daimi Fetva Kurulu)'ndan özetle şu fasid inancın fetvasını aktarmışlar: “Nebi'den (sas) zatu envat kılmasını talep edenlerin durumu ise; bu kimseler küfürden yeni çıkmışlardı ve bunu yalnızca talep etmişler ve yapmamışlardı. Onlardan hasıl olan şeriata muhalifti ve Nebi (sas), eğer talep ettiklerini yapsalardı kafir olacaklarına ifade eden bir cevap vermiştir.” Yani bu zevatlara göre bir kişi cehaletle şirki talep eder fakat yapmazsa şayet mazurmuş; ama yaparsa şayet kafir olurmuş. -Haşa- o sahabelerin içinde bulunduğu durumdan dolayı, hadisten bu fetva(!) çıkıyormuş (ki bu, gerçekten de çok büyük bir iftiradır). Rabbim, tevbe edip bu küfür inançlarından dönmeyi nasip eylesin. Gerçekten yazık olmuş. ... fakat bunun dışındaki hususlarda, özellikle selefe yönelik nakillerle meseleyi sarih bir şekilde tebyin etmesi, aslu'd-dinde cehaleti özür görenleri tokat manyağı yapmak için yeterlidir.
Din
İslam Hukukunda CehaletSalih el-Fevzan · Menhec Yayınları · 201610 okunma